Ara sıra esnaf dostlarımızla sohbete ederiz.

Yine böyle bir sohbet sırasında bir esnaf dostu dinledim.

 “Ekonomik olarak bir iki gün sonrasını göremiyoruz. Fiyatlar çok sık değişiyor. Bugün sattığım fiyata, iki gün sonra aynı tür malı satın alamıyorum. Veresiye veremediğimiz gibi önceden verdiklerimiz de gelmiyor. Hiç satış yapmadan bazen dükkânı kapatıyorum. Yani o gün iki ekmek parası bile gelmiyor. İki yıllık alacaklarım var, alamıyorum.  Vatandaşta yok ki, ne alacaksın?” Diyor.

Devamla:

 “Akdeniz bölgesinde toprak birim başına en yüksek getiri sağlar. Özellikle yaşadığımız ilçe ağırlıkla muz üretim olmak üzere turfanda sebze üretimi de yapılan bir yer. Türkiye genelinde ekonominin olumsuzluğundan en son ve en az etkilenmesi gereken bir ilçe.

Ücretlilerin ve emeklilerin durumları zaten ortadadır.

Bir söyle bin ah işit.” Esnaf dostum böyle söylüyor.

Üreticinin durumu da bundan farklı değil.

Üretim girdileri olan suni gübre, tarım ilaçlarının fiyatları almış başını gidiyor.

On beş kg.lık ithal damlama gübresinin torbasın fiyatı bin liranın üzerinde. Bu üç dönümlük bir seraya bir defada verilir. Üretici çok fazla bir şey kazanamıyor ama Pazar çıktığında fiyatlara da tüketicinin yetişmesi mümkün değil. Bir kamyonun ürün nakliyatı için ücreti, örnek Antalya İstanbul arası yirmi beş bin liradan aşağı değil.

Bu ücret haliyle satış fiyatlarının üzerine ekleniyor. Fiyatlar da yükselince tüketicinin alım gücünün üzerine çıkıyor.

Bu konuda üretici de tüketici de memnun değil doğal olarak.

Her ikisi de haklı mı?

Evet! Haklı.

Maliye’den sorumlu bakanımız, “Altı ay gözlerinizi kapatın, açtığınız zaman enflasyonun düştüğünü ekonomini düzeldiğini göreceksiniz. ”Diyor.

Gözler kapatılıp altı ay sonra açılınca ekonominin düzeleceğini söyleyen bakanımız resmen vatandaşlarla dalga geçiyor. Göz kapatıp açınca bozuk ekonominin düzeldiği hangi ekonomik sistem de var?

Yeni bir ekonomik sistem ne güzel ama değil mi?

Göz kapat aç, ekonominin bütün sorunları çözülmüş.

Var olan ekonomik sistemleri tam çürüten, alt üst eden bir ekonomi anlayışı.

Bilimsel araştırmalara, eğitime, sanayi, tarım ve eğitim yatırımına, üretime gerek yok.

Göz kapat ve altı ay sonra aç.

Her sorun çözülmüş.

Bunu da unutmayalım duanı da yapacaksın, onsuz da düzelme tam olmaz.

Bunları söyleyenleri alkışlayan, destekleyen bir de halk kitlesi var.

Cehalet kanserden beter olan toplumsal bir hastalıktır.

Bu hastalığın devam etmesi için siyasi, ekonomik, zihinsel alanda mücadele eden insanlar da var. Bunlar da bizim insanlarımız.

1919 yılından 1922 yılının Eylülüne kadar Dünyanın en ileri ülkelerine karşı savaşmış ve o yoksul halkın direnme gücü ile zaferler kazanmış bir ülkenin doksan dokuz yıllık cumhuriyette cehaleti yok edememesi düşündürücü değil mi?

Böyle devam ederse, bizimle millet olarak daha çok dalga geçen politikacı çıkar ve dalga geçer.

Bu arada bir de şunu öğrendik:

Sabır ve umut vaat ederek ekonomik sorunların çözüleceğini öğrendik.

Helal olsun yaratıcılıkta Dünya’da ilk sıralardayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291