banner214
Öne Çıkanlar bayırdır mersin müzisyenleredestek MersinİmeceGazetesi Muharrem ayı dolayısıyla aşure etkinliği düzenledi. Geniş katılımlı etkinlikte

PLASTİK DENİZİ: “AKDENİZ”

Haber: Seren SABUNCU

Türkiye denizleri de diğer dünya deniz ve okyanusları gibi kronik kirlenmenin etkisi altında. Korona virüs salgınıyla beraber plastik ürün atıklarının yanı sıra maske ve eldiven atıkları da çoğalmaya başladı. Çoğu zaman tüketicilerin bilinçsizliği, kimi zaman da rüzgar ve yağmurlarla bu atıklar sulara karışıyor. Deniz kirliliğinin en temel sebebi arasında olan plastik atıkların tüm dünyayı etkisi altına aldığına dikkat çeken Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Can, “Deniz kirliliği özelinde, kirlenmeler sadece kısa vadeli değil uzun vadeli çözümler isteyen sorunlardır. Bu sebeple kirlilik ile mücadelenin mevcut sorunları çözmenin yanında soruna uzun vadede kalıcı çözümler de içermesi gerekmektedir” diye konuştu.

“AKDENİZ İÇERİSİNDE İSE EN KİRLİ KIYILAR TÜRKİYE KIYILARI”

Deniz kirliliği tüm dünyada olduğu gibi Mersin özelinde de çok ciddi hasarlara yol açıyor. Özellikle plastik atıklar sonucu oluşan bu kirlilik çoğu zaman tüketicilerin bilinçsizliğinden kaynaklanıyor. Marmara denizinde görülmeye başlayan ve özellikle deniz kirliliğinden oluşan müsilaj (deniz salyası)  Türkiye’de panik havası estirdi. Deniz kirliliğinden, kaynaklarından ve çözümlerinden bahseden Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Can, durumu şöyle anlattı, “Denizlerimizde görülen kirlilikleri Katı atıklar ve Sıvı atıklar olarak temel olarak iki grupta sınıflandırabiliriz. Denizlerimiz de ki kirliliğin temel sebebi tüm dünya da olduğu gibi plastik atıklardır ve bu da maalesef insan kaynaklıdır. Halkımızın en yoğun olarak şikayet ettiği kirlilikler ise gözle görülebilir ve görülemeyen boyutta olan mikroplastiklerdir. Dere, akarsu yataklarına atılan özellikle plastik atıklar ve denize direk ve dolaylı yoldan karışan plastik atıklar Mersin özelinde kirliliğin birinci sebebidir. Akdeniz yarı kapalı bir havza olması ve etrafındaki yoğun insan faaliyetleri nedeniyle adeta plastik çorbası haline dönüşmek üzere. Yapılan araştırmalar, Akdeniz'in, dünya okyanuslarında yer alan 5 ayrı denizel çöp birikim alanlarına ek olarak altıncı büyük çöp birikim alanı olmaya doğru ilerlediğini ortaya koymaktadır. Akdeniz içerisinde ise en kirli kıyılar Türkiye kıyıları. Gerek Türkiye'nin yetersiz çöp yönetimi, gerekse de diğer doğu Akdeniz Ülkelerinin ürettiği çöpleri denize direk olarak boşaltması ve bu çöplerin de akıntılar yoluyla bizim kıyılarımıza kadar gelmesi kıyılarımızı adeta plastik çöplüğü haline dönüştürmektedir. Bu plastiklerin zamanla parçalanması ve 5 mm'den daha küçük boyutlu olan mikroplastiklere dönüşmesi ise bu problemin boyutunu daha da büyütmektedir. Mikroplastiklerin fark edilmesi de temizlenmesi de neredeyse imkansızdır. Buna ek olarak özellikle ham plastikler olarak bilinen plastik peletlerin de kıyılarımızda ciddi kirlilik yarattığı son yaptığımız çalışmalarda ortaya konulmuştur.”

“FARKINDALIK VAR AMA…”

Mikroplastik kirliliği hususunda farkındalığın her geçen gün arttığını fakat henüz tam olarak nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda bilinmezliğin devam ettiğini söyleyen Başkan Can, “Diğer kirleticiler gibi belirli bir limitin altında kullanımına izin verilmesindense direkt olarak yasaklama yolunu tercih eden ülkelerde dahi mikroplastik kirliliğinin etkileri görülmeye devam edilmektedir. Bunun en büyük sebebi bu kirleticiye lokal olarak  müdahale ediliyor olmasıdır. Özellikle vatandaşların denize girdiği kıyı bölgelerinde gelen köpüklü ya da kokulu olduğu belirtilen şikayetler ise sıvı atıklardan kaynaklanmaktadır. Bu tür kirlilikler, sahilde bulunan site ve yazlıkların kanalizasyon hattı bulunmaması sebebiyle paket arıtma tesisi kurarak arıtmaları gereken atıkların arıtılmadan denize verilmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu tür kirlilikler, sahilde bulunan sitelerin sahip olduğu paket arıtma tesisleri ya kimyasal giderlerinin yüksekliği ve masraflı olması nedeniyle çalıştırılmamakta ya da yaz sezonunda artan site nüfusunun ürettiği atık suyu kapasite yeterliliği olmamasından dolayı tam olarak arıtmadan denize deşarj etmesinden kaynaklanmaktadır” dedi.

“TÜM DEVLETLERİN ORTAK HAREKET ETMESİ GEREKİR”

Başkan Can, “Deniz kirliliği özelinde, kirlenmeler sadece kısa vadeli değil uzun vadeli çözümler isteyen sorunlardır. Bu sebeple kirlilik ile mücadelenin mevcut sorunları çözmenin yanında soruna uzun vadede kalıcı çözümler de içermesi gerekmektedir. Nihayetinde Okyanuslar ve denizler gibi yaşayan ekosistemlerde kirleticilerin sürekli hareket ettiği düşünülürse, her ülkenin birbirinden bağımsız yönetim planı oluşturması yapılan en büyük yanlışlardan biridir” diyerek yapılması gerekenin bu konuda konsorsiyum oluşturulması ve tüm devletlerin ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255