banner269

Erkeklik kavramının, her ne kadar doğuştan itibaren var olduğunu düşünsek de bu durum, toplumların yaşadığı sosyal yaşamlara göre değişmektedir. En önemlisi de iktidar pratikleridir. Toplumda sürece baktığımızda ilk çıkan eşitsizlik doğa ve insan arasındadır. İnsanlar doğadan kendini üstün görerek, doğaya karşı bir istismar söz konusu olmuştur.

İkinci çıkan eşitsizlik ise 10 bin yıl öncesinde karşımıza çıkmaktadır. Tarım devrimiyle birlikte eşitsizlikler söz konusu olmaktadır. Çapa tarımı daha eşitlikçi bir düzeni ön görmektedir, tabi tarımla da birlikte mülkiyet kavramı ön plana çıkmıştır. Saban tarımında ise insan ve doğa arasındaki eşitsizlik kadın ve erkeğe dönüşmekte. Bu sayede hiyerarşik bir düzeni ortaya çıkarmış oluyor. Saban tarımı yapılan işleri kadın ve erkek işi olarak ikiye ayırmaktadır. Bahçe tarımında kadın üretici konumundayken, saban tarımında özel alana alınıp yapacağı işler kısıtlanarak çocuk ve ev işlerine bakma konumuna getiriliyor. Kadın her zaman toprak ile özdeşleştirilip bakılması gereken, “Toprak ana” gibi kalıplarla ön plana çıkıyor.

Tek tanrılı dinlerde dahi kadın her zaman aşağı, erkeği ise üstün görmektedir. Sembollerle ise bu durum erkeklik toprağı sahiplendiği için spermini üretiyor ve yeni tohumlar üretilmiş oluyor. O dönemde mülkiyet kavramı çıktığı için rekabetten dolayı erkeklik ön plana çıkıyor. Erkeklik mülkiyet kurma içerisine giriyor. Bu yüzden erkeklik kavramı tarihsel ve kültüreldir. Mead’in Okyanusya yerli kabileleri üzerinde yaptığı araştırmanın tespitlerinde dahi erkeklik durumunun tarihsel bir sürece dayandığını hem de kültürler arasında da değişiklik göstereceği anlaşılmıştır. Erkeklik kavramı kadınlar açısından her zaman güçlü ve ezen konumunda nitelendirilerek avantajlı konuma gelse de olması gereken güce sahip olma ve kendi olabilmeleri açısından toplum tarafından her zaman zorlanmaya mahkûm bırakmışlardır. Güçlü olma, evini geçindirme, parasal güce sahip olmak zorundadır. Yani erkeklik zorlu ve can yakıcı bir süreçtir. Hiçbir zamanda kazanmanın garantisi yoktur. Bir kere o statüyü elde ettiğinizde devamlı sürdürmeniz gerek, bu yüzden kendi içsel duygularını belki de en basitinde ağlamayı bile toplum yüzünden yapamıyorlar. Çünkü topluma göre ağlamak küçük düşürücü, duygusal ve güçlü bir durumu temsil etmemektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner262

banner233

banner231

banner264











ucansupurgedernegi.com digifestnyc.com
dinamobet Canlı Casino Siteleri Bet365 Giriş 1xbet sultanbet