banner165

Bizim Mezitli semt pazarında domates satan üniversite mezunu bir gence rastlayınca 2016 yılında Floransa”da katıldığım geleceğin eğitimi konulu bir konferansı ve konferansa katkı veren bir profesörün kapanış konuşmasında söylediklerini anımsadım.

Profesör konuşmasında; gençlerin üniversite öğrenimleri süresince çok değerli şeyler öğrendiğini, ne var ki öğrendiklerinin beş para etmediğini, mühendislerin otomobil camlarını silerek geçinmeye çalıştığını belirtiyordu. Profesöre göre bu durum, 21. yüzyıldaki insan kaynaklarının boşa harcandığının önemli bir göstergesiydi ve bu gidişatın mutlaka değişmesi gerekiyordu.

O günlerde ülkemizdeki üniversite mezunu işsizlerin günümüzdeki devasa boyutlara ulaşacağını pek düşünmemiştim. Artık yalnızca üniversite mezunları değil, yüksek lisanslı, doktoralılar da iş bulamıyorlar. Ayakta kalabilmek için otomobil camı temizlemek de dâhil,  mezun oldukları alanlarla hiçbir ilişkisi olmayan işlerde çalıştıklarına tanık oluyorum.

Var olan işsizlik yetmezmiş gibi bir de corona virüsü salgını çıktı. Bu salgın karşısında üniversite mezunu gençlerden söz etmek artık pek anlamlı görünmüyor.

Salgın, bir ölüm kalım sorununa dönüştü.

Birçok insan işini kaybetti.

Binlerce insan hayatını kaybetti ve etmeye devam ediyor.

Salgının ne zaman biteceği ile ilgili ufukta henüz bir umut ışığı da görünmüyor.

Yeniden sokağa çıkma yasağı kondu.

Ortam can sıkıcı… Ölüm korkusu sarmış ortalığı.

Bizim semt pazarında her hafta karşılaştığımız genç, bir üniversitenin sosyoloji bölümünü bitirmiş. Sanırım üç yıldan fazla bir zaman geçmiş mezun olalı. Alanıyla ilgili iş bulma umudu kalmayınca pazarda sebze satmaya karar vermiş.

Her hafta karşılaşıyoruz bizim sosyolog sebzeciyle. Dil kullanımı diğer pazarcılardan farklı. Nazik biri… Akıcı Türkçe kullanıyor. Alacağımız sebzelerle ilgili beni doğru yönlendiriyor. Zaten bizim ilişki kurmamıza neden olan da bu özellikleri oldu. Demek bir toplumun eğitim düzeyi yükselse neler değişecek neler…

İyi ama bu genç arkadaşımız sosyolog… Sosyolojinin domates satmakla ne ilişkisi olabilir ki… Domatesin sosyolojisi olur mu? Zorlanırsa bir bağlantı kurulabilir belki. Ama ne işe yarar? Sürekli göç alan kentlerin sorunlarını düşündükçe, üniversite mezunlarının böyle heder edilmemesi gerektiğine inanıyorum.

İnanıyorum ama sevgili okurlarım, şimdi bunları tartışmanın zamanı değil… Böyle günlerde ruh sağlığımızı korumamız çok önemli…

Bu nedenle domates satmayı başarabilmek böyle günlerde çok önemli bir beceri… Üniversiteyle ilgili hayal kırıklıklarımızı bir yana bırakıp yeni etkinlik alanları oluşturmamız gerekiyor. İyi bakarsak, etkin hale getirebileceğimiz başkaca becerilerimizin de olduğunu görebiliriz. Yaşamın zorluklarına karşı ancak böyle direnilebilir.

Bu duygularla bizim semt pazarında domates satan sosyolog arkadaşımızı başarısından dolayı kutlamak istiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.