banner165

Ahmet Kaya 28 Ekim 1957’de gözlerini açtı. Yaşasaydı bu yıl 63. Yaşına basmış olacaktı.

Sanırım Ahmet Kaya’yı anlatmaya çokta gerek yok.

Yaşamı, duruşu, büyük sanatı, hangi mahalleden olmasına bakmadan mağdurun ve mazlumun yanında oluşu…

Yani bir üstteki cümlenin sonuna üç nokta katmasak, eminim herkes bir güzelliğini sıralar ve nokta cümlenin bitmesini bayağı bir bekler anlayacağınız.

 Onlarca güzelliği kocaman yüreğine sığdıran ve bu denli herkesimden insanın sevgisini kazanan insan sayısını düşününce duraklarsınız ve çok az insan gelir aklınıza ya da hiç…

Korkmadan yüzleşmemiz gereken bir şey de var. Bu ülke bu kadar sevdiği ve değer verdiği insana sürgünü ve en acısı sürgünde ölümü neden tattırdı ve bu toplumun bir kısmına neden normal geldi.

Bu soruyu kendimize sormalıyız halk olarak. Ahmet Kaya’yı linç ettirenler, çatal atanlar, bölücü ilan edenler oldu topluma maalesef halkın bir bölümü de bu galeyana geldi. Ardından onu linç ettirip, bölücü ilan edenler ağlayarak özür dilediler, ya da inkar ettiler.

Linç ettirenlerin bir kısmı özür diledi, bir kısmı yaptıklarını inkar etti, kendilerinden utandıklarını dillendirenler oldu. Hissederek mi söylediler bilmiyoruz ama günah çıkarmaya çalıştılar.

Peki halk günahını çıkardı mı? Anadilinde şarkı söylemek isteyen bir sanatçıyı şaklabanlar yuhalatıp hain ilan ederken, büyük kısmı susan, sanatçısına sahip çıkmayan ve maalesef ateşe körükle giden bir kısım bu yaşanandan ders çıkardı mı?

Maalesef çıkaramadı, hala ülkede ifade özgürlüğü denen nimetin herkese lazım bir şey olduğu ve çağdaş bir toplum için, insan kalabilmek için korunması gerektiği anlaşılamadı.

Bunu sosyal medyada her gün görebilirsiniz. Kendi  düşüncesini ve inancını ya da inançsızlığını paylaştığı için lince uğrayan ötekileştirilen, hain ilan edilen bi dolu insan…

Bunu görmek çok zor değil, son yıllarda fikir suçlusu kaç gazeteci, aydın, yazar içeride, kaç sanatçı, fikir adamı sürgünde ya da zaruri yurt dışında yaşamak zorunda.

Bunlara bakınca anlaşılıyor, halk olarak bu konuda çok bir yol katedemedik.

Umarım yaşadığımız ve bilmeden yaşattıklarımızı görür, fark eder ve güzelleştiririz kötü olan her şeyi.

28 Ekim Ahmet Kaya’nın doğum günü hoşçakal demesin, merhaba desin bize. Değiştiremezsek birşeyleri günahı hepimizin boynuna

Yağmur yağsın isterdim bu sabah

Merhaba soylu sevdam, merhaba

Yağmur yağsın isterdim bu sabah

Merhaba soylu sevdam, merhaba

İpil ipil düşsün betona

Merhaba sevgili vatan, merhaba

İpil ipil düşsün betona

Merhaba sevgili vatan, merhaba

Ve üç gece güvercini

Nazlı nazlı uçsun buluta, merhaba

Bütün sabahların bu saati

En fazla sevdiğim vakit

Son kez; merhaba

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.