banner214

GİRİŞ:

Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “Kişilere Karşı Suçlar” arasında “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında 157 ila 159. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu suç malvarlığına karşı işlenen suçların tipik örneğini oluşturmaktadır ve günümüzde en çok işlenen suçların başında gelmektedir. Dolandırıcılık suçu, kişilerin mameleki hakları ile birlikte irade özgürlüğünü de ihlal etmektedir (reato plurioffensivo). Kanun koyucu mamelekî hakların korunmasına üstünlük tanıyarak suçun hukuki konusunu mamelekî haklar olarak belirlemiştir. Dolandırıcılık suçunun oluşması için hileli davranış mağdurda bir hataya sebep olmalıdır.

SUÇUN UNSURLARI:

Birinci fıkranın “a” bendinde, dolandırıcılık suçunun dini inanç ve de duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılması gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. BURADA ASIL DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUS DA, DİNİN BİR ALDATMA ARACI OLARAK KULLANILMASIDIR.

Bu suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların önem verdiği değerler ile dini inanç ve duygular, aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı- bu suretle gerçekleştirilen HİLE ile haksız bir yarar sağlanmış olmalıdır. ( ERCAN, S:195)

Önemle belirtmek gerekir ki, failin mağdurun yanına gelerek dini birtakım enstrümanlar kullanıp hile yaparak haksız menfaat temin etmesi, bu madde kapsamındadır. Örneğin sanık A, mağdur B’nin yanına gelerek kendisini “HOCA” olarak tanıtarak HİLELİ hareketlerle haksız menfaat temin etmesi durumunda nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Bu kişinin, gerçekte hoca olup olmamasının, suçun oluşumu açısından önemi bulunmamaktadır.

Bu maddesnin uygulanması için, sanığın kullandığı argümanın, dinen doğru kabul edilen bir argüman olması gerekmemektedir; objektif olarak dini bir duygunun değil, mağdurun şahsında sübjektif olarak, bu duygunun nasıl şekillendiğine bakmak gerekmektedir. (Dr. Mustafa ATALAN, Dolandırıcılık Sahtecilik ve Güveni Kötüye Kullanma Suçları, s; 110)

Bu suçlar açısından dikkat edilmesi gereken husus, bu maddi menfaati sağlayan kişinin gerçekte kandırılan bir kişi olması gerekir, eğer faile bu şekilde para veya başka bir menfaat temin eden kişi, failin yasal bir zeminde olmadığını biliyor ve yapılan bu yardımların, doğru yere gitmeyeceğini zaten biliyorsa, orada işlenen bir dolandırıcılık suçu olmayacaktır.

Uygulamada TCK’nın 158/1-a  maddesi ile sıklıkla rastlanılan örneklere bakılacak olursa;

-Büyücülük, falcılık, sihir ve de üfürükçülük suretiyle haksız menfaat temin edilmesi,

-Fitre ya da zekat verileceğinden bahisle para toplanması,

-Kiliseye veya başka dini bir mabede yardım bahanesiyle para istenmesi,

-“En büyük hayır cami yaptırmaktır.” Denilerek, camiye yardım bahanesiyle para toplanmasını örnek olarak gösterebiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet