banner165

"Engelli" kavramı; zihin, ruh, beden ve uzuvlarda  bulunan bir ârıza ve hastalık sebebiyle hayatını sürdürmede, işlerini görmede ve topluma uyum sağlamada sıkıntısı bulunan kimseleri ifade eder. (İsmail Karagöz, Toplumsal Emanet: Engelliler, DİB. Yayınları, s. 14.) Dinimize göre, ister sağlıklı ister engelli olsun her insan, Allah'ın yeryüzünde yarattığı  en kıymetli ve en değerli varlıktır. “Biz gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık” (Tin, 4), “Allah size şekil verdi ve şeklinizi en güzel yaptı” (Teğâbün, 3) ve “Sonra insanı şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrâk organları yarattı” (Secde, 9) “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık” (İsra, 70) anlamındaki âyetler, Allah’ın insanları en güzel ve en mükemmel biçimde yarattığını ifade etmektedir

Allah (cc), insanları servetleri, ırkları, renkleri, cinsiyetleri, dilleri, nesepleri, fiziki yapıları, engelli veya sağlıklı oluşları açısından değerlendirmez. İnsan, Allah'ın yeryüzünde yarattığı en değerli ve en üstün varlıktır. Allah, insanları fizik yapıları, suretleri, renkleri, coğrafyaları, soyları, engelli veya engelsiz oluşlarına göre değil iman ve ahlak açısından yani kalpleri ve amellerine göre değerlendirir. Zira Allah katında en üstün insan Allah’ın emrine karşı gelmekten en çok sakınan insandır. "Allah katında en üstün olanınız en muttaki olanınızdır" (Hucûrât, 49/13) anlamındaki âyet ile "Allah sizin sûretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize (îman veya inkâr halinize) ve amellerinize bakar" hadisi, bu gerçeği ifade etmektedir. Önemli olan beden değil ruh güzelliğidir.

İslam’a göre insan zübde-i alem ve eşref-i mahlûkattır. Engellilik hali, insanî yönden bir eksiklik değildir. Mevlana’nın “İnsan noksan da olur,” sözünde olduğu gibi “insan nisyanla malüldür.” Ancak Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın;

"Harâbât ehline hor bakma şâkir ,

Defineye mâlik virâneler var" dediği gibi, bedenen engelli nice gönüller Allah katında manen çok üst derecelerde olabilir. Nitekim peygamberimiz (sav) Mekke’nin ileri gelenlerini dine davet ederken kendisine gelen bir a’ma sahabî Abdullah b. Ümmü Mektûm ile ilgilenmediği için uyarılmıştır. (Abese, 1-12).

 Manevi Engelliler:

 Müslümanlar için Kur’an’ın ifadesi ile “üsve-i hasene” (Ahzab, 33/21) yani her alanda en güzel örnek olan Hz. Peygamber (sav) bedenlerdeki hastalıkları, sakatlıkları değil kalplerdeki hastalıkları ıslah ve tedavi etmek için gönderilmiştir. O, fiziken sağlam ancak hakikat karşısında kör, sağır ve dilsizleri tedavi için gönderilmiştir. Çünkü gerçek engel, hakikati idrakten yoksun olmaktır. Bu sebeple Kur’ân’da mecâzî anlamda görme, işitme, konuşma engellilerden bahsedilir. Kuran’a göre, Mecâzî anlamda engellilik; îman etmeyen insanların ilâhî gerçekleri anlamamaları, görmemeleri, duymamaları ve konuşamamaları bağlamında geçmektedir; “(Münafıklar) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.” (Bakara, 18.)

Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onunla anlamazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. (Araf, 179.)

“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” . (Taha, 124.)

Asr-ı Saadette Engelliler

Peygamber efendimiz zamanında engelli sahabiler de bulunmaktaydı. Abdurrahman b. Avf, Amr b. Cemuh, Muaz b. Cebel, Amr b. Tufeyl, Habbab b. Eret, İmran b. Husayn, Abdullah b. Ümmü Mektum gibi engelli sahabiler bunlardan bir kısmıdır.

Peygamberimiz, engelli sahabîlere özel ilgi göstermiş ve onlara önemli görevler vermiştir. Meselâ, âmâ olan Abdullah b. Ümmi Mektûm (ra) ve Bilal-i Habeşî (ra) Hz. Peygamberin müezzinliğini yapmış, peygamber efendimiz sefere çıktığında Medine’de birçok defa cemaate namaz kıldırması için on üç defa yerine vekil olarak bırakmıştır. Sahabeden görme özürlü İtbân b. Mâlik (ra) kendi kabilesine imamlık yapmış, ortopedik engeli bulunan Muaz b. Cebel’i (ra) genç yaşta Yemen’e vali tayin edilmiştir. Efendimiz bu görevleri verirken insanların fiziksel özelliklerine değil ehliyet ve liyakatine bakmıştır.

Peygamber efendimizin, bedenî kusurları olan ve çölde yaşayan Zâhir isminde bir sahabîsi vardı. Zâhir, çölde bulunan güzel meyve ve çiçeklerden getirip Rasûlullah’a hediye ederdi. Rasulullah da şehrin güzel ve hoş şeylerinden ona hediyeler verirdi. Bir defasında Zâhir, Medine pazarında çölden getirdiği bazı şeyleri satarken Peygamberimiz ona arkadan yaklaşır ve şaka yapmak maksadıyla gözlerini kapatarak: "Bir kölem var, satıyorum. Onu benden kim alır?  der." Zâhir, "Ey Allah'ın elçisi, beş para etmez bir sakat köleyi kim satır alır?" deyince şaka bu andan itibaren biter. Peygamberimiz bütün ciddiyetiyle: “Ya Zâhir, and olsun ki sen Allah katında değersiz değilsin (aksine çok değerlisin)” buyurur. (İbn Hacer, İsabe, 423).

Peygamberimizin bırakın herhangi bir engellinin engeliyle alay edilmesini hatta birinin boyu veya rengi sebebiyle ayıplanmasını hoş görmemiştir. O, hiç kimseye “kör, sağır, lâl, vb.” özellikleriyle seslenmemiştir. Hz. Aişe annemizin Hz. Safiye annemizin boyunun kısalığıyla ilgili sarf ettiği sözünden dolayı; “Öyle bir söz söyledin ki denize karışsa onu bozardı”  buyurması, insanların kusurlarıyla zikredilerek onların küçük görülmesinin dinen caiz olmadığını göstermektedir. (Tirmizi, Kıyame, 51.)

Peygamberimiz bir gün ashabına “her gün” için sadaka verilmesi gereğinden söz eder. Sahabe, her gün için sadaka verecek imkânlarının olmadığını söyler. Bunun üzerine Peygamberimiz, sadakanın birçok çeşidinin olduğunu bildirir ve;  “Görme engelliye rehberlik etmen, sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde anlatman, bir ihtiyacı konusunda senden yol göstermeni isteyen kimseye yol göstermen, yardım isteyen kimsenin yardımına koşuşturman, koluna girip güçsüze yardım etmen, bütün bunlar senin kendine yapacağın  sadaka çeşitlerindendir.” buyurur.

Ayette “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.” buyurulurken Peygamberimiz; “Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü'minin başına musibet olarak her ne gelirse ise günahlarına kefâret olur. Bu musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş fark etmez.”, “Mü'min bir kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü isabet etse, hatta ayağına bir diken batsa bile, bunlar mü'minin bir kısım günahlarına keffaret olur.” müjdesini vermiştir.

 Kudsi bir hadiste; "Allah Teâla hazretleri şöyle demiştir: "Ben kimin iki sevdiğini (gözlerini) almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükâfaat vermeye razı olmam." vaadi hatırlatılmaktadır.

İbn Abbas, Ata b. Ebi Rebah’a; “Sana cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi?” dedi. Ata; “Evet, göster” dedi. İbn Abbas; “İşte, şu siyah kadındır ki; bu kadın, Hz. Peygambere geldi ve ‘Sara hastalığım tutuyor ve üstüm başım açılıyor. İyileşmem için Allah’a dua edin’ dedi. Rasulullah (sav); ‘İstersen sabreder, cennetlik olursun; istersen sana afiyet vermesi için Allah’a dua ederim’ dedi. Bunun üzerine kadın; ‘O halde sabredeceğim. Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz’ dedi. Hz. Peygamber de ona dua etti.”

Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.), Taif’te taşlanmış, ayakları kan revan içerisinde kalmış, Uhud savaşında dişi kırılmış, yüzü yaralanmıştır. Hz. Âişe, Peygamberimizden daha şiddetli acı çeken birisini görmediğini söylemiştir. Müminlerin başlarına gelen musibetlere sabretmeleri durumunda, bu tavırları onların sevap kazanmalarına, günahlarının bağışlanmasına ve manevi derecelerinin artmasına sebep olur.

Rabbimize verdiği nimet ve imkanlardan dolayı şükredelim. Unutmayalım ki, her birimiz ya engelli, ya engelli yakını ya da engelli adayıyız. Rabbim cümlemize sağlık sıhhat ve afiyetler versin.

Cumanız ve Ömrünüz Bereketli Olsun..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner209

banner211