Biraz olsun küllenmeye yüz tutan emperyalizmin körüklediği ayrılıkçılık ateşi, DEP eski milletvekillerinin tahliyesinin ardından odun atılmışçasına yeniden harlandı. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yuvalanan terörün tekrar ivme kazanmasıyla birlikte, ateşkes çağrısı ve arabuluculuk önerileri gibi ipe sapa gelmez tartışmalarla ülke gündemini ısıtırken, ana babaların yürekleri yel önündeki yaprak gibi titremeye başladı bile.

 “Yoksa ülke tekrar yakıcı terör günlerine mi dönecek?” sorusunu kendi kendine soranların sayısı azımsanmayacak kadar çok.Herkesin kulağı kirişte.

Bir televizyon kanalının ekranından yansıyan haber programında konuşan Doç. Dr. Emin Gürses, Türkiye’de Kürt sorunu değil, yoksul Kürtlerin sorunu olduğunun altını çizerek, olayların emperyalizmin tezgahı olduğunu söyleyince; sanki sesimi duyacaklarmış gibi itiraz edip” Eksik söylüyorsun sevgili Gürses, sorunu olan salt yoksul Kürtler değil, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın dört bir yanında ayrımsız tüm yoksul kesimler aynı sıkıntıyı çekiyor…” diye söylenmekten kendimi alamadım.

Çünkü doğru, ancak eksik olan Doç. Dr. Gürses’in akademik dille anlattığı aynı tespiti yıllar öncesinden nasıl dile getirmişim:.

“Silifke Caddesi’nde tanık olduğum aktaracağım manzara, Anadolu’nun kırsal kesiminde görülen sıradan  olayların birisini çağrıştırdı.

Ben diyeyim 8-10, siz deyin 15-20 temizlik işçisi  omuzlarında  süpürgeleriyle  tarla yolundaki  ırgat misali cadde kenarından peş peşe yürüyerek çalışma bölgelerine gidiyorlardı. Hepside Doğu kökenliydi.Mekan ve yaptıkları iş değişse de  kaderleri değişmemişti.Doğudaki ırgat Memo, Mersin’e gelmiş kendisi gibi Doğulu  bir ağa çocuğunun başkanlığını yürüttüğü belediyede temizlik işçisi olmuştu.

Birilerinin uyguladığı sinsi plan çerçevesinde, ülkemiz insanlarının dokunulmaması gereken aidiyetleri istismar edilerek toplum hızla ayrıştırılıyor.Temelde ise değişen hiçbir şey yoktur. Yukarıda aktardığım gözlemimdeki gibi, Doğuda ağanın tarlasında  yarı aç yarı tok ırgatlık yapan Memo, Mersin’de sigortalı bile olduğu tartışmalı konumda asgari ücretli temizlik işçisine dönüşürken,  ağanın oğlu belediye başkanı,  yakını da müteahhit oluyor.

İsterseniz etrafınıza bir bakın, etnik kökeni ne olursa olsun varsılların tümü refah içerisinde yüzerken, kökenine bakılmasızın yoksulların hepsi çile çekiyor.

Emperyalist güçlerin gazına gelip ayrımcılık rüzgarına  yelken açanlar, gözlerini açıp  etraflarına peşin hükümsüz bir bakabilseler gerçek gözlerine batacak.Ama maalesef ya görmüyorlar ya da işlerine geldiği için görmezden  geliyorlar. Örnek aldıkları ve girebilmek için kapısını aşındırdıkları  Avrupa Birliği, sınırları kaldırıp ortak para birimine  giderken, ülkemizde de ayrımcılığı körüklüyor.

Toparlayacak olursak, insanlar iradeleri dışında sahip oldukları özellikleriyle  ne yerilmeli ne de övünmelidir. Her renk, köken ve benzeri özellikler Anadolu toprağının zenginlikleridir…(İmece 20 Haziran 2000. sayı 5)”

Evet ülkemizdeki yaşanan sıkıntıları sadece Kürt kökenli vatandaşlarımız çekmiyor. Akdeniz’in incisi diye bilinen Mersin’de bugün bile katır sırtında zor ulaşılan yerleşim birimlerinde çok ilkel koşullarda yaşayan insanlarımız var.

Yurdun diğer bölgelerindeki sorunlar görmezden gelinerek Doğunun gündeme getirilmesi, Doç. Dr. Emin Gürses’in söylediği gibi emperyalizmin tezgahıdır. Yoksul insanları bir birine kırdıran bu tezgahı, ayrılıkları körüklemek yerine insani değerlerde birleşerek ancak biz dağıtabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.