banner165
Bugün Saçmalama Hakkımı Kullanıyorum !..
 
Bu yazıyı 21 Mart günü yazıyorum.  Bugünün özelliği ise malum, ‘Nevruz’ diye anılan ve Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve de ülkemizde de baharın ilk günü olarak kutlanılması şenlikleri ile geçiyor olmasıdır.
Hava ise lodos fırtınası nedeni ile çok rüzgârlı ve ısı düşüyor biraz.  Evimin etrafında yer alan ağaçlar, şiddetlenen lodosa koşut olarak dalgalanıyor.  Deniz ise beliren yüksek dalgalar sonucu bolca köpüklenmiş durumda.  Yani doğa da saçmalıyor bugün.
Lodosun yarattığı barometre değişimlerini en fazla ve kolayca yaşlı bedenler algılarlar.  Ben de yetmiş yıldır beni taşıyan yorgun iskeletimin çeşitli yerlerinden sessiz feryatlar geldiğini anlıyorum.  Keşke sadece eklem yerlerim sarsılmakta olsa, galiba beynimde etkilendi lodostan ve bugün biraz saçmalamak duygusu sardı beni de!
İzninizle, bu yazım ile biraz saçmalamak arzumu doyuma eriştirmek ve yakın dönemin beni etkileyen saçmalıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum!
***
Ben de iz bırakan ilk saçmalamalar TV ekranlarından geldi birkaç günden bu yana. Buyurun;
“Ay kız, duydun mu olanları.  Bizim Mira hamile imiş.  Herhalde hamamda göbek taşına yüzükoyun uzandı ve fazlaca yattı kaldı garibim!”
***
Bir diğer dalgalanma ise ‘aldatılmış olmak saçmalığı olarak’ üzerine sardı bedenimi…
Hani; Ergenekon gibi, Balyoz gibi yargılamalar olmuştu ya, günler ve aylar boyu süren.  Kaç kişi kahrından ölmüş veya intihar etmişti.  Yaşayanlar ise yıllarla Silivri de demir parmaklık arkasına atılmıştı. 
Bir kısım insanımız ki, ben başta olmak üzere inanmamıştık bu yargılama dizilerine.  Ama yandaş medyanın köpürttüğü köşe yazarları ve bazı siyasiler ver yansın etmişlerdi askerlere, aydınlara ve mahpus gazetecilere.
Şimdi duyduk ki; ‘meğer biz aldatılmışız’, hem de paralel yapı tarafından!   Demek ki saçma sapan yargılamalar olmuş bu arada ve yatanlara da bazıları ‘Oh !’ demişler. Yani,  koskocaman devletimizde biz gariban vatandaşlar gibi bu saçmalamalarla uyutulmuşuz.  Yerseniz!
***
Bir okulumuzun resim öğretmeninin başına gelenler de saçmalığın dik alasıdır.  Okul müdürü olan kişi, kadın öğretmenin facebook sayfasına izinsiz girerek bazı çıktılar almış.  Orada kendince önemli bulduğu ‘nü’ temalı resimleri suç unsuru olarak kabul ederek, ihbarda bulunmuş. 
İşin güzel yanı, bu saçmalıklarla da kadın resim öğretmeni bir başka ilçeye sürgün olarak atanmış!
Şimdi de doğal olarak hakkını arıyor.  Hani birisi saçmalık yaparak kuyuya taşı atıyor, kırk akıllı da saçmalıkla atılan bu taşı çıkarmaya çalışacak!  Kolay gelsin eğitim dünyamıza…
***
Şimdi gelelim en saçma olaya ve yalanına.
Hani bir Kabataş İskelesi olgusu uydurulmuştu, anımsarsınız.  Eşini bekleyen genç bir kadın ki, yanında arabada yatan çocuğu da vardır, sayıları 40 ila 50 arası varsayılan kafaları bandanalı ve elleri deri eldivenli apaş tipi kişilerce itilir kakılır.  Saçmalık burada bitmez, üstüne küçük abdestlerini bile yaparlar yere yatırarak. 
Bu olayı olmuş kabul eden bir siyasetçi de meydanlara çıkar ve; “Benim başı örtülü hanım kardeşime yapılanlar …” diyerek defalarca bu saçmalığı anlatır.
Ne kamera kayıtları ve ne de tanıklar böyle bir olgu olmadığını, bunu iddia etmenin ise bir saçmalık olduğunu bilmem kaç kere tekrarlarlar.
Bu olayı sahiplenmiş bir ünlü köşe yazarı ise “Bu saçmalığa inanmakla eşeklik ettim!”,  demiş iken, bir yandaş kadın gazeteci olayı günümüzde de savunur.  Bu kadın gazeteci, senin bu saçmalıklarına doyduk denilince çok üzülür.  Onun üzüntüsünü dert edinen yandaş köşe yazarları, aynı gün kendi köşelerinde aynı saçma başlıkla yazı yazarlar; “Diliniz kaba, vicdanınız boş!”.
Bir yandaş gazete ise fotomontaj ile mizansen hazırlar ve tam sayfa basar.  Kış günü çekilen Kabataş fotoğrafına siyah çöp insanlar yerleştirilir ve bu saçma hazırlık tam sayfa gazeteye basılır.  Saçmalığın dil alası bu habere ise insanlarımız güler geçer ama herhalde saçmalık olimpiyatı ürünü olan bu hazırlığı yapanlar, gazeteciyiz diye övünürler!
***
Altı yaşındaki kız evlenmeye uygundur diyebilen sözde din âliminin sözünü, asla saçma söz olarak kabul etmeyin.  Bu kişi, ülkemin bir din bilgini sayılarak saçma düzenin sefasını sürmekte olan bir gerçekliği temsil etmektedir!
Haksız mıyım bugün ben saçmalık yazayım derken!  Hatta gelin bir kısa mani ile saçmalık yazısını tamamlayalım;
“Mezarımı derin kazın, dar olsun / Altı lale, üstü çimen bağ olsun / Ben ölürsem sevdiceğim sağ olsun!”
Not:   Mersin İmece Haber Gazetesi genel yayın yönetmeni olarak Sevgili Seyrani Soluğan göreve başladı.  Kendisine başarılar dilerim, hoş geldiniz derken.  (E.A.). 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188