banner214

GİRİŞ:

765 sayılı Mülga Türk Ceza Kanunu’nda beşeri cinselliği ihlal eden davranışlar “Genel Adap ve Aile Düzenine Karşı Cürümler” başlığı altında düzenlenmiş iken, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’muzda ise, beşeri cinselliğin bireysel ve toplumsal yansımaları dikkate alınmış ve devamla, bunlar farklı biçimlerde düzenlemiştir.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar içerisinde, özellikle çocukların korunması çok büyük önem taşımaktadır. Şu an mevcut durum itibariyle ülke gündemini çokça meşgul eden eylemlerle birlikte, çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü istismarda olduğu gibi, cinsel yönden istismarda da verilecek ceza miktarlarının artırılması dışında, gerçekçi bir takım önlemler alınmalıdır.

ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI SUÇU

“İstismar” kavramı, sömürme, kötüye kullanma, yararlanma, işletme anlamına gelmektedir ve Dünya Sağlık Örgütü, bu konu özelinde çocuk istismarını, “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve sosyal gelişimin olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplum veya ülke tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar” biçiminde, güzel bir şekilde tanımlamıştır. (Nezih Ahmet Kök, “Çocuğun Cinsel İstismarında Adli Tıp Uygulamaları”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (EÜHFD), 2006, C. X, S. 3–4, , s. 3; Yurdagül Erdem, “Çocuğa Yönelik İstismar ve İhmal: Hemşirelik Girişimleri”, Adli Bilimler Dergisi, Eylül 2008, S. 3, s. 48, 49)

Anayasa Mahkemesi’nin 15/01/2020 Tarih ve 2016/1669 E, 2020/ sayılı kararında da; “Çocuklar, maruz kaldıkları şiddet ve istismarlar sonucunda erişkinlere göre daha fazla mağdur olduklarından, fiziksel ve psikososyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek tüm fiillere karşı çocukların korunması gerekmektedir. Anayasa’nın devletin temel amaç ve ödevlerini düzenleyen 5. maddesinde devletin vatandaşlarına insan onuruna uygun yaşayabilmesi için gerekli önlemleri alması, onların maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışması gerektiği düzenlenmiştir.

-Kanuni Düzenlemesi :

“Çocukların Cinsel İstismarı Madde 103 :

 (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Mülga Ceza Kanununda cinsel suçlar özelinde korunmak istenen hukuki menfaatin “genel ahlak ve aile düzeni”; yürürlükteki kanunda ise “kişilerin cinsel dokunulmazlığı ve cinsel özgürlüğü” olduğunu belirtmek yanlış olmayacaktır.

Kanun koyucunun, suçun basit şekli için fail olabilecek kişiler bakımından herhangi bir özellik aramaması nedeniyle, suçun faili kadın veya erkek, ceza hukuku anlamında çocuk (TCK m. 6,b) veya yetişkin herkes olabilmektedir. Yine fail, mağdurla farklı cinsten olabileceği gibi, aynı cinsten de olabilecektir. Yargıtay’ın bu konuda kararlılık kazanmış pek çok kararında da; bu suçun faili kadın veya çocuktur.

Şu an mevcut durum itibariyle 29/06/2021 tarihi itibariyle görülmekte olan Elmalı Davası’nda sanıklar hakkında tutuklama kararının verilmemiş olması neticesinde, mağdur çocuklara ilişkin ses kayıtlarının- çzimlerinin ve de resimlerinin sosyal medya üzerinden gösterilmesi, bilinçsizce yayılması çocuğun unutulma hakkı ve de mahremiyetini gözardı etmektedir. Batı ülkelerinde ve Amerika’da çocuk istismarının bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. Yine bu istismarın gerçekten var olup olmadığının delillerle kanıtlanması zorunluluğu vardır ve bu da her zaman çok kolay değildir. (Olshaker, Jackson ve Smock, 2001, s.229). İstismarın bildirilmesi ise çocuğun gelecekte olabilecek istismarlara karşı korumak için önlem almak demektir. Bazen çocuklar kendilerine karşı yapılan bu davranışların istismar olup olmadığına karar vermede zorlanabilirler. Ne olduğunu fark etseler bile, çok çeşitli nedenlerden dolayı söylememeyi seçebilirler. Çocuklar tehdit altında olduklarını hissettiklerinde- baskı yapıldığında- korktuklarında ve de en nihayetinde anlayışla karşılanmayacaklarını hissettiklerinde yaşadıkları bu travmatik olayı inkar edebilmektedirler. (Sefa BULUT, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi Cilt 3 Sayı 28)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet