Devlet kriz durumlarında piyasaya müdahale edeceği argümanları elinde tutmalı. Eğer özelleştirmeler ile bunların birçoğu özel sektöre ve en önemlisi yabancı sermayeye verilmiş ise devlet doktorsuz hastane döner. O yüzden kriz yaşanması muhtemel hayati sektörlerde rahatlama yaratmak için kamu bir alanlarda üretici kalmalı, eğer piyasanın bu alanında eksikse hemen piyasayı destekleyici yatırımlar yapmalı ve sisteme dâhil olarak sigorta görevi üstlenmelidir. Devlet elinde ki bu yatırımlar, böyle kıtlık dönemlerinde biriktirilmiş erzak gibidir.

Değişen dünya düzeninde güçlü ülke olma tanımı da giderek değişmektedir. Öyle ki, değişen dünya düzeninde köşe başlarında yer almak için güçlü bir DEVLETÇİLİK anlayışı ile yönetiliyor olmak şart olmuştur.

Devlet öncelikle kendisinin hakimiyetindeki sınırlar içinde bulunan mevcut nüfusu her koşulda ve ne pahasına olursa olsun KORUMAK, GÜVENLİKLERİNİ SÜREKLİ KILMAK, DOYURMAK, BARINDIRMAK, ISITMAK , SAĞLIKLI KILMAK VE EĞİTMEK ZORUNDADIR.

Devlet kendi nüfusunu dışarıya karşı korumak için güçlü, modern , her türü eğitimi almış bir askeri gücü oluşturmak ve daimi kılmak zorundadır . Bununla beraber içerde de toplumsal huzur ve güveni sağlamak için donanımlı kolluk kuvvetlerini de oluşturmak zorundadır. Ha keza bunların akabinde diğer güvenlik unsurlarını da güçlendirmeli, yurt dışı ve yurt içinde oluşabilecek her türlü tehdide hazırlıklı olunmalıdır. O yüzden bu alanlarda devlet kesinlikle özelleştirmelere girmemeli ve hatta levazım malzemelerini bile kendi üretmelidir. Ordu ve diğer silahlı kuvvetler başkalarına emanet edilmeyecek derecede önemlidir.

Devlet güvenliğini sağladıktan sonra bu güvenliği sürekli kılmalıdır.  Bu yüzden devletin iletişim kanalları yani telekomünikasyonu, demiryolu ağları, otoyolları kesinlikle devletin kendi kontrolünde olmalıdır. Güvenlik bu coğrafyada her şeydir.

Devlet, savaş ve doğal afet gibi durumlarda halkının güvenliğini sağladığı kadar halkı doyurmak zorundadır. bu yüzden UN, ŞEKER, KOMBİNE  ET TESİSLERİ  VE KISMİ BAKLİYAT FABRİKALARINI elinin altında hazır tutmalıdır. Böylece savaş ve doğal afet gibi durumlarda halkını doyuracak altyapıya sahip olur hem de piyasada spekülatif hareketlerde bulunacak güçlere karşı ekonomik sağlamlığını ortaya koymuş olur. Ayrıca; Tarım da yerli ve sürdürülebilir tohum kullanımı hayati önem taşıyor. Yerli ve sürdürülebilir tohumlar üreticisine bizzat devlet tarafından verilmeli. Ayrıca mazot desteği reelize edilmeli, tarım pompaları kurulmalı, vergi alınmamalı.  Üreticiden nihai tüketime aracılara devlet denetimi yoğunlaştırılmalı yâda devlet bu görevi bizzat üstlenmeli. Devlete ait bankalar düşük faizle ve ya ödeme ötelemeli destek kredileri verilmeli. Tarımda ve beraberinde hayvancılıkta izlenecek doğru kamu politikaları ile ülke kısa zamanda dünyada çok önemli tarımsal üretici konumuna gelecektir.

Devlet belli bir ekonomik gücün altındaki halkının barınma sorunlarını halletmek zorundadır. Bu yüzden halkın güvenle kalacağı elektrik su gibi hayati ihtiyaçlarında ücretsiz karşılandığı yerleşim alanları inşa etmeli ve devamlılıklarını kendi eliyle sağlamalıdır. Bu durum ayrıca metropollerin düzensiz şehirleşmesinin, su havzalarına yerleşim alanları kurulmasının ve benzeri durumların önüne geçilecek önlemleri de beraberinde getirecektir. Bununla beraber bu konutların ısınması ve soğutulması gibi önem arz eden her şey devlet eliyle yapılmalıdır. Böylece güçlü, devletine güveni yüksek, sağlıklı alt yapısı olan bir toplum ortaya çıkacaktır.

Devlet halkının sağlığı ile birebir ilgilenmelidir. Ülkeyi oluşturan standart toplumun sağlık ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalı ve kesinlikle ticari düşüncenin dışına itilmelidir. Özel hastane klinik gibi yerlerdeki uygulanacak fiyat kartelaları devlet tarafından belirlenmeli ve dayatılmalıdır. Halkın sağlığı yabancı sağlık kurumlarına emanet edilmeyecek kadar önemli ve mahremdir. Sağlık alanına çok ciddi kaynak sağlanmalı ve gerekli altyapılar ( kalifiye personel, donanımı tamamlanmış tesisler) tamamlanmalıdır. Destekleyici sektörler devlet kontrolünde olmalıdır.

Ve en önemlisi ise devletin yukarda saydığımız olmazsa olmazlarının altyapısını oluşturacak ve devletin bekasını sağlayacak nesilleri yetiştirecek bir EĞİTİM YAPISI oluşturulmalı. Bu eğitim yapısı için devlet en önemli kaynaklarını seferber etmelidir. Güçlü bir gelecek eğitimleri tamamlanmış sağlam nesillerle mümkün olacaktır. O yüzden eğitim sektörünün alt yapısı tamamlamış, eğitimcileri yetiştirilmiş ve ülkenin dört bir yanına yayılmış güçlü bir yapıya sahip olması gerekmektedir. Devlet bu anlamda eğitimi tamamen parasız yapmalı, özel eğitim kurumlarının fiyat tarifelerini de kendi belirlemelidir. Tüm devlet okullarında ileri seviyeli eğitim verilebilir duruma getirilmelidir.

Özetle; güçlü bir DEVLET olmak, özde devletçilik yaparak mümkündür. Devlet halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmek için gerekli önlemleri almalıdır. Korunan bir halk güçlü bir devlet yaratır. Devlet halkına sahip çıktığı sürece halk devletiyle var olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291