banner165
banner176

Deprem, literatürde mücbir sebebe verilen klasik örneklerin başında yer almakta ve ne yazık ki Ülkemiz, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. 30 Ekim günü İzmir’de meydana gelen ve çok ciddi can- mal kayıpları yaşatan İzmir depremi sonrasında, pek çok yetkiliden ‘depreme ve bir diğer mücbir sebeplere konu olaylara’ ilişkin “KİMLER SORUMLU?” sorusunu ve de açıklamasını, maalesef ki hicap duyarak izledik. Deprem sonrasında hukuki ve cezai sorumluluğa ilişkin, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza kanunu özelinde hükümlere yer verilmiştir.

A- HUKUKİ SORUMLULUK HALİ:

Deprem sonrasında, inşaat mühendisinin ya da müteahhidin hukuki sorumluluğuna gidilebilir mi? Bu sorunun cevabı için, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Yapı Malikinin Sorumluluğu” başlıklı 69. Maddesinde;

MADDE 69- Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.

Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır.”

Yargıtay’ın kararlılık kazanmış içtihatlarına göre de, zarara sebep olan haksız fiili işleyenler arasında tam teselsül ilişkisi söz konusudur. Yani, deprem sebebiyle meydana gelen hasarlarda, Yargıtay haksız fiil sorumluluğunu kabul ettiğinden, sorumluluk açısından da müteselsil sorumluluğu kabul etmektedir. ASLINDA DİĞER BİR İFADEYLE, BİNANIN MÜTEAAHİDİ İLE BİRLİKTE PROJE MÜELLİFİ, HASARIN MEYDANA GELMESİNDEKİ KUSUR ORANLARI NE OLURSA OLSUN, ZARAR GÖRENLERE KARŞI OLUŞAN ZARARIN TAMAMINDAN SORUMLU OLACAKLARDIR.

B-  CEZAİ SORUMLULUK HALİ:

Harici bir olay olan depremin illiyet bağını kesecek derecede kaçınılmazlık hali sayılarak ceza sorumluluğunu bertaraf edebilmesi için, oluşan zararlı sonucu insan faktörünün etkilememesi, yani yapının kurallara uygun olarak yapılması ve sonradan değişiklikte bulunulması halinde de, bu değişikliklerin statik değerlere aykırı ve esaslı müdahale niteliğinde olmaması gereklidir.

Deprem etkisiyle yıkılma halinde, yıkıma etkili derecede kusurlu eylemi bulunanların; mevcut aykırılığı giderebilmek yönünden hukuken sorumluluklarının bulunduğu dönemde, zararlı sonuç meydana gelirse bu sonuç ile alakalı olarak cezai sorumlulukları da elbette söz konusudur.

Türk Ceza Kanunu’nda; taksirli suçlarda, yasal tipte öngörülen sonuç meydana geldiği takdirde, burada taksirli kusurluluk cezalandırılmaktadır. Öngörülen sonucun meydana gelmesi taksirli suçlarda bir cezalandırma koşulu olacaktır.

Müteahhidin cezai sorumluluğu ve hukuki sorumluluğu burada karıştırılmamalıdır. Hukuki sorumluk için öngörülen sürenin cezai sorumluluk için ölçü alınmasının mümkün olmadığını, bu durumun cezai sorumluluğa ilişkin kurallarla bağdaşamayacağını vurgulamamızda fayda olacaktır.

Ceza Hukuku açısından değerlendirme yapacak olursak; burada, deprem sonrası yıkılan binalarda müteahhidin cezai sorumluluğunda “Taksirle Ölüme veya Taksirle Yaralamaya Neden Olma” suçları bakımından incelenmesi faydalı olacaktır. Kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir kusurlu davranışı ile öngörülemeyecek şekilde başka bir kimsenin hayatına son vermesi, Türk Ceza Kanunu’na göre,  “Taksirle Ölüme Neden Olma” suçunu oluşturmaktadır. Bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunda ise;  gerçekleştirilen kusurlu davranış ile bir kimsenin ölebileceğinin fail tarafından öngörülebilmesine rağmen davranışın sonuçlandırılması söz konusudur.

Ülkemizin bir deprem bölgesi olması, devamla deprem hasebiyle bundan önceki yıllarda pek çok can ve de mal kayıpları yaşanması sebebiyle bina ve yapı maliklerinin, gerek Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca- gerekse de Türk Ceza Kanunu’nun amir hükmü uyarınca, hukuki ve de cezai sorumlulukları bulunmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.