banner165

    SEVDA

Eğitimci yazar Saadet (Sevda) Pesen’ in , “SEVDA” adlı kitabını okuyorum. Anılardan oluşan bir güldeste sunmuş okurlarına. Yazarın yaşadıklarının diyalektik felsefisini çıkardığını görüyoruz. Öncelikle öğrenciliğinden bu güne kadar vermiş olduğu mücadelesi nedeniyle kedisini kutluyorum. O bir Öğretmen, anne ve çok önemli bir yurtsever.

Bu ülkede Atatürkçü, sol ve sosyalistseniz mutlaka bir bedel ödemişsinizdir. Sevda, bu bedeli fazlasıyla ödemiş. Öğretmenliğinin baharındayken görevden el çektirilmiş, ama o Nenehatun Kız İlköğretmen Okulunda almış olduğu eğitimle Tonguç Baba’nın izinden gitmeyi asla unutmamış. Her köye köyüm, her kent kentim demiş. Sevda Öğretmen’in yılmadan, usanmadan çalışmanın ve var olmanın yolunu seçtiğini görüyoruz.

Köy Enstitüleri ve Öğretmen Okullarında okuyanlar hayatın her alanında var olmak için yola çıkmışlardı. Yazar geçmişteki anılarını hâlâ yaşıyor gibi devam ediyor. Anılar bizim geçmişte yaşayıp unuttuklarımız değil; aksine bizimle birlikte yaşayan geçmişimizdir. Yani anılarımız bizlerin vazgeçilmezleridir.  Sevda Öğretmen’ in anılarını bugünkü gibi sımsıcak yaşadığı görülüyor. 

Eğer bir eğitimci çocukları, kadınları, doğada yaşayan tüm canlıları, ülkesinin dört bir yanında yaşayan tüm insanları sevmiyorsa; ondan ne eğitimci ne insan nede yurtsever olur. Ülkemizin yer altı, yerüstü kaynakları emperyalist şirketlere talan ediliyorsa kimse buna ses çıkaramıyorsa ona nasıl yurtsever diyeceğiz. İşte Sevda Öğretmen,  hep sormuş, sormaya da devam etmekte.  Çünkü o biliyor ki “sorgulanmayan hayat yaşamaya değemez.”

Şu konuyu belirtmek isterim. Her yazar ve şairin bir düşünce izleği ve duruşu vardır ve olmalıdır da. Yazar ve şairler yaradılış gereği; haksızlıklar, adaletsizliklere hep karşı çıkmışlardır. Doğası gereği yazar ve şairin muhalif olma gibi bir misyonu vardır. Tarihin hiç bir döneminde egemenlerin şak şakçıları olmamışlardır. Ondandır Sabahattin Ali, Mustafa Suphi, Bedrettin Cömert, Uğur Mumcu, Ümit Kaftancıoğlu, Turan Dursun başta olmak üzere çok sayıda bedel ödeyen aydın, yazar ve düşünür olmuştur. Nazım Hikmet vatan hasretiyle uzak diyarlarda hayatını kaybetmiştir.

 “Hiçbir kitap politik eğilimlerden gerçekten bağımsız değildir. Sanatın politikayla hiçbir ilgisinin olmaması gerektiği fikrinin kendisi de politik bir tutumdur. Dönüp eserlerime baktığımda, politik bir amacım olmayınca hep ruhsuz kitaplar yazdığımı ve ağdalı pasajlara, anlamsız cümlelere, süslü sıfatlara ve genel olarak saçmalığa kapıldığımı görüyorum” diyor George Orwel.

Yazar ve şairin politik duruşunu belirleyen esprinin en önemli noktası; “Hangi tarafı tuttuğundan çok kimin gözleriyle dünyaya baktığıdır.” Yazar ve şair düşüncesini vermiş olduğu eserlerinde kendini gösterir. Yoksa bir siyasi hareketi açıktan desteklemekle işe koyulmaz. Öyle olursa o hareketi eleştiremez. Ondandır yazar ve şair aynı zamanda aydındır da. Aydın bir defa evet derse bin defa hayır diyen kişidir.

Yazar ve şairler tarihin her döneminde; varslın değil yoksulun yanında yer almıştır.  Sevda Öğretmen, sevgi dilini kullanarak yazmış olduğu anı güldestesi; samimi, içten ve davranışları ön plana çıkaran bir eser.

İlk öğretmenliğindeki öğrencileriyle hala iletişim içinde olması, arkadaşlarıyla olan diyalogunun hâlâ devam ettirmesi onun anaç yanını olduğu kadar insani yanında ön plana çıkarıyor.  Sevda Öğretmen, yeni yapıtlar üreteceğinize olan inancımla sizi kutluyorum. Yeni eserlerinizi Size yaşama sevinci veren başta eşiniz Müsellim Öğretmen olmak üzere çocuklarınız Devrim, Şafak, torunlarınız Mira ve  Güneş’ le birlikte ömür boyu mutlu olmanızı diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.