banner214
Öne Çıkanlar mersin sera uyusturucu tarım kenevir bitki yeşil erdemli imecehaber imecegazetesi mersin kaza Tere yağında tavuğun Mersin tarihi KAYIP dersimliler

TMMOB ACI RAPORU YAYINLADI

Haber: Seren SABUNCU

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) Mersin İl Koordinasyonu yaşanılan orman yangınlarının ardından rapor yayınladı. Yaz dönemi içinde 47 ilde 223 orman yangınının 217’sinin kontrol altına alındığını kaydeden raporda;

“Bakanlıklar henüz resmi rakamları açıklamadı ancak 8 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda ev ve işyeri, sera, ağıl yandı, çok sayıda küçükbaş ve büyükbaş hayvan ve canlılar telef olmuştur.

Kentimizde ise Aydıncık, Bozyazı, Silifke, Erdemli bölgelerinde orman yangını çıktığı belirtilmiş ve binlerce dekar orman yok oldu ve kent içi bölge zarar görmüştür. Yangından etkilenebilecek alanlarda bulunan evler tahliye edilmiştir. Yangın nedeniyle birçok ev, iş yeri, ahır, tarım arazisi, sera ve araç zarar görmüştür” denildi.

Yapılaşma riskine karşı yanan orman arazilerinin mülkiyet durumunun da yakinen takip edilmesi gerekildiğine vurgu yapan raporun ayrıntıları şu şekilde;

“Bütün bu süreçlerde özellikle kentimizin batısında yer alan ve saha çalışmalarında tespit ettiğimiz birçok orman arazisi maalesef yangın felaketinden zarar görmüştür. Kentimizde yangın felaketine maruz kalan bölgeler aşağıda yer alan görsellerde belirtildiği gibidir. Mersin İl koordinasyon kurulu olarak gerçekleştirilen saha çalışmasında orman yangınlarının gerçekleştiği bir çok alan tespit edilmiş olup gelecekte bu alanların orman arazisi olarak kullanılmaya devam etmesi için bu alanların mülkiyet bilgileri aşağıda belirtilmiştir.

Yangınların başladığı dönemde 28.07.2021 tarihindeki ve 31551 sayılı resmi gazetede yayınlanan Turizm Teşvik Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılamasına Dair Kanunun 1. Maddesinin B fıkrasına göre;  

b) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri: Turizm hareketleri ve faaliyetleri yönünden önem taşıyan veya doğal, tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı, korunması ve geliştirilmesinde kamu yararı bulunan yörelerde, koruma kullanma dengesi gözetilerek sektörel kalkınmanın sağlanması ve turizm sektörünün plânlı ve kontrollü gelişiminin sağlanması amacıyla yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen alanlar” belirlenecektir hükmü getirilmiştir.

Kentimizin batı bölgesinde yer alan ve saha çalışmalarında tespit ettiğimiz birçok orman arazisi maalesef yangın esnasında üzerindeki örtüyü kaybetmesinden dolayı yasalar ile birlikte gelecekte yapılaşmaya açılması olası bir durum haline gelebilecektir.

ORMAN YANGINLARI KURUMSAL İHMALİN NİHAİ BİR SONUCU MUDUR?

Türkiye ilk ormancılık örgütünün 1839 yılında ilk orman okulunun 1857 yılında kurulmuş olduğu, ormancılık gelenekleri köklü olan bir ülkedir. Köklü orman kültürüne sahip olunmasına rağmen günümüzde ormancılığımızın, daha geniş bir söylemle de kamu yönetiminin orman yangınlarının daha çok çıkmasına, daha hızlı yayılmasına, daha büyük yıkımlara yol açmasına neden olabilecek politik, yasal, kurumsal ve teknik sorunları, yetersizlikleri olduğu görülmektedir.

Öncelikle; 1954 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanunu 2020 yılı sonuna değin tam 42 kez değiştirilmiş, bu değişikliklerin 27’si 2003-2020 döneminde yapılmıştır. Yasanın belirli maddelerinde yapılan bu değişikliklerin yanı sıra yasaya 11 de ek madde getirilmiştir. Ek olarak, ilgili yönetmelikler de onlarca kez yeniden düzenlenmiştir. Ağırlıkla “devlet ormanı” sayılan yerlerin yapılaşmaya açılması, gerçek ve tüzel kişilerin bu yerlerden yararlanmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan bu düzenlemelerin orman yangınlarını tetikleyici bir etkisi olmamış mıdır?

Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) “resmi istatistikler” adıyla düzenli olarak yayımlanan ve herkese açık olan verilerine göre ülkemizde yılda ortalama (1997-2020) 2262 orman yangını çıkıyor, ortalama 9201 hektar orman ve maki ekosistemi zarar görüyor. Öte yandan, yine OGM’nin verilerine göre ülkemizde orman yangınlarının; %46,8’i ihmal, %9,4’ü kaza, %11’i doğal ve %24,7’si de bilinmeyen nedenlerle çıkmaktadır. Peki, başta kasıt olmak üzere ihmal, kaza, doğal nedenlerinin açılımı nedir; özellikle de nedeni belirlenemeyen yangınların nedenleri çok boyutlu olarak belirlenip, bunların önlenmesine yönelik önlemler geliştirilmiş ve yaşama geçirilmiş midir?

Ege ve Akdeniz Bölgelerinin kıyısal yörelerindeki yerleşmelerin, kara yollarının yakın çevresindeki orman ekosistemlerinde kolay yanıcı diri ve ölü bitki örtüsü ile ağaçların kurumuş dalların yangın çıkma olasılığını büyük ölçüde artırdığı biliniyor. Bu durumun özellikle sık dikimlerle oluşturulmuş ve 30-40 yaşlarına gelmiş orman ekosistemlerinde görece daha yoğun yaşandığı da bilinen bir başka gerçek. Bu yanıcıları temizlik çalışmaları neden yaygınlaştırılmıyor?

“Devlet ormanı” sayılan yerlerde binlerce madencilik, enerji, turizm vb tesis için yer tahsis edilmiştir. Öyle ki, bu nedenle orman ekosistemleri, deyim yerindeyse yolgeçen hanına dönüştürülmüştür. Bu tesislerin orman yangınlarını önleme amaçlı donanımları, önlemleri yeterli midir; yeterli olup olmadığı düzenli olarak denetlenmekte midir; yeterince önlem alınmadığı gerekçesiyle bugüne değin bu gibi kaç tesise yaptırım uygulanmıştır?

OGM, ağırlıkla, “devlet ormanı” sayılan 22,9 milyon hektar alanda başta “orman” sayılan yerler ile bu yerlerdeki tüm ormancılık çalışmalarını planlama ve yürütmekle görevlendirilmiş tüzel kişiliğe sahip katma bütçeli bir kuruluştur. Taşrada, temel olarak, 28 “orman bölge müdürlüğü” ile bunlara bağlı 263 “orman işletme müdürlüğü” ve bunlara bağlı 2140 “orman işletme şeflikleri” biçiminde yapılandırılmıştır. Bu birimler orman yangınlarının önlenmesinde ve söndürülmesinde doğrudan görevlidir.

“OGM İMKANLARI NE DENLİ VERİMLİ KULLANMIŞTIR?”

OGM, bu yapısıyla 2020 yılında; 15 bin 334 memur, 5 bin 564 sözleşmeli, 9 bin 89 sürekli işçi, 8 bin 197 geçici işçi olmak üzere toplam 38,2 bin işgören işlendirmiştir. Bu amaçla; 3,7 milyar TL genel bütçe ödeneğinden, 3,9 milyar TL özel gelirlerden ve 6,6 milyar TL de döner sermayeden olmak üzere toplam 13,7 milyar TL harcamıştır. OGM, bu para, alan ve işgücü kaynaklarını doğal afetler ve orman yangınlarına yönelik ne denli verimli kullanmıştır?

Orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmalarında gerektiğince etkin olunabilmesi için orman işletme müdürleri ile orman işletme şeflerinde işlendirilenlerin yörelerinin özellikle ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültür koşullarıyla tanışık, dahası uzmanlığının olması yaşamsal öneme sahiptir. Ancak OGM, bir yandan özellikle orman mühendisleri ile orman muhafaza memurlarını bilen sözleşmeli olarak işlendirme düzenini yaygınlaştırma çabasını sürdürmektedir.

En son 2019 yılında; 2 bin 750 orman muhafaza memurunu, bin 150 orman mühendisi ile bin 146 öteki alanlardan işgöreni sözleşmeli olarak işe almıştır. OGM bir yandan da, kural durumuna getirilen ama uygulamada çeşitli haksızlıklara, keyfi görevlendirmeleri önleyemeyen “rotasyon” düzenini sürdürmektedir. Bu işgören işlendirme politikasıyla orman yangınları en aza indirilebilir, en az zararla söndürülebilir mi? Son orman yangınları söndürme çalışmalarındaki sorunlar incelendiğinde yangınların söndürülmesinde görev alan çalışanların çoğunun bölgenin arazi yapısı ve yangınların özellikleri konusunda deneyimli olup olmadığı irdelenerek görevlendirilme yapılmış mıdır?

Bölgemizde orman yangınları işçileri için eğitim merkezi oluşturulmuş mudur?

7334 Sayılı “Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, tam da orman yangınlarının başladığı 28 Temmuz 2021’de Resmî Gazetede yayınlandı. Türkiye’nin dört bir yanında orman yangınları sürerken tam da yangınların başladığı güne denk gelen bir kanunla orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunun Orman Bakanlığından alınıp Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine verilmesi tesadüf müdür? 

“ORMAN YANGINLARINA KARŞI ÖNLEME POLİTİKALARI GELİŞTİRİLMİŞTİR?”

Türkiye’nin mevcut iklim koşullarında yılın belli dönemlerinde orman yangınlarının çıkma riskini barındırmaktadır. Kızılçam ormanlarında Mayıs ve Kasım aylarını kapsayan bu süreçte en riskli dönem, hava sıcaklarının aşırı yükseldiği temmuz-ağustos aylarıdır. Son birkaç senedir iklim krizine bağlı olarak eylül ve ekim aylarında da yangın sayılarının arttığını görüyoruz. Hava sıcaklıklarının aşırı yükselmesi, yağışların dönemsel olarak azalması, ekstram rüzgar ve fırtına oranlarındaki artış ve nem oranının % 10 gibi ekstrem seviyelere düşmesi iklim değişikliği ve kuraklık riskini beraberinde getirmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığının Orman yangınlarına yönelik kuraklık ve iklim değişikliği özelinde bilimsel, akademik teknik çalışmaları var mıdır? Var ise iklim değişikliği politikaları ne düzeyde hayata geçirilip orman yangınlarına karşı önleme politikaları geliştirilmiştir?”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231