banner165

                1914-1923 arasıydı Ulusal Kurtuluş Savaşımız değil mi?

                1914-1918 Birinci Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi.

                Ardından yakılan Kurtuluş meşalesi!

                Anadolu halkı 13-14 milyon

                Hastalıklar, kırımı sürdürüyor

                Okur yazar oranı binde üçlerde. Kadınlarda daha da az

                Halifelik, padişahlık yaşamışlar yüzyıllarca

                Güneş’in doğuşu gibi doğuyor Mustafa Kemal ve kurtuluş mücadelemiz başlıyor…

                Çanakkale’de,

                Sakarya’da,

                Dumlupınar’da,

                Anadolu’nun her karış toprağında şehitler toprağı kızıla boyuyor…

                Kesin olmamakla birlikte 250 binlerle ifade edilen şehit rakamları şimdilerde hepimizin bilgilerinde var.

                Ağlayan anneler,

                Babalar,

                Kardeşler,

                Nişanlılar,

                Çocuklar…

                Şehitlerimiz kanları ve canları pahasına bir yurt-vatan bıraktılar bize değil mi?

                Peki, başka türlüsü olabilir miydi?

                Amerikan mandacılığı ve esaret?

                İngiliz mandacılığı ve esaret?

                Yeryüzünden silinme pahasına dağılma ve kölelik?

                Ne demişti Mustafa Kemal? “…Ancak ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir” değil mi?

                Güncelleyelim;

                ABD başta olmak üzere bazı AB ülkeleri ülkemizi parçalamak istiyorlar,

                Terör örgütüne her türlü desteği veriyorlar. Silah, büro açma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açıklamalar yapma, teröristleri saklama vb.

                Bu durumda;

                Terör örgütü ya da örgütleriyle mücadele etme görevimiz olmalı mıdır?

                Bu uğurda verdiğimiz şehitler olacak mıdır? (Olmaması tek isteğimiz olmakla birlikte gerçekçi bakışlarımız bize neyi gösterir?)

                Her şehit ateşi her birimizin evine ayrı ayrı düşmektedir ve yakmaktadır!

                Bu terör belasından kurtulmanın gereği var mıdır yok mudur? Çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız vatan toprağı olmalı mıdır?

                Gerçeklerin arasından, yaşananların içinden; yaranmak ya da yararlanmak için cımbızlamanın anlamı var mıdır peki?

                Annem derdi ki; “Kızım Allah düşmanıma evlat acısı vermesin.”

                Bir yanda düşman diğer yanda evlat!

                Her birimiz ortak insani duyguları paylaşıyoruz. Hiç kimse, bizi düşünüyor gibi görünüp bizleri içten vurmaya kalkışmasın!

                Artık yutmuyoruz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Yavuz. 1 hafta önce

İnsanlarımızın ölmemesi için savaş politikasından vaz geçmeli,barışı sağlamalıyız.Emperyalizmin silah baronlarının kışkırtmalarına karşı uyanık olmalı,siyasi çekişmeleri bir tarafa bırakıp, düşmanlaştırma politikasından vaz geçmeliyiz.Birlikte yaşamanın gerekliliğine inanmalıyız. Sağlıklar.

Avatar
Suzan Falcıoğlu 1 hafta önce

Çok iyi emeğine yüreğine sağlık

banner185