banner165

Ne kendimiz olarak kalabildik ne de çağın gereklerine ayak uydurabildik!

İki arada bir derede kalmanın yansımaları, sokakta, postanede, hastanede, trafikte serseri mayın gibi dolaşıyor!

Kime çarpacağı belli değil!

Yaşanmışlıklar sonucu oluşan hasletler toplumun çimentosudur; geçmişte büyük sözü dinlenir, ukalalık ayıplanır, haksızlıklara karşı çıkılırdı…

Şimdilerde büyüklerle dalga geçiliyor; bırakın sıradan vatandaşı iktidar bile memlekete yıllarca hizmet etmiş emeklilerin maaşını insanca yaşayacak düzeye yükseltmiyor!

Konu büyük sözüne gelince, kişiliğimin yapılanmasında dönüm noktası olan bir öğüdü anımsadım.

Yeni Mahalle, külhanbeylerin mekân tuttuğu bölgeydi; günün geçerli isimleri Benli Kenan, Malatyalı Şıho, Sarı Saboş, Zülfo Keklik, Maymuncu Yaşar, Palavra Ahmet ve daha nicesi...

Racona göre, mahallenin namusuna yan gözle bakılmaz, mazluma el kalmazdı!

Kafamızda Köroğlu efsaneleri; gönlümüz yoksuldan yana, talancı ve vurguncuya karşı hınçlı...

O günün koşullarında kurduğumuz dünyada haksızlığa karşı çıkacak, zayıfın yanında olacaktık. Çalmayacaktık, çırpmayacaktık...

Doğru ya da yanlış mahallemizin namus bekçisi olacaktık....

O uğurda az da maraza çıkarmadık!

Bir süre böyle gitti, taa ki, şimdi hayatta olmayan ömrünün büyük bir bölümü cezaevlerinde geçmiş güngörmüş bir büyüğümüzün,“Bak yiğenim, gençsiniz, yiğitsiniz, görüyorum atarınız da var. Ama bu yol yol değil. En büyük yiğitlik efendiliktir. Bana iyi bakın. Dağlarda eşkıyalık yaptım. Yol kestim. Ömrümün büyük bir bölümünü içerde geçti. Türkiye’de gezmediğim cezaevi kalmadı. Çoğunda isyan çıkardık. Bugün gördüğünüz gibi hamallık yapıyorum. Hem de demir indir bindirinde. En büyük külhanbeyi evine helal ekmek götürendir...” öğüdünü duyana kadar. Daha sonra dünyamda oluşan boşluğu zaten içinde boy verdiğim emeğin kazanım savaşımını veren saflara katılarak doldurdum.

Kişi, dış dünyadaki yaşam biçimi ve yerini, iç dünyasındaki örgü doğrultusunda seçip belirler. Kişinin iç dünyasındaki örgüyü ise, büyük ölçüde dış dünyanın şartları şekillendirir. Durum biraz karmaşık gibi gözükse de, özetle toplumun hamurunu yoğuran egemen kültürdür. Şekilde ufak tefek değişiklikler olsa da belirleyici olan eğitimdir. Bunun içindir ki iktidara gelenlerin ilk işi eğitime el atıp, çıkarları doğrultusunda değiştirmek olur.

Oluşan karambolda yoz lümpen kültür serpilip gelişir!

Gazetelerin üçüncü sayfalarında asayiş haberleri olarak yer bulan olaylar tarafların canını yakarken, diğer kesimlerce ilgiyle takip edilir!

İktidarlar, kurulu düzene tehdit oluşturmayan öz değerlerden kopuk yoz lümpen kültürle mücadele etmek bir yana, dikkatleri dağıtma adına aksine körüklerler!

Toplumsal çatışmaların yoğunlaştığı kavşakta, büyük sözü dinlenilmediği gibi, yasalarda iplenmiyor!

Hadi gel de hasletlerin dikkate alındığı o günleri arama!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.