Çocuk muhteşem bir potansiyel ile doğar. İçine doğduğu aile onu ya geliştirir ya da farkına varmadan kalıplar. Çocuğa erişecek yegane araç iletişimdir. Ebeveynler her şeyden önce iletişim becerisini artırmalıdır. Doğru kelimelerle kurulan iletişim kişilik gelişimini destekler. Yanlış seçilen kelimeler ise çocuğun duygu dünyasına zarar verir. 
Ebeveynlerin çocuklarıyla konuşması belki de dünyamızdaki en değerli kaynaktır. Dil, kültür, kelimelerdeki nüanslar ya da sosyoekonomik statüler fark etmeksizin dil, beynin optimum potansiyeline ulaşmasına yardımcı olan bir unsurdur. Aynı şekilde dilin eksikliği beyin gelişiminin en büyük düşmanıdır. İşitme yeteneğine sahip ancak dil kullanımı bakımından kısır bir çevrede yetişen çocuklar tıpkı işitme engelli çocuklara benzerler. Müdahale edilmezse her iki gruptaki çocuklar da etkileri ciddi düzeyde olan ve hayat boyu devam edecek bir sessizlikten muzdarip olurlar. 
Beyin, yaşam hakkında cevaplanmamış tüm soruların anahtarını elinde tutan derin bir sır gibidir. Maalesef ki beynin işleyişi hakkında bilim dünyası halen cevaplanmamış birçok soru ile cebelleşmektedir. Beynin işine yerleşen her yeni düşünce ile artık eski kişi olamamaktadır insan. Buna beynin içine her hava girişinde demek daha doğru bir cümle olabilir. Beyin her hava aldığında, kişiliğimiz belli bir süre aralığında bir değişime uğramaktadır. Bu hava; bir inanç, bir kelime ya da bir deneyim de olabilir.
Üç yaşın sonunda yüz milyar nöron (sinir hücresi)  taşıyan insan beyni, fiziksel büyümenin yüzde seksen beşini tamamlamış olur. Bu da tüm düşünce ve öğrenmelerin temelinin büyük bölümünün oluşması anlamına gelir. Bilim, beyin gelişiminin erken çocukluk dönemindeki bir çocuğun dil ortamıyla ilgili olduğunu göstermektedir. Bu gerçek, üç yaştan sonra beynin gelişmeyi durdurduğu anlamına gelmez fakat bu yaşların ne kadar önemli olduğunu vurgular. 
İçine doğduğumuz hayatı belirleyen şanstır. Bu dünyaya gelen hiçbir bebek ne ile karşılaşacağını bilmiyor; hayattan neler bekleyebileceğinize dair hiçbir kontrol listesi yok. A ve B diye seçenekli hiçbir menü de bulunmuyor. Fakat ilk günden itibaren, kontrolümüz altında olmayan faktörlerin hepsi üzerimizde silinmez bir etkiye sahip. Ayrıca sosyoekonomik faktörlerin, çocukken sevilmekle, mutlu olmanızı ve başarılı olmanızı isteyen bir anne babaya sahip olmakla ya da muhteşem bir potansiyelinizin olmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Ancak bu faktörler eğitime erişim olanaklarınızı, sağlık durumunuzu ve hastalıklarınızın sonucunu kesinlikle etkiler. Evdeki yaşantısı ve sosyoekonomik durumu ne olursa olsun, her bebeğin ve her çocuğun, kendi potansiyelini en üst düzeyde ortaya çıkarma şansına sahip olmayı hak ettiğine inanıyorum. Bunun için iletişim en vazgeçilmez, dayanağımız olmaktadır. Dil ortamı olmadan, işitme kabiliyeti boşa harcanan bir hediye gibidir. Dil ortamı olmadan, bir çocuğun en iyiye ulaşması pek olası da değildir. Bir çocuğun sahip olduğu öğrenme yeteneği, hayatının ilk yıllarında duyduğu dille ilgili olabilir. Bir çocuğun gelecekteki öğrenme gidişatını belirleyen temel faktör, ilk yıllarındaki dil ortamıdır. Ebeveynler çocuğuyla ne kadar ve nasıl konuştuğunun önemi gerçekten inanılmaz boyutlardadır. Evdeki eğitim durumu veya ekonomik durum ne olursa olsun, ebeveyn konuşmasının çok fazla olduğu evlerdeki çocuklar, hayata daha eleştirel ve daha bilimsel bakabiliyorlar. Konuşma, çocukların kelime hazinelerini geliştirirken, bu kelimeler arasında tercihler yapma gereksinmesi beynin, günlük spor yaptırmış oluyor. 
Beynimizin fiziksel olarak büyümesi büyük ölçüde dört yaşımıza kadar tamamlanır. Çocuk olarak rahat öğrenmemiz ve tüm yaşamımızın tasarımı çoğunlukla bu ilk yıllarda yaşadıklarımızla ilişkilidir. Peki bu neden acı bir gerçektir? Çünkü bebekler hayatlarının bu döneminde “Yanlış yapıyorsun!”, “Benimle daha fazla konuş!”, “Lütfen, benimle güzel konuş!” deme yetisine sahip değildir. Tıpkı yeterli yiyecekten yoksun bir bebeğin hayatının ilk üç yılında hayatta kalabilmesi hiçbir zaman kendi potansiyel boy uzunluğuna ulaşamaması gibi beyni yeteri kadar dilden yoksun olan bir bebek de hayatta kalır ancak ciddi düzeyde öğrenme güçlüğü yaşar ve asla entelektüel kapasitesine tam olarak ulaşmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291