banner214

Eğitim sistemleri, devletlerin yetiştirmek istediği insan tipini ve buna bağlı olarak toplumsal yapıyı oluşturmaya hizmet ederler. Bu amaçla resmi ve özel eğitim kurumları açılır. Eğitim kurumları aile, kültür, ekonomik ve politik olarak yetiştirilmek istenen, ihtiyaç duyulan insan tipini yetiştirmeyi ve toplumu bu yönde geliştirmeyi kendine amaç edinir (Tosun,2018). Birçok toplumda devlet yönetimini üstlenen siyasal iktidarlar, eğitim aracılığıyla kendi siyasal ideolojilerini benimseyen, kendi iktidarlarının sürekliliğini sağlayacak yurttaşlar yetiştirmeyi amaç edinmişlerdir. Bu nedenle de uzun soluklu, milli bir eğitim politikası oluşturamayan devletlerde her yönetim değişikliğinde, eğitim sisteminde de değişikliklere gidilmiştir. Eğitim yap boz tahtasına döndürülmüştür.

Eğitimde değişim ve eğitimde dönüşüm kavramları sürekli gündemde olan ve sürekli tartışılan kavramlardır. Yöneticilerin kendinden önceki çalışmaları yok sayarak, yeni bir sistem oluşturma çabasına girmeleri ise eğitimin sürekliliğinin önünde büyük bir engel oluşturmuştur. Toplumun ihtiyaçlarından çok yönetenlerin isteklerini karşılamaya dönük eğitim anlayışları eğitimi bilimsellikten oldukça uzaklaştırmaktadır.

Çağ değiştikçe eğitim sisteminin de değişmesi oldukça normaldir. Önceki kazanımlarından da faydalanarak yeni çağın ihtiyaçlarını karşılayabilmek, bilgi ve birikimlerini harekete geçirmek, yeni mesleklere nitelikli eleman yetiştirebilmek, dijital topluma ayak uydurabilmek, vb için eğitim de değişmeli ve dönüşmelidir. Ancak bu dönüşüm belirli planlar dahilinde, milli bir eğitim politikası yörüngesinde gerçekleşmeli ve siyaset üstü olarak değerlendirilmelidir. Her bakan değişikliğinde sil baştan değişikliklere gidilmesi, yeni fikirlerin pilot uygulamalarının yeterince yapılmaması neticesinde eğitimde istenilen düzeyde başarıya ulaşılamamaktadır.

Eğitimi bir bilim dalı olarak ele almak gerekir. Her bilim dalının dayandığı temeller vardır. Bu temellerin üzerine yeni bulgular ekleyerek ilerleyen bilimsel yapılarda atılan hiçi bir adım boşa gitmez. Bugün atılan adım ise bir sonraki adımın altyapısını oluşturur. Eğitimin aktif bir yapı olduğunu düşünürsek atılan adımlar ile toplumların geleceği şekillendirilmiş olur.

Ülkemizde de son dönemlerde atılan adımlar birbirini tamamlamak yerine birbirini yok sayarak veya birbirinin yerine konmak üzere planlanmıştır. Bunun en iyi örneklerini liselere giriş sınavlarının uygulanmasında yapılan değişikliklerle görebilirsiniz. İlk olarak 1955-1999 yılları arasında Anadolu liselerine öğrenci seçmek amacıyla ilkokul 5. sınıfta yapılan Anadolu Liseleri Sınavları vardı. Bu sistemle sınava giren bir öğrenci olarak o günlerdeki Anadolu Liselerinin nitelikli bir eğitim sağladığına da şahit olmuşumdur.  2000 yılında 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamalarıyla birlikte LGS uygulamaya konmuştur. 2004 yılında LGS kaldırılarak yerine OKS getirilmiştir. 2007 yılında aynı bakan döneminde ise OKS kaldırılarak yerine 3 aşamalı SBS getirilmiştir. Amaç sınav süresini 3 yıla yayarak dershane ihtiyacını azaltmak olarak belirtilmiştir. 2010 yılında ise dershanelere bağlılığın arttığı ileri sürülerek SBS’de 3 aşama kaldırılarak tek sınava dönüştürülmüştür. 2013 yılında ise SBS yerini TEOG sınavlarına bırakmıştır.2014 yılından sonra ise nitelikli lise kavramı ortaya çıkmış ve bu liselere öğrenci seçmek amacıyla sınavlar düzenlenmiştir. Bu örnek ile anlatmak istediğimiz değişimin eskiyi aratmayacak nitelikte olması gerektiği ile ilgilidir. Toplumun yararına bireyler yetiştirebilmenin temelinde de bu yatar. Ancak günümüzde toplumun çıkarları geri plana atılmıştır.

İnternetin insan yaşamının ortasına oturmasından sonra küreselleşme daha da hızlanmıştır. Özellikle ticari faaliyetlerde sınırlar aşılmış ve eğitimin amacı da farklılaşmaya başlamıştır. Güçlülerin egemen olduğu yeni düzende eğitimin amacı; toplumu oluşturan bireyleri, kendisinin ve yaşadığı dünyanın farkında olan ve edindiği bilgiyi toplumun yararına kullanan özgür insanlara dönüştürmek değil, bu bilgiyi şirketlerin/firmaların isteği doğrultusunda kullanan ve bunu da fazla soru sormadan itaatkâr bir şekilde yerine getiren ücretli elemanlara dönüştürmektir.

Ülkemizde eğitimin dayandığı temel amaçlar, Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları olarak kanunda yerini almıştır. Bu amaçlar:

Türk Milletinin bütün fertlerini,

Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;

Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.

Görüldüğü üzere Türk Milli Eğitiminin Temel Amaçları, yıllar öncesinde bile ülkemizin geleceğini çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracak şekilde oluşturulmuştur. Bu amaçlara çağımızın getirdiği yeniliklerin doğurduğu ihtiyaçları karşılayacak amaçlarında eklenmesi ile uzun soluklu ve milli bir eğitim politikası belirlenebilecektir. Geçmişi yok saymak yerine geçmişten güç alarak oluşturulacak yeniliklerle, eğitim sistemimizde fark yaratılabilecektir. Örneğin, elde ettiği başarılarla Avrupa’da bir çok ülkenin eğitim sistemlerine temel oluşturmuş olan Köy Enstitüleri gibi yerli ve milli eğitim modelleri de eğitim sistemimiz içindeki yerini koruyabilecektir.

Politika yapıcılar eğitim öğretim adına son yıllarda da bazı adımlar atmışlardır. Ancak eğitim için yeni uygulanan modellerin bir önceki modeli yok sayarak biçimlendiği görülmektedir. Eğitim uygulamalarında yaşanılan çelişkili durumlarda seçeneklerden her zaman biri doğru olarak kabul edilip ona göre atılan adımlar her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Örnek olarak sınav odaklı eğitim anlayışını savunarak diğer anlayışların yok sayılması, her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Bu nedenle yapılan çalışmalar bilimsel temelli ve birbirini destekler nitelikte olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki:

Eğitim ciddi bir iştir ve bizler ona hak ettiği önemi vermek zorundayız!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Songül Topçu 4 ay önce

Eklenecek bir söz yok Barış Hocam,kaleminize sağlık.

Avatar
ZEKİ BÜĎÜŞ 4 ay önce

Bir ülkenin.Sosyal ekonmik kültürel ve bilimsel degerlerinin ana teması EGİTİMLE

banner227

banner233

banner255

restbet