Ekonomi uçuyormuş.

Ekonomi uçunca doğal olarak döviz de uçuyor.

Ekonomi uçuyor da ama nereye doğru uçuyor?

Düzlüğe doğru mu?

Yoksa uçurumdan aşağıya doğru mu?

Ekonomi nereye uçuyor hep berber yüksek bir yere çıkıp göz atalım.

Son birkaç günde Doların yedi lirayı geçtiği, Avronun sekiz buçuk lirayı bulduğu ekonominin nereye uçtuğunu gösteriyor.

Enflasyonun son günlerdeki artışı belli etmiyor mu?

Karşılıksız basılan milyarlarca liradan belli olmuyor mu?

Pazarda, manavda ve markette tezgâhlarda satışa sunulan malların fiyat artışları aldı başını gidiyor. Tüketim mallarındaki bu fiyat artışları ekonomin nereye uçtuğunu bildirmiyor mu?

Vatandaşlarımızın elektrik, su, doğal gaz ve telefon faturalarının ödenme güçlüğü çekiyor.

Avrupa ve Amerika’da birçok devlet Corona virüsü salgını nedeniyle kendi vatandaşlarına geri ödemesiz parasal destek verirken, bizde vatandaşlara banka iban numaraları vererek geri ödemesiz yardım istendi ve halen de bu devam ediyor.

Salgın nedeniyle vatandaşlara dağıtılması gereken bir maske dağıtımında dört kez karar değiştirildi. En sonunda para ile satılmasına karar verildi. Yıllık kişi başına on bin dolar düşen ülkede vatandaşa bir maske bile bedelsiz verilemedi. Ama sermaye çevrelerinin bazılarına, yüz milyonlarca dolar, hatta milyarlarca doları bulan hem destek verildi, hem de bazılarının vergi borçları silindi.

Vatandaşın üzerinde o kadar ağır vergi yükü var ki; sermaye çevrelerine destek verilirken vatandaş katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, harçlar v.b. birçok kalemde devlete ödemede bulunuyor. Bunların oranları azaltılamaz mı?

Çalışan emekçilerin yüzde kırk beşi asgari ücretle açlık sınırının altında çalışıyor.

Beş milyon işsiz varken, salgın nedeniyle bu sayı on milyona geçti.

Bu durum ekonominin nereye uçtuğunu göstermiyor mu?

Bu sorunların altından kalkabilir miyiz?

Evet! Kalkarız.

Ama nasıl?

Önce ülkede adalet ve demokrasinin kurallarına uyulması birlik, beraberlik içinde, çalışma ortamının sağlanması, istihdam alanlarının yaratılması, üretime dönük politik uygulamalar gerekir.

Ana muhalefet başta olmak üzere insanların bir kısmını öteleyerek bir yere varamayız.

Tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek sorunun çözümüne katkı yapılabilir.

Yeni istihdam alanları yaratıp üretimi arttırmak şarttır.

Dayanışma, birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak.

Hayali düşmanlar yaratarak, toplumda kin ve nefret tohumlara atarak emperyalizm ve bölücüler dışında kimseye yararlı olunmaz.

Herkesin şu soruyu kendine sorması gerekir:

“Benim yaptıklarımı veya sözlerimi bir başkası bana yapsa ve söylese ben nasıl bir tavır takınırım?”

Bu soruya vereceği yanıta göre tavır takınması gerekir.

Kin ve nefret tohumları ekmenin hiçbir gereği yok. Zira o tohumlar çimlenirse meyvelerinden başkaları yararlanır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.