banner214

Çocuk istismarı, kimi zaman göz ardı edilen, kimi zaman da üzeri örtülen bir konudur. İnsanlar çoğu zaman yaşanılan istismarın farkına bile varmazlar. Ancak çocuklar, istismarın yarattığı travmaları ömürleri boyunca unutamazlar…

Son günlerde sosyal medyada ve haber bültenlerinde çocuk istismarına ilişkin birçok şey yazılıp çizilmektedir. Antalya’da bir taşın üzerine ‘tecavüz ediliyorum’ yazarak sessiz bir çığlık atan çocuğun haberlerini ve Elmalı’da istismarı resimle ifade eden kardeşlerin haberlerini duymuşsunuzdur. Bunlar sadece duyabildiklerimiz… Belki de yüzlerce, binlerce sessiz çığlığı duyamayan bir toplumun da üyesiyiz. İstismarcılarla aynı toplumda yaşadığımızı ve belki de aynı havayı teneffüs ettiğimizi düşündüğümde içimdeki nefret duygusunu durduramıyorum.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre çocuk istismarı, bir yetişkin tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar olarak tanımlamıştır. Çocuk istismarı ihmal, fiziksel, cinsel, duygusal istismar olarak dört grupta sınıflandırabilir. İstismar ile ihmal farklı anlamlar taşısa da istismar ile ihmali ayıran en önemli farkın istismarın aktif, ihmalin pasif bir olgu olmasıdır. Ancak ihmalin sonucunda da istismar görülebilmektedir. Yapılan araştırmalara göre çocuklar küçük yaşlarda daha çok istismara maruz kalmaktadırlar. Kendilerini ifade edemeyecek yaşta olan çocukların maruz kaldığı istismarlar genellikle çocuğun yakın çevresi tarafından gerçekleştirilmektedir. Özellikle fiziksel istismar ve şiddetin %90 oranından da fazlası çocuğun ailesi tarafından gerçekleştirilmektedir.

İstismarın daha çok yakın çevre tarafından yapılması çocuklarımızı emanet ettiğimiz kişilerin de ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Geçmiş yıllarda çocuklarını komşuya emanet ederek işlerini takip eden ya da çocuğunun arkadaşında yatılı kalmasına izin veren ebeveynler bugün de aynı güvene sahipler midir? Ebeveynler öğrencilerini yatılı kurslara rahatlıkla gönderebilirler mi? Artan vakalar karşısında toplumda oluşan tedirginliğin yarattığı psikolojik ve sosyolojik etkileri hiç düşündünüz mü? İnsanların birbirine karşı duydukları güvenin gün geçtikçe tükenmeye devam ettiği ortamda sağlıklı ilişkiler kurabilmek de zorlaşmaktadır. İnsanlar en değerli varlıklarını güvenle emanet edebilecekleri kişileri ve yerleri ince eleyip sık dokuyarak seçmek zorunda kalmışlardır.

Çocuk istismarı denilince akla gelen istismar türlerinden biri duygusal istismardır. Çocuklarda duygusal istismar, ebeveynlerin veya çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin; çocuğu azarlaması, tehdit etmesi, utandırması, küçüksemesi, ayıplaması, çocuğun öz saygısını ve öz güvenini zedeleyecek şekilde hakaret ederek davranması olarak tanımlanabilir. Bu tarz davranışlar çocuklarda birçok psikolojik rahatsızlığa neden olabilir.

Çocukların ihmal edilmesi de istismara neden olabilir. Çocuğa bakmakla yükümlü kişilerin; çocuklarının beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını ve şefkat, sevgi gibi duygusal gereksinimlerini karşılamada ihmal göstermesi de bir istismar türü olarak belirtilebilmektedir. Bu durum çocuğun bedensel, duygusal, sosyal ya da ahlaki gelişiminin engellenmesi olarak tanımlanabilmektedir. Çocukların sevgisiz bir ortamda büyümesinin, gelecek yıllarda toplum içerisinde daha ciddi sorunlara yol açabileceğini de bilmemiz gerekmektedir. Çocukların dilendirilmesi ve bu yolla menfaat sağlanması da çocukların istismarında ihmal olarak değerlendirilebilir.

Fiziksel istismar ise en çok karşılaşılan istismar türüdür. Çocukların sağlığına, yaşamına, gelişimine ve kişilik oluşumuna zarar verebilme olasılığı yüksek olan bu istismar türünde bilinçli ve kasıtlı fiziksel güç kullanılması görülür. Fiziksel şiddet olarak karşımıza çıkan bu istismar türünün bebek çağdan itibaren çocuklara uygulandığı durumlarla karşılaşılabilmektedir.

Toplumda en çok yankı uyandıran ve olayın oluşumunu düşündüğümüz zaman kanımızı donduran bir istismar türü de çocukların cinsel istismarıdır. Cinsel istismar: ebeveynlerin, çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkin bireylerin, tanıdıklarının veya yabancıların cinsel isteklerini çocukları kullanarak tatmin etmeye çalışması; çocuklar üzerinde baskı kurarak, çocukları tehdit ederek, kandırarak veya ikna yoluyla çocuklarla cinsel yakınlık kurmaya yeltenmesi ve cinsel isteklerini karşılamaya çalışmasıdır.

‘Bu sapkınlığı hangi ebeveynler ya da yetişkin bireyler bir çocuğa yapabilir?’ diye sorabilirsiniz. Maalesef ki vakalar incelendiğinde bu eylemi gerçekleştirenlerin genellikle çocukların yakın çevresinden çıktığı tespit edilmiştir. Hatta bazen bazı istismar türlerine farkında olmadan da şahit olmuş olabilirsiniz. Fiziksel temas içermeyen cinsel içerikli ve argo konuşma, teşhircilik, röntgencilik, çocuğa cinsel içerikli ya da pornografik video/film/yayın gösterme veya izletme, cinsel birlikteliği izlemeye zorlama, çocuklarla cinsel ilişki kurma, çocuğa isteği dışında ve kötü niyetli dokunma/sürtünme, çocuğun da dokunması için zorlama, fuhuşa veya evlenmeye zorlama cinsel istismar türlerine örnek olarak sayılabilir.

Peki çocukların istismara uğramasının nedenleri neler olabilir? Bu sorunun cevabı ise bize normalmiş gibi gelen davranışların altında yatabilmektedir.

Ailelerinde ihmal edilen, yeterinde ilgi, sevgi ya da şefkat görmeyen, yalnız büyüyen çocukların cinsel ihmale uğrama olasılıklarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Bunun nedeni ise tacizcinin çoğunlukla içe kapanık, sessiz, kendi halinde olan çocukları kendine hedef seçmesidir.

Çocuklar bebekliğinden itibaren ailesinden aldığı sevgi ve güven duygusu ile büyümelidir. Cinsel tacize uğrayan çocukların ortak özelliklerinden birisi de çocuğun ailesi ile kurduğu sevgi, güven bağının zayıflığı ve çocuğun ihtiyacı olan yatıştırıcı ve sakinleştirici fiziksel dokunuşların azlığıdır. Bu ihtiyacını ailede karşılayamayan çocuklar etraflarındaki kişilerden bu ihtiyacı karşılamayı normal olarak görebilirler. Bu durumda da çocuklar tacizcinin hedefi haline gelebilir.

Çocukları sakinleştirici ve yatıştırıcı fiziksel dokunuşlar çocuklarda sevgi ve güven hissi oluştururken; toplumumuzda cinsiyetçi sevgi gösterileri de cinsel istismara neden olabilmektedir. Örneğin, erkek çocuğunu severken pipisi ile oynamak, şaka yaparken cinsel organını ön plana çıkarmak, çocuğun altını temizlerken özel bölgelerini öpmek, vb gibi sevgi gösterileri, çocuklar tarafından bu davranışın ‘yabancılar tarafından yapılmasının da normal olduğu’ izlenimine neden olur. Çocuk cinselliği sevgi olarak algılayabilir.

Bazı durumlarda da ev içindeki davranışlar çocukların cinselliği sevgi gösterisi gibi algılamasına neden olabilir. Ev içerisinde küfürlü konuşmalar yapılması, ebeveynlerin çocukların önünde erotik yakınlaşmaları, çocukların önünde soyunmak, banyo yapmak gibi davranışlar da çocukların kendilerine doğru gelen tehlikeli durumları ayırt edebilmesinin önüne geçecektir.

Peki ne yapabiliriz?

Çocuklarımızla bebekliğinden itibaren kuracağınız ilişkiyi doğru planlamamız gerekmektedir. Bebeğinizin altını değiştirirken bile ona dokunabilecek kişilerin sınırlı olmasını sağlamalısınız. Çocuğunuzu kendi yatağında yatmasına ve tuvaletini kendisinin yapmasına alıştırarak başkasına ihtiyaç duymadan bu gereksinimlerini gidermesini sağlayabilirsiniz.  Anne ve baba olarak çocuklarınızın önünde cinsellik içerecek davranışlardan kaçınmalısınız. Sözlerinize dikkat etmelisiniz. En önemlisi de çocuğunuzla sık sık sohbet ederek olası tehlikelerin farkında olmasını ve günlük faaliyetlerini sizinle paylaşmasını sağlamalısınız.

Unutmayalım ki,

Testi kırıldıktan sonra kızmanın bir anlamı olmaz. Bizler davranışlarımızla ve söylemlerimizle çocuklarımıza örnek olmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Songül Topçu 3 ay önce

Barış Hocam,aile olarak yapmamız gerekenleri çok güzel açıklamışsınız.Büyük ölçüde aile ihmalleri yüzünden gerçekleşen istismar olaylarının yanı sıra,ailesiz kalan çocuklar da sayısız istismara uğramaktadır.İşte burada devlet ön plana çıkmalı ve çok ağır cezalar vermelidir.

Avatar
Zeki Büdüş 3 ay önce

Testiyi ve güzel bir gelecegi inşa etmenin temeli.SEVGI....SEVGİDIR.

banner227

banner233

banner255

restbet