Savunma mesleğinin disiplin altına alınması, bağımsız, yönlendirilmesi mümkün olmayan tüzel kişiliğe sahip bir meslek örgütünce yapılmalıdır. Güçlü bir avukat ancak güçlü bir baro var ise vardır. Avukatın ya da baroların bağımsızlığı, bunların tek tek ve birbirinden bağımsız değil tümüyle savunmanın bağımsızlığıdır.


Baroların görevleri sadece avukatlık mesleğinin etkinleşmesi ve saygınlığının artması ile sınırlı değildir. Barolar, savunma hakkının, hak arama özgürlüğünün, demokratik ve laik sosyal hukuk devletinin en büyük güvencesidir. Ne zaman ki, duyularımıza ve duygularımıza bir yargıya varmaksızın kulak verirsek aslında her şeyin ilacını olduğunu anlarız. Sorun, zihinlerinde ezberlerinden ve saplantılarından başka bir şey olmayanların aymazlığı.
Kişisel hırs ve ihtirasların çoğaldığı, toplumsal duyarlılığın zayıfladığı, “şahsım” odaklı dünyamıza ışık tutan en önemli güzelliklerden birisinin birlikte yaşamak olduğunu bilerek bölünmeden yana tavır koymak ideolojik saplantıdan başka bir şey değildir. Ele geçiremiyorsan yok et ya da böl anlayışı, bitaraf olanlar bertaraf olur düşüncesinde olanların en çok başvurduğu yollardan birisidir.


İnsanların hak ve özgürlükleri kullanılınca yani yaşama geçince anlam ve değer kazanır. Hak ve özgürlüklerin yaşama geçirilmesi savunma hakkına ve hak arama özgürlüğünün varlığına bağlıdır. Bir ülkede demokrasinin var olup, olmadığını anlamak için savunma hakkının olup olmadığına bakmak gerekir. İddia (sav), savunma ve karar üçlüsünden birini zayıflatırsanız ya da bölerseniz adalet sistemi çöker.


Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti uğruna erdemli bir mücadele veren baroların, sınırlandırılmış, bölünmüş ve göstermelik savunma anlayışına karşı durmaları onların kuruluş felsefelerinin temelinde var. Devletin cezalandırma hakkı ile kişinin çıkarı arasında çatışma sürekli olacaktır. Adaletin gerçekleşmesi, devletin cezalandırma hakkı ile bireyin özgürlüğü arasında denge kurulmasına bağlıdır. Bu da güçlü barolar ve güçlü savunma ile olur.
Hakimi, savcısı, polisi, bekçisi, jandarması, rektörü, vali ve kaymakamları olan iktidar şimdi de baroları ve avukatları da olsun istiyor. Devleti parti içine yerleştirenler baroları da partinin içine yerleştirmeye çalışıyorlar. Baroları daha da güçlendirmesi gereken iktidar, baroları bölerek kendi barolarını yaratmanın çabası içinde. Adeta her köşe başına hukuk fakültesi açarak avukatlık mesleğini liyakat ve kariyer mesleği olmaktan çıkarak ideolojik anlayış, hukukun bir gün kendisine de gerekli olacağını düşünmüyor.


Sabırlı olacağız, sağduyuyu elden bırakmayacağız ve sükunetle, sevgi ve umudu büyüterek Türkiye’yi AKP işgalinden birleşerek kurtaracağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.