banner165
banner176

Ancak Kurucu Meclislerin yapabileceği Anayasamızın, “Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelerinin değiştirilme çabaları olduğunu,

“Ana dilde eğitim” ile ilk üç sınıfta okunabileceğini,

Anayasamızdan Türk, Vatan, Atatürk Milliyetçiliği vb konularının çıkartılacağı çabalarının olduğunu yazdığımda dostlarım üzülmüş ve hatta kızgınlıkla yazmışlardı bana.

 Böyle şeylerin olmadığını, olamayacağını, varsa delil-belge sunulması gerektiğini büyük bir içtenlikle bildirmişlerdi.

Bu eleştirilere elbette çok sevinmiştim. Öyle ya, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik, Anayasamıza yönelik, MİLLET olma ilkelerimizin başında olan Türkçe dilimize yönelik bu olumsuz tutumlar dostlarımızı üzmüştü, rahatsız etmişti ve kızdırmıştı.

Değerli Dostlar, bu içtenlik, Atatürkçü ruhun olması gereken halidir.

Bütün bu güzelliklerin yanında gerçeklere de mercek tutmak görevimiz vardır değil mi?

Atatürk’ün kurduğu partinin şimdiki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD elçisi ile saatlerce (7 saat) süren tek kişilik görüşme yaptı mı?

2018 yılında CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve HDP temsilcileri ile Kemal KIlıçdaroğlu’nun “İlkeli birlik” diye adlandırdığı görüşmeler yapıldı mı? Anayasa değişiklikleri ile ilgili olarak

İyi Parti’deki olumsuzlukları, FETÖ ve HDP bağlantılarını açıkladığı için partisinden ihraç edilen Ümit Özdağ’ın anlattıkları için ne düşünüyoruz?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ana dilde eğitim ile ilgili kendi sesinden yaptığı “İlk 3 sınıf ana dilde olsun. Sonrası “Resmi dil” le olabilir” söylemini nasıl buluyoruz? Anayasamızda belirtilen “Dilimiz Türkçedir” söylemi ne zamandan beridir RESMİ DİL olmuştur?

Yine CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin açıklamaları nasıl değerlendirilmelidir acaba? ”Bu iddia değil, gerçek bir şey. Görünen şu ki yapılmış. Ben de yeni öğreniyorum. O dönem Cumhurbaşkanı adayıydım.  Benim haberim yoktu, o tür görüşmelerden. Çelişkili açıklamalar yapmak, bir yaptık bir yapmadık demek doğru değil…”

Posta Gazetesi yazarlarından Oral Çalışlar’ın yazdıklarına ne demeli peki? Kılıçdaroğlu’nun Demokratik Gelişim Enstitüsünün düzenlediği “Anadilde eğitim” ve Kılıçdaroğlu’nun “Bu konuda konunun uzmanlarıyla Kürt aydınlarının da katılımıyla değişik toplantılar yaptık. Dünyadaki uygulamaları inceledik. İlk üç yılı anadilde ve yanında resmi dil(!) sonra da resmi dile geçmesi bir çözüm yolu olabilir….” Söylemlerini?

“Ne haber?” gruplarından kısa, verimsiz, kişisel açıklamalar yapmak yerine toplumsal yarar getirici yanıt vermeyi doğru buldum.

Kısaca;

Dostlar, “Hayır” diye isyan etmenizi mutlulukla karşılıyorum.

Gerçeklerin üzerinin örtülemeyeceğini en az benim kadar bildiğinizin farkındayım.

Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” söylemine olan tutkunuzun da her zaman savunucusuyum.

1)      Anayasa değişikliği,

2)      Ana dilde eğitim

3)      AB-D elçileri ile gizli -tanıksız toplantılar yapmak

4)      HDP bölücülüğü ile saklı ya da açıktan (HDP’liler “Artık açıktan söyleyin” dediler ya) görüşmeler

5)      AB-D’den Türkiye Cumhuriyeti Devleti işleyişine müdahale edilmesini isteyerek ve bunu da “Ülkemizdeki demokratik muhalefete her türlü desteği vermelerini bekliyoruz” diyerek seslendirmek…

Dahasını da hep birlikte yazmaya devam edelim ve söyleyelim isterseniz…

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına TÜRK MİLLETİ denir ve DİLİMİZ Türkçedir!

Saygılarımla

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.