banner318
Öne Çıkanlar gündem UCİM Tere yağında tavuğun Mersin tarihi ŞEHİT tarsus

TURİZM TERÖRÜ TATİL CENNETİ TAŞ OCAKLARI SALDIRISI ALTINDA

HABER: ŞİRİN ALP          

Yaz aylarında Mersinlilerin uğrak yeri olan Gözne yaylası son zamanlarda temiz havası ve ormanlarını tehdit eden taş ocağı projeleriyle başı dertte. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı geçen yıllarda Gözne Yaylası’nda izin verdiği taş ocağı çalışmaya devam ediyor. Bakanlık aynı bölgede bir başka taş ocağına daha izin verdi. Bölge sakinleri isyan etti. İktidarın mevcut maden ocakları ve HES ile eşsiz coğrafyasını tahrip etmeyi sürdürdüğü Mersin, kurulmak istenen yeni maden ve taş ocaklarının tehdidi altında. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kentin orman, tarım ve hayvancılık bölgelerini kapsayan 30 ayrı alan için maden ruhsatı verildiği ileri sürüldü.

Mersin'in akciğerleri niteliğindeki Toroslar ilçesinin Ayvagediği, Bekiralanı, soğucak  ve Gözne mahallelerinde kurulmak istenen taş ocaklarına yönelik tepkiler sürüyor. Tarım alanlarının yok edilerek, doğanın kirletileceğini savunan sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, muhtarlar ve çevreciler “Yemyeşil Torosların doğasının taş ocağıyla kirletilmesine izin vermeyeceğiz” diye seslendiriyor.

TAŞ OCAĞI SALDIRISI ALTINDA

Büyükşehir Meclis Üyesi Abdurrahman Yıldız, dağıtılan maden ruhsatlarıyla iktidar eliyle kente yönelik ekolojik saldırıya girişildiğini söyledi. Toroslar ilçesinin sınırları içerisinde bulunan köylerde ve yaylalarda yapılmak üzere 10 maden ruhsatının verildiğini belirten Yıldız, bu bölgede toplamda 30 taş ocağı saldırısı altında olduğunu ifade etti. Ocak açılmak istenen yerlerin tarım ve ormanlık alanlar olduğunu söyleyen Yıldız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan imar değişikliğiyle bu bölgelerin maden sahasına dönüştürülerek, ruhsatlandırıldığını vurguladı.

TURİZM TERÖRÜ

Yıldız, “Kentin sıcaklığından kaçmak isteyenler yaylalara gidip, düzensiz ve kuralsız bir şekilde konut yaptırıyor” dedi. Maden açılmak istenen tarım alanlarının kentin gıda ihtiyacını karşıladığına dikkati çeken Yıldız, “Ancak buraları taş ocağı marifetiyle elden çıkarırsak, bir müddet sonra taş ocağındaki taşları kemirmek zorunda kalacağız. Yaşam kalitemizin düşmesinin yanı sıra ciddi bir gıda sorunuyla da karşı karşıya kalacağız. “dedi.

“ACAYİP BİR DEVLET OLDUK”

Ruhsat verilen taş ocaklarının yavaş yavaş cari halde kullanılır hale getirileceğini ifade eden Yıldız “Bildiğiniz gibi bizim devletimiz garip bir hale geldi.  Onun yansıması olarak İl Müdürlüklerimiz garip bir hale geldi. Ticari sır deniliyor. Ya da bilgi verilmiyor. Böyle acayip bir devlet olduk biz. Yani bu ruhsatlandırmaları gizli saklı yapıldığı için bizim haberimiz olmuyor. Mesela Yenişehir Belediyesi'nin başvurusu CED aşamasına geldiğinde haberimiz oldu. Şimdi onlarla bakalım ne yapacağız hep beraber göreceğiz.” diye konuştu.

TAŞ OCAKLARINA KARŞI ÇIKALIM

“Biz kurala uygun bir şekilde yapılmayan, kentin yakınında, yaşam alanlarının yakınında, insanların, bağın, bahçenin, hayvanları rahatsız edecek yerlerde kurulacak bütün taş ocaklarına karşı çıkacağız.” diyen Yıldız şöyle konuştu: Eğer adam usulüne uygun yapıyorsa, kent hayatına, köy hayatına, hayvancılığa, tarıma zarar vermeden bu işi yapıyorsa niye karşı çıkalım? Bizim bugüne kadar karşı çıktıklarımızın hepsi köy yaşamının, tarım yaşamının içinde olan alanlardı. Onun için karşı çıkıyorduk. Vatandaşta onun için bizi destekledi ve dur dedi. Biz kurala uygun bir şekilde yapılmayan, kentin yakınında, yaşam alanlarının yakınında, insanların, bağın, bahçenin, hayvanları rahatsız edecek yerlerde kurulacak bütün taş ocaklarına karşı çıkacağız. Eğer adam usulüne uygun yapıyorsa, kent hayatına, köy hayatına, hayvancılığa, tarıma zarar vermeden bu işi yapıyorsa niye karşı çıkalım?

İNSAN SAĞLIĞINI VE TARIMSAL ALANI TEHDİT EDİYOR

Uluslararası Çevre Araştırmaları ve Halk Sağlığı Dergisi’nin yaptığı araştırmaya dikkat çeken Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Antmen konuşmasını şöyle konuştu: “Taş ocakları yakınında yaşayanların %98’i evlerinde toza maruz kaldıklarını, %85’i arazinin tahrip olduğunu, %97’si bitki yapraklarının tozla kaplı olduğunu, %92’si mahsul yetiştiremediğini belirtiyor. Aynı zamanda taş ocakları yakınında yaşayan kişilerde sağlık sorunları da dikkat çekiyor. Toza maruz kalan kişiler arasından %22 oranında yüksek göz ve burun alerjisi, %17’sinde göğüste sıkışma, %9 unda kronik öksürük sorunları görüldü. Taş ocağı ve kullanılan araçların çıkardığı gürültü orada çalışanlar için sağırlık yaratabilecek ölçülerdedir. Bu nedenlerle, taş ocağı işletmeleri ormanlar ve su üretim yerleri dışında, yerleşim alanlarına uzak ve ağaçlandırılamayacak olan kayalık arazilerde açılması gerekir.”


PATLAMALAR YER ALTINDAKİ CALSİYUM KARBONATI ERİTİR

Taş Ocaklarının İnsan Sağlığına Zararları konusunda değerlendirmelerde bulunan Dr. Antmen, “Taş ocaklarındaki Patlatmalar doğal dengeyi, suyollarını sistemini bozar. Patlatmalar sonucunda topraktaki su buharlaşır, içyapıya erişen yağış suları, kalsiyum karbonatı(CaCO3) eritir. Bu erime sonucunda çevredeki suyun derinlere ilerlemesine yol açar. Su kaynaklarını kullanan çiftçiler ve yakındaki tesisler zarar görür. Aynı zamanda taş ocağındaki patlatmalarda yakın çevredeki evlerin duvarlarının çatladığı görülmüştür.  Taş ocaklarından çıkan toz, bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engeller.  Taş ocağı kapatıldıktan sonra arkada kalan çukur yeraltı sularının akışını engellediği için zarar vermektedir. Çukur ağaçlandırılamadığı için çöp vb. atık maddelerin doldurulduğu bir çukura dönüşmektedir. Bu çukurdaki kirletici atıklar yeraltı sularına sızarak, içme sularını kirletmektedirler.” şeklinde konuştu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner306

banner291

banner262

banner313