Bu pazar bir işim dolayısıyla Konya’ya gittim.

Konya’ya 40 km mesafede işimi hallettikten sonra buraya kadar gelipte Konya’yı gezmemek olmazdı.

Konya’ya en son yaklaşık 40 yıl önce gitmiştim.

O zaman fazla gezmek için zamanım olmamıştı.

İlk önce arkadaşlarımla beraber onlarında akrabası olan iki üniversite öğrencisinin evine uğradık.

Bu ev üniversiteye 8 km uzaklıkta birinci katta tipik bir öğrenci eviydi.

İlk dikkatimi çeken ev kirası oldu.

Geçen yıl 1300 TL olan aylık kira bu yıl 2000 TL olmuş.

Evde dört kişi kaldıklarından her birine ayda 500 TL düşüyordu.

Bu rakam Türkiye ortalamasının çok altında.Çünkü ev 3+1.

Mersin’de bende üniversite caddesinde oturuyorum.Burada 2+1 evler neredeyse aylık 4000 TL.

O yönden Konya’ya hayat pahalılığı gelmemiş ve fırsatçın sahipleri yok gibiydi.

Biraz oturup hoş beşten sonra verilen çaylar eşliğinde Konya’yı tanımaya çalıştık.

Bu ara karnımız acıkmıştı.

Öğrenci arkadaşlar bizi CEMO denen ve etli pide yapan lüks bir restauranta götürdüler.

Yani şimdi Konya’ya gidipte etli pide yemezsek olmazdı.

Restaurant çok güzel bir mekandı.Biz gittiğimizde iki masa vardı ama bir anda kalabalıklaştı.

Etli pidemiz geldiğinde o garsonların ilgi ve alakasına bayıldım.

Etrafımızda dönüp durdular yemeğimiz bitene kadar.

Beş kişinin maliyeti 340 TL tuttu.

Bu rakamda bana düşük geldi.

Oradan çıktığımızda yürüme mesafesinde olan kapalı bir mekana geçtik.

Burada genelde takılar,tesbihler,resimler, şallar vs satılıyordu.

Otantik bir mekandı.Müşteriye karşı ilgi ve alakaları taktire şayandı.

Konya’da deniz olmadığı İçin mini bir deniz yaratılmıştı.

Deniz gibi algılansın diye bir tarafa deniz kumu dökülmüştü.

Orada bir kaç fotoğraf çektirdikten sonra az ileride bir kafe türü yere geçtik.

Yine garsonların güler yüzü ve sempatisiyle birlikte çay ve kahvelerimizi içtik.

Kahvenin yanına çerez ve lokum getirdiler.

Yine hesap bizi şaşırttı.Üç çay,iki kahve verdiğimiz ücret 50 TL idi.

Öyle güzel bir mekanda daha fazla olur diye düşünmüştüm ama yanılmıştım.

Artık Mevlana’yı ziyaret etmeden gitmek olmazdı.

Bu manevi ermişin huzurunda bir dua etmeden Mersin’e dönmek bize yakışmazdı.

Navigasyon ile bulduğumuz Mevlana müzesine Pazar olmasına araba park edecek yer bulamadığımızdan içeri girmek mümkün olmadı.

Yinede dışarıdan dualarımızı ettik.

Dönüş vakti gelmişti.Öğrenci arkadaşlar metroya binmek için bize veda ettiler.

Bir not daha düşmek istiyorum.Konya ulaşımda en ucuz kent.Öğrenci ücreti 1.5 TL, sivil ise 2.00 TL.

Konya genişlik açısından Türkiye’nin en büyük kenti.

Yolları çok geniş ve rahat.

Özellikle alt geçitlerden 

yan yana dört araba gidebiliyor.

Yayalara karşı sürücüler çok nazikler.

Evler en fazla dört katlı ve ip gibi yan yana dizilmişler.

Ben gezdiğim yerlerde dikey binalara rastlamadım.

Belki Konya deprem bölgesinde olduğu İçin böyle çok katlı binalara izin verilmiyor diyeceğim ama başka illeri görünce bu savım beni yalanlıyor.

Kesinlikle çarpık yapılaşmaya rastlamadım.

Bizde bir yol gidiyor bakıyorsun tam yolun bitiminde bir apartman karşılıyor bizi.

Konya’da böyle çarpık binalara izin verilmiyor.

Cadde ve sokakları gayet güzel ve geniş.

Konya ovası uçsuz bucaksız bir heybetli görünüm sergiliyor.

Özellikle Türkiye’nin buğday ambarı diyebiliriz.

Bir çok yerde ayçiçeği ve mısır ekimine rastladım.

Ama tek rastlamadığım meyve ağaçları.

Zannedersem susuzluktan kaynaklanıyor.

Buradan sınıf arkadaşım Tarım Bakanı Vahit Kirişçi’ye seslenmek istiyorum.

Bu sorununu çözmeli ve meyve ağacı dikimini teşvik etmeli.

Burada sulamalar 50 metre uzunluğunda damla sulama şeklinde yapay aletler ile sağlanmaktadır.

Bence yer altı sularına yönlendirilmeli çiftçiler.

Gittiğimiz bir çok yerde su kuyusuna rastladım.

Demekki istenirse bu kuyular İçin teşvik verilebilir.

Konya’da binalar çok estetik bir şekilde yapışmış.

İnsanın bakınca içi açılıyor.

Bir çok yerde Mevlana’nın ruhunu yansıtan otantik binalar var.

Konya’nın sanayisininde gelişmiş olduğunu gördüm.

Mesela mobilya sektörü çok gelişmiş.

Bir günde ancak bu kadar gezebildik.Ama en kısa zamanda tekrar gitmek isterim.

Dışarıdan anlatıldığı gibi “yobaz”bir il olmadığını müşahade ettim.

Sokakta baş örtülü kadınlarda vardı,mini etekli kızlarda.

Kimse kimseye karışmıyor.

Benimde kafamda yer eden bir çok algının boşuna olduğunu anladım.

Ama yazı sıcak olduğu kadar kışı çok sert geçiyormuş.

Tabi karasal bir iklimin özelliği var Konya’da.

Evet değerli okuyucularım;

Bir günlük Konya ziyaretimde ancak bu kadar tesbitler yapabildim.

Zamanım olsaydı bir çok insanla konuşur daha fazla bilgi alabilirdim.

Bir daha yolum düşerse bunu da yapacağıma söz veriyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291