banner165
banner177
banner176

Mescid, Allah’a secde edilen yer demektir. İslamiyet’te, mescit yani cami, Müslümanların Allah’a ibadet etmeleri için yaptıkları yapının adıdır. Peygamber efendimiz zamanında ve ayetlerde cami değil de mescit kelimesi kullanırdı. Daha sonraki zamanlarda küçük ibadethanelere mescit, büyüklerine ise cami denilmiştir.

Cami, toplayıcı, bir araya getirici demektir. İslamiyet ve Müslümanlar camilere çok büyük önem vermişler, camiler bir beldenin bağımsızlığının, birlik ve beraberliğinin sembolü haline gelmiştir. Peygamber Efendimiz, Mekke’den Medine’ye hicret ederken Medine’ye 3 km. uzaklıktaki Ranûna Vadisi’nde 14 gün kalmış ve burada ashabıyla birlikte Kuba Mescidi’ni inşa etmişlerdir. Yine Medine’ye varır varmaz ilk iş olarak, Mescid-i Nebi’nin inşasına başlamış ve sahabeyle beraber, burada da bir işçi gibi çalışmıştır. Daha sonraki dönemlerde ise, İslam devletleri; Emeviler, Abbasiler, Selçuklular özellikle Osmanlı Devleti gittiği, fethettiği her yerde ilk iş olarak oraya bir cami inşa etmişlerdir. Osmanlılarda bir şehir veya bir mahalle kurulurken o şehrin veya mahallenin ortasına bir cami inşa eder, şehir veya mahalle yani evler ise o caminin etrafında yapılırdı. Bugün birçok şehirde ya padişahların ya da padişah hanımlarının veya vezirlerin yaptırdığı camiler, külliyeler birer tarihi şaheser olarak dimdik ayakta durmaktadır.

Tarihte olduğu gibi bu gün de Müslüman Türk milleti cami yaptırmaya camileri imar etmeye, hiçbir dünyalık menfaat beklemeksizin devam etmektedir. Çünkü Allah Rasulü hadis-i şeriflerinde: “Kim Allah rızası için bir mescit yaparsa Allah da cennette onun için yaptırdığı o mescidin benzeri bir köşk inşa eder.” buyurmaktadır. Müslüman biliyor ki camiler, mescitler birer Beytullah yani Allah’ın evidirler. Kâbe’nin bir şubesidirler. Kâbe ve diğer mescidler, camiler adeta birer kalp gibidirler. Nasıl ki kalp vücuttaki pis kanları toplar daha sonra temiz kan pompalarsa; mescitler, camiler de günahkâr olsun olmasın tüm bölge halkını toplar ve onları arınmış, temizlenmiş olarak tekrar evlerine, işlerine gönderir.

Ayette Allah (cc); “Allah’ın mescitlerinde, onun isminin anılmasını yasak eden ve onların yıkılmasına çalışandan daha zalim kim vardır? (Bakara, 114 ) buyurmaktadır. Müslümana yakışan atalarımızın yaptığı gibi camilerimizi hem madden hem manen imar etmektir. Ayette Rabbimiz: “Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazını kılan, zekâtı veren ve sadece Allah’tan korkan kimseler imar edenler, onarırlar.” (Tevbe, 18) buyurur. Mescitlerin imarı iki şekilde olur: 1- Camilerin tamiri ve yenilenmesi ile olur. Bu maddi tamirdir. 2- Camiler ziyaret edilerek, içinde ibadet edilerek mamur olur ki buna da manevi imar denir. Asıl olan da budur. Mescitlerin, camilerin imarı yani mamur hale gelmesi hem binasının bakımı, hem de cemaatinin çokluğu ile mümkün olur. Böylece hem maddi hem de manevi imar gerçekleşmiş olur. Aslında mescitlere sahip çıkmak Allah’ın dinine sahip çıkmaktır. Ayette: “Andolsun ki Allah, kendi dinine yardım edene yardım eder, onu muzaffer kılar.” buyurulmuştur. (Hacc, 40) Çünkü camiler Allah’ın evleridir. Allah (cc): “Şüphesiz ki mescitler, Allah’a mahsustur. O halde Allah ile beraber hiç kimseye kulluk etmeyin” (Cin, 18) buyurur. Yani Hıristiyanların kiliselerine ve Yahudilerin havralarına girdikleri zaman yaptıkları gibi, Allah’a eşler kılmayın.

Kâbe’nin birer şubesi ve Allah’ın evleri olan camiler, mü’minler için birer arınma, affedilme, sevap kazanma membaıdırlar. Camiye gelmek, orada adabıyla oturmak dahi mü’minin sevap kazanımına vesiledir. Hadis-i Şerifte: “Namazı bekleyerek (camide) oturan namazda (imiş gibi) sevap kazanır.”, “Evinde güzelce abdest alıp camiye giden kimse Allah’ın ziyaretçisidir. Ziyaret edene ikramda bulunmak ziyaret edilenin üzerine bir görevdir.”, “Bir Kimse evinde güzelce temizlenir de Allah’ın farzlarından birini ödemek için mescitlerden birine giderse, attığı adımlardan biri günahlarını siler. Diğeri de derecesini yükseltir.” buyurmaktadır.

Hadis-i Kudside ise şöyle buyurulur: “Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde, mescidleri inşa, tanzim ve tenvir edenleri, benim rızam için birbirlerini sevenleri ve seher vaktinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vaz geçerim” buyurulmuştur. Yine hadis-i şerifte; “Bir adamı mescitlere devam ediyor gördünüz mü, onun mü’min olduğuna şahitlik ediniz.” buyurulmuştur.

Camilerin temiz tutulmasıyla ilgili Allah Rasulü; “Mescidde tükürmek bir masiyettir.”, “Soğan, sarımsak, pırasa yemiş olan adam mescidimize yaklaşmasın, çünkü melekler de insanoğlunun rahatsız olduğu şeylerden rahatsız olur.” buyurmuştur. Bedevinin biri cami havlusuna küçük abdestini bozması üzerine Rasulüllah o bedeviyi; “Şüphe yok ki, bu mescidler yalnız Allah’ı zikretmek ve Kur’an okumak için tesis edilmiştir. Abdest bozmak ve sair tiksinilecek şeyler buraya yaraşmaz.” buyurarak uyarmıştır. Camiler secde edilen yerler olduğu için, başkalarını rahatsız edecek pis ve kokan çoraplarla, ıslak ayaklarla camilere girmemek gerekir.

Rivayetlere göre, Rasulüllah Cuma günü imam hutbe irad ederken, dizlerini dikerek, iki elini kavuşturup oturmaktan nehyetmiştir. Peygamber Efendimiz; “Mescitteki konuşma tıpkı hayvanların otu yiyip bitirdiği gibi hasenatı yiyip bitirir”, “Namaz için oturan (bekleyen) namazdadır.” buyurur. Yani camide Allah rızası için oturan kişi namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Cuma günü hutbe okunurken konuşmak hadisle yasaklanmıştır. Hatta konuşana dahi sus diyerek konuşmamak gerekir. Konuşan birileri varsa onlara “sus, konuşma” diyerek değil de el işaretiyle konuşmamalarını temin etmek gerekir. Hadiste; “Hutbe okunurken birisi arkadaşına sukut et veya sus dese lağvetmiş (yani sukut etmemiş) olur. Hutbe okunurken lağvedenin cuma’sı(nın sevabı)  yoktur.” buyurulur.

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arası Diyanet İşleri Başkanlığı, İl ve İlçe müftülükleri tarafından, “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanmaktadır. Her sene Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen bir konu ülkemizde ve yurtdışında cemaate anlatılmaktadır. Bu seneki belirlenen ana tema “Cami ve İlim” konusudur. Ayrıca 02-04.10.2020 tarihleri arasında Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle “Ayasofya Cami-i Şerifi Sempozyumu” düzenlenecek olup, sempozyum online olarak www.ayasofyasempozyumu.com adresinden ve youtube üzerinden canlı olarak takip edilebilecektir. Bu münasebetle “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nın ülkemizde ve tüm İslam âleminde hayırlara vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ederim.

Cumanız ve ömrünüz bereketli olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.