banner214
Öne Çıkanlar mersin Nuriye turkcell VALİ kurak

“BARINMA SORUNU TARİKAT VE CEMAATLERE TERK EDİLEMEZ”

Üniversitelerin açılmasıyla birlikte ortaya çıkan öğrenci yurdu sorununa karşı harekete geçen Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, , yetkililerin derhal görevlerini yerine getirmesi çağrısında bulunurken, ‘Barınamıyoruz’ diyerek seslerini yükselten öğrencilerin taleplerini sahiplendiklerini açıkladı.  Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Antmen üniversitelerin kendi öğrencilerine yurt kapasitesi yüzde 2’de kalmıştır. Barınma cemaat/tarikat/vakıf/derneklere terk edilemez” dedi.

Özgür Çocuk Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Dr. Mehmet Antmen yaptı. Antmen açıklamasında, 1980 sonrasında planlı ve kamucu bir iktisadi gelişimi tamamen terk eden ülkemizde barınmaya dair politikaların piyasa mekanizması yoluyla geliştirilmeye başlandığını söyledi.

AKP`nin 2002 yılında iktidara gelişinden bu yana Türkiye`de inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin geçirdikleri dönüşümler ve bu sektörlerin Türkiye ekonomisi içinde adaletsizliği perçinleyen başat konumu ile problemin 70 yıldır hiç olmadığı kadar derinleştiğini belirterek, “Bugün hepimiz toplumsal alanda iyiden iyiye görünür olan piyasa koşullarının getirdiği iktisadi krizin bir uzantısı olarak ortaya çıkan barınma sorunu ile baş edemeyecek noktaya geldik” dedi.

“ÜNİVERSİTELERDE YURT KAPASİTESİ YÜZDE 2’DE KALMIŞTIR”

Bugün piyasa mekanizmasının çözemediği toplumsal taleplerden doğan bir planlama sorunu ile karşı karşıya olunduğunu ifade eden Antmen şöyle konuştu “Öncelikle üniversite öğrencilerinin ‘Barınamıyoruz Hareketi’ ile başlayan sürecin bir ayağını yurtsuzluk problemi oluşturmaktadır. Türkiye`de 1980`li yıllar itibariyle ivme kazanan yükseköğretim düzeyinde okullaşmanın ve kontenjanların plansız bir biçimde sürekli artırılması stratejisinin karşısında ihtiyaç duyulan barınma alanları benzer düzeyde geliştirilmemiştir. Üniversitelerin kendi öğrencilerine yurt sağlama kapasitesi yaklaşık olarak yüzde 2 seviyesinde kalmıştır. KYK eliyle sunulan yurtlar ise uzaktan eğitim ve açık öğretim öğrencileri dışındaki üniversite öğrencilerinin yaklaşık olarak yalnızca yüzde 18`ine hizmet sunabilmektedir. Sonuç olarak kamunun yokluğunda vakıf/dernek yurtları, özel yurtlar, pansiyonlar, cemaat/tarikat destekli evler, paylaşımlı kiralık evler şeklinde çeşitlenen biçimlerde yeni barınma modelleri piyasa koşulları içinde açığa çıkmıştır”

“ÖĞRENCİLER CEMAAT/TARİKAT YURTLARINA TERK EDİLEMEZ”

Devlet yurtlarında barınma imkanı bulamayan ve özel yurtlarda kalacak maddi imkanı bulunmayan ya da cemaat/tarikat/vakıf/dernek yurtlarında kalmak istemeyen öğrenciler için paylaşımlı şekilde bir konutta yaşamanında imkansız hale geldiğini dile getiren Antmen “Sonuç olarak bugün otellerde geçici barındırma, öğrenciye ev sahibinin insiyatifinde olacak şekilde ucuza konut kiralama şeklinde geliştirilen pratiklerin, oldukça karmaşık bir sorunun kalıcı biçimde çözümüne olanak sağlamayacağı açıktır. Sorun alt ve orta gelir grubunun bir bütün halinde Türkiye kentlerinde barınamamasıdır ve Cemaat/Tarikat yurtlarına öğrencilerin terk edilmesiyle çözülmesi mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Emek ve Demokrasi Platformu’nun barınma sorununa ilişkin çözüm önerilerini tek tek sıralayan Antmen, Barınma hakkının kalıcı, bütüncül bir biçimde çözümü için şunları söyledi:  “Devlet, toplumun farklı kesimleri için kentle bütünleşik toplu konutlar, yurtlar, pansiyonlar, lojmanlar, sosyal konutlar üretmelidir. Bölgesel ve kentsel düzeyde, konut için kaynak tahsis stratejileri oluşturulmalıdır. Bu stratejiler kentlerin ve bölgelerin gelişme eğilimleri ile ilişkilendirilmiş nitelikli toplu konut uygulamalarını kapsamalıdır. Konut ihtiyacının ne kadar olduğu ve arz-talep arasındaki uyumsuzluğun tespit edilmesi gerekmektedir. Var olan ancak ulaşım zorlukları sebebiyle tercih edilmeyen konut alanları kent merkezleri ile bütünleşmenin sağlanacağı toplu taşım uygulamaları ile desteklenmelidir. Yerel yönetimler, müteahhit odaklı kentsel dönüşüm süreçlerini öne çıkarmak yerine, toplumcu belediyecilik pratiğini benimseyerek tüm yurttaşların sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkını tesis etmek üzere sosyal konut uygulamalarını yaygınlaştırmalıdır. Ödeme güçlüğü çeken yurttaşlar için kiralık sosyal konutlar inşa edilmelidir. Konutun bulunduğu yöreye göre ortalama kira bedelleri belirlenerek kira artışları sınırlandırılmalı, denetimler artırılmalı ve yaptırımlar tanımlanmalıdır. İhtiyaç sahibi olan tüm yurttaşların barınma hakkına erişim koşulları iyileştirilmeli; sağlıklı ve güvenli bir konutta yaşama imkanı sunmak için gerekli kira yardımları yapılmalıdır. Bugün barınma problemi yaşayan öğrencilerin sorunlarına kalıcı çözüm bulunana kadar kamuya ait misafirhane, boş lojman, sosyal tesislerin ivedilikle öğrencilerin uygun fiyatla kullanımına açılmalıdır.

Yüksek öğrenim politikasının artık milyonlarca diplomalı işsiz yarattığı ülkemizde üniversite öğrencilerini kent ekonomilerini kalkındıracak müşteri olarak gören yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Bu anlamda yüksek öğrenim politikasında rasyonel gereksinimlerden uzak bölüm ve kontenjanlara ilişkin acil düzenleme yapılmalıdır.”

GEZİ’DE MÜCADELE ETMEK BİR ONURDUR”

Dr.Mehmet Antmen açıklamasının sonunda ise “Bu çerçevede, “Barınamıyoruz” diyerek seslerini yükselten öğrencilerin taleplerini sahiplendiğimizi,  temel bir insan hakkı olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkına erişemeyen milyonların sorununun çözüme kavuşması için sunduğumuz çözüm önerilerinin takipçisi olacağımızı, öğrencileri Tarikat/Cemaat yurtlarına mahkum etmeye çalışan, öğrencilerin sesini duyup çözüm üretmek yerine “yurt sorunu yoktur, bu protestolar Gezi’nin devamıdır” diyen AKP iktidarına karşı mücadelemizin süreceğini, bizim için gezi sürecinde mücadele etmiş olmanın bir onur olduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231