banner165
banner176

Güzel Türkçemizde bir deyim vardır:

                “Dünyayı tozpembe görmek.”

İnsan gençliğine ilk adım attığı yıllarda Dünya’da her şeyi tozpembe görmeye başlar. Gencin en tehlikeli olduğu yıllar işte bu yıllardır. Gence göre en güçlü, en bilgili, en becerikli kendisidir ve her güçlüğün hakkından geleceğine inanır. Biraz da dışarıdan pohpohlama görürse iş tamamdır. Alçak dağları kendisinin, yüksek dağları da babasının yarattığına inanır.

                Günümüzde siyasetle uğraşanların bazıları da böyledir.

                Bu tip siyasilere göre Türkiye hızla gelişen, adeta uçan, gelişmiş sanayi ülkeleri,

başta  Avrupa ülkeleri olmak üzere kıskanılan bir konuma geldi. Bunu açıkça da söylüyorlar. Fakat hayatın gerçekleri ise hiç de öyle değil.

                Tarım çökmüş durumdadır.

                Günümüzden otuz yıl kadar önce tarımda Dünya’da kendi kendine yetebilen yedi ülkeden birisi Türkiye idi. Dışarıya satılan malların başında tarım ve tarımsal ürünler gelirdi. Şimdi ise dışarıdan kuru fasulye, buğday, arpa, her türlü sebze tohumlarının yanında dışarıdan saman ithal ediyoruz.

                Ülkemizde on bin dolayında bitki türü yetişiyor. Bunun üç bin dokuz yüzden fazlası, başka hiçbir coğrafyada yetişmeyen türden olan bitkilerdir. Türkiye aynı zamanda birçok bitki türünün ana vatanıdır.(Hububat, baklagiller, birçok meyve ve sebze türü.) Bu nedenle Türkiye tam da bir bitki türü cennetidir. Bitki türü olarak Avrupa Kıtasının tamamında yetişen bitki ise on bin beş yüz dolayındadır.

                Böyle bir ülkede uygulanan yanlış tarım politikası nedeniyle tarımda tamamı ile dışa bağımlı hale getirildik.

                Hayvancılık da ise durum daha iyi değildir. Bu alanda da aynıdır. Günümüzden otuz yıl kadar önce Türkiye’de büyük ve küçükbaş olmak üzere seksen beş milyon hayvan varken, şimdi bu sayı elli milyonun altına düşmüştür. Nüfus artarken bu kadar zaman zarfında hayvan sayısı otuz beş milyon düşmüştür. Dışarıdan canlı hayvan ve et ithal eder hallere düştük.

                Bu nedenledir ki, birçok meyve ve sebze fiyatları ve et fiyatları Avrupa ülkelerinin birçoğundan daha da yüksektir.

                Sanayimiz gelişmemiştir. Bilim ve teknoloji üretmiyoruz. Bir ülke bilim ve teknoloji üretip ihraç edemiyorsa, o ülke sanayi gelişmiş olarak kabul edilmez.

                Diyecekler ki, “işte efendim yılda şu kadar beyaz eşya, şu kadar motorlu taşıt üretimi gerçekleştiriyoruz.”

                Doğru.

                Ama teknolojisini kim üretti?

                Yılda üretilen bu ürünler için ne kadar patent hakkı ödeniyor?

                Çok bir şeyler söylemeye gerek yok. Avrupa ülkeleri ile bizim genel olarak üzerinde tartışma yaptığımız konulara bir göz atalım:

                Avrupa ülkeleri neleri tartışıyor?

                1-Zamanda yolculuk mümkün mü?

                2-Paralel evrenler var mı?

                3-Uzay da yaşam var mı?

                4-Başka gezegenlerde koloni kurulabilir mi?

                5-Kanser hastalığını tamamen nasıl yenebiliriz?

                Biz neleri tartışıyoruz?

                1-Ezan Türkçe okunur mu, okunmaz mı?

                2-Kadınlar ve kızlar başlarını turbanla kapatsın mı, kapatmasın mı?

                3-Kızlı erkekli sokakta, parkta dolaşmak uygun olur mu, uygun olmaz mı?

                4-Evlatlıkla evlenir mi?

                5-Cinlerle evlilik olur mu?

                6-Evlatlıkla evlenmek caiz mi, değil mi?

                7- Cennette kaç huri verilecek?

                8-Kadınları iz bırakmadan dövmek günah mı, değil mi?

                9-Lades oynamak haram mı, değil mi?  

                Tartıştığımız konulara baktığımız zaman içinde hiç bilimsel olan ve bilimle uzaktan yakından ilgisi olan konu var mı?

                Bence yok.

                O zaman bilim ve teknolojide nasıl gelişeceğiz?

                Efendim “Avrupa bizi kıskanıyormuş”

                Avrupa bizim nemizi kıskanacak?

                Üzerinde tartışma yaptığımız konuların bilimselliğini mi?

                 Paça çorbamızı mı? Şiş kebabımızı mı?

                Avrupa bizim yolsuzluklarımızı, toprakları parselleyip satışımızı, yer altı zenginlik kaynaklarımızın yabancı tekelci kapitalistlere nasıl pazarladığımızı mı kıskanacak?

                Emeklilerin ve çalışanların hayat düzeyinin yüksekliğini mi kıskanacak?

                Asgari ücretin Avrupa ülkelerinden yüksekliğini mi kıskanacak?

                Evet!

                Avrupa bizim nemizi kıskanacak?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.