banner165

   29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 97 yıl dönümü ülkemizde ve KKTC coşkuyla kutlandı.

   Benim yazılarım haftanın belli günlerinde yayınlandığı için aynı güne denk gelmiyor maalesef.

    Zaten bununda önemi yok;hatta biz cumhuriyeti kutlamayı bir güne hapsedemeyiz.

    Cumhuriyet her zaman kalbimizde her gün kutlanacak özgürlüğün ve demokrasinin beşiği olan rejimin adıdır.

    Tabi biz burada Türkiye Cumhuriyeti ve onun rejiminden bahsediyoruz.

     Dünyada bir çok ülkenin başında ne yazıkki cumhuriyet ibaresi olmakla birlikte bu ülkelerin uygulamalarında öyle bir rejimin varlığından bile söz etmek mümkün değildir.

     Tamamıyla dikdatör bir anlayışla ülkeyi yöneten liderlerin ülkesinin başında cumhuriyet olmasının hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur.

      Cumhuriyet denilince bizim aklımıza Mustafa Kemal Atatürk'ün bundan tam 97 yıl önce kurduğu rejim aklımıza gelir.

      Demokrasiyi özümsemiş,özgürlükçü ve laik anlayışla hazırlanmış,toplumu ayrıştırıcı değil birleştirici bir unsur içeren cumhuriyet ilkelerine sahip olmak bizleri tüm dünyada ayrıcalıklı hale getiriyor.

      Atatürk daha askeri lise döneminde bu kavramı dillendirmeye başlıyor.

      Hatta ilk mezun olup Şam'a tayin olduğunda görev yerine gitmeden bu ülkenin rejiminin cumhuriyet olması gerektiğini yakın arkadaşlarıyla paylaşıyor.

      Atatürk batıyı iyi okuyan,1789 Fransız devrimini iyi tahlil eden ve Osmanlı'nın son dönemdeki çöküşünü gören bir anlayışla cumhuriyet kavramını içselleştiriyor.

      Halkın kendi kendisini yönetmesi ve bu uğurda bir çok kavramı değiştirerek bu ülkenin adını Türkiye Cumhuriyeti koyuyor ve başkentini de Ankara yapıyor.

      Bu cumhuriyeti kurarken ülkenin halini tam görmeden berhava başlangıçları bir fitne olarak yayma düşüncesinde olanlar zaten cumhuriyeti ve onun faziletlerini anlayamazlar.

       Ülkenin her tarafının düşman işgalinde olduğu bir dönemde kurtuluş savaşını başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kısa ömründe neleri başardığını görmemek  gözlerine mil çekildiğinin işaretidir.

       Keşke Yunan kazansaydı diyen bir zihniyetin tarihçi sıfatının ne anlama geldiğini sağduyulu insanlara havale ediyorum.

        Keşke Yunan,Fransız,İngiliz kazansaydı diyenlerin bu özgür ortamın nimetmerinden bizden fazla yararlandığını görmek bile bazen acı veriyor.

        Son zamanlarda milli bayramların kutlanmasında sıkıntılar yaşanmaya başlandı.

         Kiminin kulağı ağrıyor,kiminin işi çıkıyor bazende bu dönemde pandemi dolayısıyla törenler ya yapılmıyor veya kısıtlanıyor.

         Ama bir iki gün sonra nikah şahitliği yapanlar geriye dönüp baktığında acaba bir vicdan azabı içine girmiyorlar mı?

        Veya pandemi dolayısıyla milli bayramları yasaklayanlar bir çok toplu törenlerde bulunurken en azından şu Suriyelilerin protestosuna izin verirken yaraları kaynatmıyorlar mı?

        Kimi Atatürk'ün ismini ağzına almıyor, kimide Mustafa Kemal diyor ama nedense Atatürk demekten imtina ediyor.

       Ülkede bir grupta ne yazıkki bir Atatürk düşmanlığı ve alerjisi almış başını gidiyor.

        Ölmüş birinden bu kadar korkan bir zihniyetin esas korktuğu onun fikirleridir.

        Atatürk'ün demokrasi anlayışı,adalet terazisinde tarttığı eşitlik anlayışı,kadına verdiği değer,laik bir düzeni inşaa ederek devletin idare edilmesindeki verdiği kararlılık korkutuyor bunları.

         Düşünün bundan daha özgür bir ülke bulunabilir mi?

         Şimdi beyler Atatürk'ü eleştiren kanunun kaldırılması için elbirliği ile bir koro halinde açıklamalarda bulunuyor.

         Geçen bu konuda haftalık yayınlanan bir dergi kapak yapmıştı bu hezeyanlarını.

         Kim ne derse desin biz cumhuriyeti anlamamız gerektiğine inanıyoruz.

         Bu Türkiye Cumhuriyet'i ilelebet yalayacaktır.

          Hiç bir güç bu cumhuriyeti yıkmaya yeltenmesin,karşısında gerçek Atatürk'çüleri bulur.

           Türkiye cumhuriyetinin kuruluşunun 97. Yılını kutluyor,daha nice yıllarda coşkuyla ve neşeyle birlikte kutlanacağı yılların geleceğini bekliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.