banner214

Küfre, yani onur kırıcı kaba sözlere günlük yaşamda çok sık rastlıyoruz. Trafikte, sokakta, parkta, otobüste, kahvede… Nezaket kurallarına uymayan bu sözler, dinen de ahlaken de olumlu karşılanmıyor. Doğrudan birine yöneltilmişse hukuki açıdan hakaret kabul ediliyor ve suç teşkil ediyor. Bu nedenle eğitim ortamlarında küfrün önüne geçilmeye çalışılıyor. Fakat yine de toplumsal yaşamda bir şekilde varlığını sürdürüyor küfür. Çünkü bazı toplumsal işlevler barındırıyor bu olgu.

Her şeyden önce, öfkeyi yansıtma işlevi taşıyor küfür. İnsan öfkelendiğinde cephanesini yokluyor. Sözvarlığını karıştırıyor, karıştırıyor… Duruma uygun bir küfür buluyor. Sonra başlıyor saydırmaya… Öfkesini küfürle boşaltan insan, psikolojik olarak da rahatlıyor.

Bazı insanlar da ahlakın manevi baskısının altında eziliyor olmalı ki kendini frenliyor. Özellikle haksızlık karşısında öfkesini kontrol etmeye çalışıyor bazıları. Ancak yine de küfre bir açık kapı bırakıyorlar: “Küfrün adını günah koymuşlar. Şimdi ben bu durumda başka ne söyleyeyim? Tövbe estağfurullah, tövbe estağfurullah!..” diyerek kişisel sözvarlığında bu duruma küfürden başka denk düşen bir şey olmadığını ifade ediyorlar.

Öfkeyi yansıtmasının dışında küfür, özellikle genç kuşakta grup aidiyetinin ve sosyalleşmenin aracı oluyor. Küfretmeyenler “ağzı süt koktuğu için”, “muhallebi çocuğu olduğu için” gruptan dışlanabiliyor.

Ayrıca gençler arasında küfür, seslenme amacıyla da kullanılabiliyor. Birbirlerine hitap ederken küfürden yararlanıyor gençler. Şöyle diyaloglara mutlaka kulak misafiri olmuşsunuzdur:

- N’aber …

- İyilik …. Senden n’aber …

Bazen de küfürler, eğlence işlevi taşıyor. Kahvede oyun oynayanlar, beklediği kâğıt gelmeyince gün görmemiş bir küfür savuruyor örneğin. Klişelerin dışına çıkan ve tatlı sert bir öfke barındıran bu özgün küfür, masada oturanların tebessüm etmesini sağlıyor.

Duvar yazılarında da küfür, çoğu zaman mizahi bir üslupla toplumsal muhalefetin bir aracı oluyor.

Kısacası küfür, nezaket kurallarına uymasa da, hoş karşılanmasa da hatta hukuken suç da olsa toplumsal yaşamda varlığını sürdürmeye devam ediyor. Yapılan bilimsel araştırmalar küfrün sadece bugüne ait olmadığını, binlerce yıldır kullanılageldiğini gösteriyor.

Dolayısıyla küfür tarihsel ve sosyolojik bir gerçeklik… Ayıp ve kaba olmakla birlikte toplumsal sözvarlığının ve iletişim sürecinin belli başlı işlevler taşıyan bir ögesi… Neyzen Tevfik’in deyişiyle de “dilin baharatı…” Yine de insanın toplumsal yaşamda kontrol altında tutması gereken bir baharatı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner231

banner232

banner228

banner239