banner165

İnsani değerlerin önemsenmediği, yanlış değerlerin doğru olarak kabul gördüğü, adaletsizliğin normalleştiği, hak yemenin ödüllendirilip, hak gözetmenin değersizleştirildiği, bireylerin mutsuz, ailelerin huzursuz, toplumsal değerlerin tüketildiği, doğanın kirletildiği, yalanın su gibi aktığı, menfaat üzerine kurulan küresel bir dünyada yaşadıkça yok sayılan evrensel ve kültürel değerlerin önemini daha iyi anlıyoruz.

Eğitim, doğumla başlayıp ölümle sonra eren bir süreçtir. Bireylerin davranışlarında, yaşantıları yoluyla istendik yönde değişiklik meydana getirme süreci eğitimi oluşturur. ‘İstendik yönde’ davranış değişikliği nedir? sorusunun cevabını günümüzün eğitim anlayışı ile yorumlamak gerekirse, öğrencilerin bir robot, bir makine olduğunu düşünmemiz gerekir. Yaşadığımız toplumdan kopuk, sadece okullara sıkışmış ve sınav odaklı eğitim anlayışı, çocuklarımızı duygusuzlaştırmakta, bencilleştirmekte ve toplumdan uzaklaştırmaktadır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlıklı yaşaması ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi için bedenlerinin eğitilmesi, akli melekelerin güçlendirilmesi ve ruhlarının olumlu değerlerle bezenmesi gerekir.

Değer kavramı ise, insanların ‘Nasıl davranmalıyız?’ sorusuna verdiği cevap olarak düşünülebilir. Değer kavramı, insandan insana aktarılabilen ve toplumun temel yapısını oluşturan bir kavramlardır. Toplum kendi varlığını, birliğini, işleyişini sürdürmek için üyeleri tarafından genel kabul görmüş olan duygu, düşünce ve amaçları sonraki kuşaklara aktarmaya çalışır. Ancak yaşanılan en önemli sorun da insanların kendi yarattığı tüketim ve teknoloji canavarı karşısında insanlık değerlerini yeni nesillere aktarmakta zorlanmasıdır.

Her toplumun kendine özgü değerleri olduğu gibi tüm toplumlarca kabul gören değerler de vardır. Birleşmiş milletler de daha iyi bir dünyada yaşamak düşüncesi ile eğitimde 12 evrensel değere odaklanmıştır. Bu değerler:

İşbirliği, özgürlük, mutluluk, dürüstlük, sevgi, alçakgönüllülük, barış, saygı, sorumluluk, hoşgörü, sadelik ve birliktir.

Değerler Eğitimi, birlikte yaşayabileceğimiz bir dünya var etme çabasıdır. Bir birey olarak var olmak en temel değer olarak kabul edildiğinde, hayatımızı anlamlandırmak değerler eğitiminin en önemli amacıdır.

Toplumun en küçük yapı birimi olan aileler, değerlerle bezenmiş bireyler yetiştirmede en önemli kurumlardır. Bireylerin aktarım yoluyla kazanacağı milli değerler, kültürel değerler, sosyal değerler, sanatsal değerler, bilimsel değerler, ahlaki değerler, tarihi değerler okullardan önce ilk olarak aile de kazandırılmaya başlanır. Çocuklar ailelerinde ne görürlerse onları doğru ‘değerler’ olarak algılarlar. Örneğin babasından her koşulda dürüst olmayı öğrenen çocuk yaşamına bu değeri de katar. Dedesinden adam kayırmayı, torpil yaptırmayı öğrenen bir çocuk için ise adalet kavramı hiçbir zaman vicdanında yer almaz.

Değer kavramının tüm toplumlarda doğal olarak var olması gerekir. Bu kavramları okullarda ders niteliğinde okutularak kavratmak zordur. Çocukların yaşayarak öğrenmesi gerekir. Bu nedenle öğretmenlerimiz de topluma örnek olacak nitelikte yetiştirilmelidir.

Veliler için, çocuklarının sınavda iyi bir okulu kazanması ‘değer’ olmuştur. Bireysel akademik başarı dışında hiçbir değer onları tatmin edemez hale getirmiştir.

Böyle bir ortamda çocuklarımıza kazandırılması gereken değerleri hayatın akışı içinde vermemiz gerekmektedir. Çocuklarımızın değerlerimizi içselleştirmesi için olanaklar sunulmalıdır. Önceliğimiz değerlerimiz olmalıdır. Aksi takdirde vicdanı olmayan doktorlar, adil olmayan hakimler, hoşgörülü olamayan yöneticiler, gösteriş meraklısı ebeveynler, sevgi-saygı barındırmayan evlilikler, tüketim çılgını aileler yaratmış oluruz.

Değerlerini yitirmiş bir toplumda iyi insan, iyi yurttaş yetiştiremeyiz. Geleceğimizi bir zümreye veya gruba teslim edebilir ya da kaybedebiliriz. Bu nedenle değerler eğitimine çocuklarımız beşikteyken başlamalıyız. Okullarımızdaki eğitim öğretim faaliyetlerinin temel amacı da öğrencilerimizin değerlerimizi içselleştirmelerini sağlamak olmalıdır. Ayrıca çocuklarımıza potansiyellerini fark ettirecek, dünyaya farklı pencereden bakabilecekleri bir eğitim modeli sunarak eğitimi de ‘değerli’ kılmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Songül TOOPÇU 1 hafta önce

Barış Hocam, değerli düşünceleriniz için teşekkür ederiz.Şunu eklemek isterim; eğitim anne karnında başlar.Yapılan araştırmalarda anne karnındaki bebeğin herseyden etkilendiğini göstermektedir.Anne adayları hamilelik sürecine hazırlanmalı,karnında taşıdığı o minicik varlıkla kuracağı iletişime çok dikkat etmeli, değer yargılarımızı,bebekle yapacağı sohbetlerle,okuyacağı kitaplarla dünyaya gelmeden ona aşılamalıdır.

Avatar
Eray 1 hafta önce

Tek kelimeyle mükemmel bir yazin olmuş, okurken bile heyecanlandım ve gelecek adına umutlandim.Eline sağlık

Avatar
Evrim 1 hafta önce

Tebrik ederim,çok yerinde tespitler.Sağlam değerler üzerine inşa edilmemiş toplumlar maalesef uzun vadede zayıf ve çağın gerektirdiği toplumsal niteliklerden yoksun kalmaya mahkumdurlar.

banner186

banner189

banner185

banner188