banner214

          Yıl 1998

            ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Mersin/Erdemli İlkokulu öğretmeniyim. 4. Sınıftayız. Sınıfta iş bölümü yapacağız. Sınıf Başkanı seçeceğiz ve yardımcısını. Oylama yapacağız. Yaptık. Seçtik. Yetki verdik. İlk açıklamaları dinledik.

            Ve asıl kavranması gereken noktaya geldi sıra

            Yaptığımız bu işin adı ve anlamı neydi?

            Hâlâ yanlış anlaşılan ya da yorumlanan önemli bir ayrıntıyı gündeme getirdik;

            Cumhuriyet, bir YÖNETİM BİÇİMİDİR Oysa Demokrasi, bir YAŞAM BİÇİMİDİR!

            Seçme sorumluluğu, seçilme hakkı, oy kullanma görevi, kurallara uyma bütünlüğü… bunların tamamı demokrasinin gerekleridir ve yaşam biçimi çatısı altında toplanır.

            Yapan-uygulayan-uyan da milletin ta kendisidir!

*****

            Duymayan kalmadı şimdilerde, ABD’de bir vakıf-dernek olarak kurulan ya da proje de denilen bir HAL oluştu!

            Bu vakıf ya da dernek veya projenin amacı, şimdi sıkı duralım: TÜRKİYE’YE DEMOKRASİ GETİRMEK!

            Şaşırmayın, sadece ürün değilmiş ithal edilen demek ki…

            Biraz yükselterek sesimi diyorum ki; “Kendisine Atatürkçüyüm diyen ya da Atatürk’ün yolunda gidiyorum diyenlere Atatürk’ün 22/Mart/1922’de yaptığı açıklamayı okumak istiyorum,”

            Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklâl vardır ki Ecnebilerin nasihatleriyle, Ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. (Mustafa kemal Paşa, 6 Mart 1922, TBMM gizli celse zabıtları, Cilt 17, sayfa 6)

“Ülkemizde yok” diyorsak demokrasi için, dün AB idi şimdi de ABD’den mi medet umacağız ya da ithal etmeye çabalayacağız?

Kendimize güvenmiyor muyuz?

Gücümüz mü yok?

Atatürkçülük maskemiz mi?

“Biz yanmayalım” mı diyorsunuz? (Burada da çok sevdiğimizi iddia ettiğimiz Nazım Hikmet giriyor devreye; Ben yanmazsam, sen yanmazsan, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?)

ABD’nin bizi çok sevdiğini mi sanıyoruz ya da sevdiğine inanıyoruz?

ABD’nin 1945’ten beridir yaptıkları, yapacaklarının kanıtı değil mi?

Kendi ayaklarımız üzerinde durma zamanı!

Tarihimizde olduğu gibi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet