banner165

Dünya genelinde yaşanan pandemi sürecinde ülkelerin ve kurumların önem vermesi gereken en öncelikli konulardan birinin “Dijital Dönüşüm” olduğunu söyleyebiliriz. Dijitalleşme her geçen gün hayatımıza fazlasıyla girmekte olup, koronavirüs salgını sonrası tüm dünyada iş yapış şekilleri hızla değişmiştir. Dijital dönüşüm yatırımlarını yapan, teknolojik altyapısını güçlü kuran ve yaşanılan bu belirsiz dönemi iyi yönetebilen şirketlerin bu süreçten en az seviyede etkilenerek veya güçlenerek çıktığını gözlemlerken; dijitalleşme bakımından geri veya geç kalmış şirketlerin de ciddi ekonomik sorunlarla karşılaştığını ve rekabette geri kaldığını gördük. Tabi ki pandemiden etkilenme derecelerinin kurumların faaliyette oldukları sektörlere göre de değişiklik göstermekte olduğunu söylemeliyiz.

Ekonomide meydana gelen tahribata karşı en etkili çözüm AR-GE’ye olan yatırımları arttırmaktan geçiyor. Peki ülkemizde devlet AR-GE’ye gereken önemi veriyor mu, şirketler her yıl belli bir oranda bütçeyi AR-GE yatırımlarına ayırıyorlar mı? Malesef genel tablodaki oranlara bakarsak, ülke olarak yetersiz olduğumuzu söyleyebiliriz. Dünya standardında AR-GE harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 3-4’lük orana denk gelmekte olup; sıralamada İsrail 4.8, Güney Kore 4.7 ile başta yer alırken, Türkiye yüzde 0.9 ile çok gerilerde kalmaktadır. Dijital Dönüşümün önemini kavramış kurumların AR-GE’nin ciro içindeki payını yüzde 3-4 seviyelerine taşımayı hedeflediklerini görmekteyiz. Aynı zamanda AR-GE bir girdi ise, marka ve patenti de bir çıktı olarak düşünebiliriz. Başvurulan patent sayısındaki yüzde 11’lik artış ekonomide yüzde 1’lik büyüme anlamına geliyor. Bundan dolayı AR-GE yatırımlarını arttırıp, çalışmalar sonucu ortaya çıkan yenilikçi ve yüksek teknolojili ürünlerin ticarileşebilmesiyle sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlanacaktır.

Ekonomimiz için en önemli sektörlerden biri olan sanayi sektöründeki ileri ve yüksek teknoloji kullanım oranlarına baktığımızda, önceki senelere göre kısmi bir oranda artış gözlense de yine de bu oranların yeterli seviyelerde olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ülkemizde teknolojiyi geliştirmenin yollarından birisi de, STEM (Science-Technology-Engineering-Mathematics) (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanlarında tecrübeli, yetkin, nitelikli iş gücüne sahip olmaktır. Sahip olduğumuz genç nüfus potansiyelimize özellikle STEM alanlarında ilkokul – üniversite süresi boyunca etkili ve sistemli bir eğitim verirsek, sadece bugünü değil yarını da düşünerek planlama yaparsak, ancak o zaman dünya ekonomisinde rekabet edilebilir bir seviyeye gelebilir, sürdürülebilir başarı ve rekabet avantajını yaratabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.