Lise son sınıfta,

Dershane sıralarında,

Saatlerce ders çalışarak sınava hazırlanmıştık.

Öğretmenlerim hedeflediğim hukuk fakültesini kazanacağıma kesin gözüyle bakıyorlardı.

Dershane yönetimi, sınav sonrası reklam afişlerinde kullanmak üzere fotoğraflarımızı topluyordu.

Ve 11 yıllık eğitimin sonunda,

Geleceğimizin şekilleneceği sınav gününe bir gün kalmıştı.

Ailem beni kafa dağıtmam için Toros Dağları eteklerine pikniğe götürmüştü.

Piknikten dönüş yolunda şehre yaklaştıkça radyodaki cızırtı azalıyor,

Haber sunucusunun sesi daha net anlaşılıyordu.

Kelimeler tane tane duyuluyordu.

‘Sınav soruları çalındı!’ ‘Sınav iptal edildi!’

O gün hayatımın bir gerçeği ile karşılaştım.

Dünyanın en güvenilir kurumlarından biri olarak gördüğüm ÖSYM’de sorular sızdırılmıştı.

Beynimdeki dev surlar yıkılmıştı sanki….

Sınav 1 ay ertelendi. Ben ve benim gibi birçok arkadaşım sınav motivasyonunu kaybetti.

Son bir ay bizim için verimsiz geçti.

Dolayısı ile almamız gereken puanların altında puanlar alarak hedeflerimizden ve hayallerimizden uzaklaşmak zorunda kaldık.

Daha 17 yaşındayken hayallerimizin çalınışını öylece seyrettik.

Aradan yıllar geçti…

ÖSYM’nin düzenlediği bir sınavında bir öğrenci kopya çekerken yakalandı.

Elinde cevap anahtarı vardı.

Öğretmen arkadaşlarım hemen tutanak tutarak yetkililere durumu bildirildi.

Ama gelişmelerden hiçbir haber alınamadı.

Sınavlar her yıl yapılmaya devam ederken,

Soruların birilerine el altından sızdırıldığı dedikoduları kulaklarımıza geliyordu.

Hırsızlığı ve kul hakkı yemeyi kendilerine hak gören suç odakları,

Devletin köşe başlarını ele geçirebilmek adına kendi cemaat üyelerine cevap anahtarlarını dağıtırken,

Öteki dünyada nasıl hesap vereceklerini düşünmüyorlardı.

Göz göre göre başkasının hakkını yiyenler devletin tüm kademelerine yerleşiyorlardı.

Yaşanan hain darbe girişimi ile sınav hileleri, sahte diplomalar, usulsüz atamalar bir bir ortaya serildi.

Aradan geçen sürede ÖSYM’nin yeniden yapılandırıldığı süreçleri gördük. Zaman zaman çeşitli iddialar ortaya atılsa da sınav sistemi işlemeye devam etti. Ta ki bugüne kadar.

Bugün yeni bir rezillik ile karşı karşıyayız. Bir yayınevi aracılığı ile yapılan emek hırsızlığı gün gibi ortaya çıkmış,

Devletin kurumlarının itibarı sarsılmış,

Sınav için harcanan paralar boşa gitmiş,

Günlerini, aylarını, çocuklarına ayıracağı zamanı harcayan adayların emekleri çalınmış,

Suçlular henüz cezalandırılmamıştır.

‘Emeğiniz Emanetimizdir’ sözü ile vatandaşlara hizmet veren ÖSYM’nin güvenilirliği kalmamıştır. Milyonlarca vatandaşın geleceğe olan inancı sarsılmıştır.

Bazı siyasilerin: ‘sınav önemli değil, alımlar zaten mülakatla yapılıyor’ sözleri ise adam kayırmacılığı konusunu bir kez daha gündeme getirmiştir.

Geçenlerde okuduğum bir haberde,

Sahte diplomaların tespitinde görevli komisyonun üyesinin de diplomasının sahte olduğu yazıyordu.

Ne yazık ki sahte sınavlarla, sahte diplomalar elde edip, sahte kimliklerle devletin kademelerine yerleşenler hala aramızda yer alıyor ve belki de bizlere haktan adaletten bahsediyor….

‘Düzeni bozuk sistemde yine en iyi yöntem sınavdır’ mantığı ile bu kısır döngü devam edeceğe benzer…

Yapmamız gereken iyi insan iyi yurttaş ve ahlaklı toplum yetiştirmek için çaba harcayıp adaleti etkin kılmaktır. Bu değerleri kazandırabilmenin yolu ise eğitime önem vermekten geçmektedir.

Soruların sızdırılması yoluyla emek hırsızlığı yapanlara Hz Muhammed’in (sav) bir sözünü hatırlatmak isterim.

‘Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291