banner214

Kâinatta bulunan her şey hareket halindedir. Atomlar dünyasından güneş, ay ve yıldızlar âlemine kadar her şey hareket halinde olup belli bir düzen ve ahenk içinde kendi görevlerini bihakkın ifa etmektedirler. Bu sistemler âlemindeki düzen ve ahenk ise, her varlığın kendine düşen görevi zamanında ve eksiksiz yapmasıyla mümkün olmaktadır.

Kâinatta tek akıllı ve şuurlu varlık olan insan ise, bu dünyaya manasız bir şekilde gönderilmemiş, bir takım işleri yapmakla mukellef kılınmıştır. Hem dünya, hem de ahiret için çalışmak, çaba harcamakla sorumlu tutulmuştur. Çünkü insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Ve insan ne ekerse onu biçer. Ayette: “İnsan için çalıştığından başka bir şey yoktur. Ve çalışması da yakında görülecektir.” (Necm, 39-40) buyurulur. Ayet, bu dünyada ahiret için çalışmayı içerdiği gibi, dünya için çalışmayı da kapsamaktadır. Yani maddi terakki ve manevi olgunluğu elde etmenin çaresi, hem bu dünya hem ahiret için çalışmaktır.

Rabbimiz bizlere ahiret için çalışmamızı, ama bu arada dünyayı ve dünyadaki nasibimizi de unutmamamızı emrediyor ve “Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu işte: ama dünyadan da nasibini unutma” (Kasas, 77)  buyurarak  ahiret-dünya dengesine dikkat çekmektedir.

Bizler mu’minler olarak başkasına muhtaç olmadan hem dünya hem ahiret için çalışırız. Tıpkı bir kuşun çift kanadı gibi ahiret ve dünyamızı belli bir dengede tutarız. Dünyamız için ahireti, ahiretimiz için dünyamızı feda etmeyiz. Çünkü tek taraflı saadet olmaz. Dünyamız için de çalışacağız, kazanacağız, üreteceğiz, zengin olacağız ama; dünya ve dünyalıkları yaşamımız ve Allah’ın rızasını kazanmak için bir vasıta olarak göreceğiz. Dünya ve dünyalıkları yani gelip geçici olanları kalbimize yerleştirmeyeceğiz. Malımıza sahip çıkacağız yerine göre malı tutup kaldıracağız ama kalbimize yerleştirmeyeceğiz. Gelip geçici olana, değeri kadar önem vereceğiz. Kalbimize asıl sahibini, Allah’ı, yerleştirmeliyiz. Ayette yalnız dünyalık isteyenler kınanır ve şöyle buyurulur: “İnsanlardan öyleleri vardır ki: Ey Rabbimiz! bize dünyada ver derler. Böyle kimselerin ahirette hiç nasibi yoktur.  İnsanlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver.  Bizi cehennem azabından koru derler. İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah’ın hesabı çok süratlidir.”(Bakara, 200-202).

Helalinden kazanmak, insanlara faydalı olmak için çalışmak ibadettir. Çünkü hadiste Peygamber efendimiz: “Hiçbir Müslüman yoktur ki, bir ağaç diksin, yahut ekin eksin ve mahsulünden herhangi bir kuş, insan veya hayvan yesin de (O ektiği veya diktiğinden) kendisi için bir sadaka (ecri) olmasın.” (Müslim, el Camiu’s-Sahih, II,1189)

Fert ve toplum olarak huzurlu ve sağlıklı bir şekilde var olmanın, başkalarına kölesi olmamamın, ele muhtaç olmamanın tek çaresi çalışmaktır. Dolayısıyla Müslüman çalışkan olmalıdır.

Dinimizde, kişinin geçimini meşru yollarda çalışarak kazanması, ilim tahsil etmesi ibadet gibi telakki edilmiştir. İslam dini, Müslümanları çalışmaya, üretmeye teşvik etmiş, aile reisine bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğunu yüklemiştir.

Müslümanın hiçbir çalışması, gayreti boşa gitmez. Yeter ki niyet halis olsun. Bu çalışma illaki tarlada, bağda, bahçede, kazma kürekle olması gerekmez. Yerine göre bedenen, yerine göre fikren, kavlen yapılan her hayırlı iş ibadet telakki edilir. Ancak imanı olmayan kimse, insanlık için en faydalı şeyi icat etse bile onların Allah rızası ve hesap gibi veya dünyalık haricinde ahiret gibi bir düşünceleri, hedefleri olmadığı için, yapılan bu hizmetlerin Allah katında bir değeri yoktur. Çünkü insanın hayatına ve bu hayat süresince sarfettiği gayretlere, yapmış olduğu işlere bir mana ve değer katan yegane amil imandır. (K.Kerim ve Açıklamalı Meali, Diyanet Yayınları, Komisyon, Nur 39.ayet açıklaması)

Ayette Rabbimiz: “İnkâr edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder: nihayet ona (seraba) vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah’ı bulmuştur: Allah ise, onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür.” (Nur-39) buyurur.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233