banner214

          

              Toplumda insanların çoğunluğu bireylerin eşitliğinden bahseder. Bilhassa bazı politikacılar ve onların çevresindekiler bu sözcükten daha fazla dem vururlar.

                “Hepimiz eşitiz.”

                “Bu ülkede demokrasi ve özgürlük var.”

                “Hepimiz aynı gemideyiz.”

                “Yasalar karşısında eşitiz.”

                Evet sanırım eşitiz.

                Eşitlik yalınız aynı güneşin altında gezmek mi?

                Aynı asfalt yolda yürümek, aynı havayı solumak mı?

                Eşitlik, aynı şebeke suyundan su içmek mi?

                Aynı petrol istasyonundan yakıt almak mı?

                Aynı elektrik şebekesinden yararlanmak mı?

                İşe yerleştirmelerde liyakata yer veriliyor mu?

                Bir tarafta sınavda başarılı olup işe yerleşemeyenler, diğer tarafta sınava bile girmeden işe alınıp üç gün sonra memur olarak atananlar var.

                Bu ve benzerleri eşitlikse, evet eşitiz.

                Türkiye’de nüfusun yüzde onu, milli gelirin yüzde seksen ikisini paylaşırken, yüzde doksanı milli gelirden geriye kalan yüzde on sekizini paylaşıyor.

                Milli gelir paylaşımında en adaletsiz ülkelerden birisiyiz.

                3 Şubat 2020 tarihli Korkusuz Gazetesinde dikkatimi çeken şöyle bir haber vardı:

                “Bolu Kartalkaya kış turizm merkezi dağ evinde, bir kişinin gecelik kalma ücreti elli bin lira.

                Aynı otelin lokantasına yarım litrelik pet şişe su on lira.

                Bir fincan sütlü kahvenin fiyatı yirmi beş liradır.”

                Burada tatil yapabilenler de bu ülkenin vatandaşı, soğuktan donarak ölen bebekler ve bebeğine yedirecek gıda maddesi bulamayıp intihar eden anne de bizim vatandaşımız.

                Eşitlik bu mu?

                Resmi rakamlara göre yirmi milyon vatandaşımız devletten sosyal yardım alarak yaşamını devam ettirebiliyor.

                Bir yanda günlük alacak gıdası olmayanlar, diğer yanda bir eli yağda bir eli balda olanlar.

                Bir yanda eczaneye katkı parası ödeyemediğinden reçetesinde yazılı ilacı alamayanlar, diğer yanda beş kuruş para ödemeden ilaçlarını alıp gidenler.

                Bir yanda ekmeğini çöpten çıkarmaya çalışanlar, diğer yanda altında en lüks ve en yüksek model arabalarla sokaklarda fink atan şımarık zengin çocukları.

                Bir yanda üç kuruşluk emekli maaşı alabilmek için altmış beş yaşına kadar çalışmak zorunda olanlar, diğer yanda iki yıl çalışıp en yüksek emekli maaşı almaya hak kazanan milletin vekilleri.

                Bir yanda kredi ve vergi borçlarını ödeyemediği için batan, diğer yanda yüz milyonlarca dolar vergi borcu silinen iş adamları.

                Hepimiz eşitiz.

                Demokrasi ve özgürlükler var.

                Hepimiz aynı gemideyiz.

                Hiç de öyle değiliz.

                Bazıları en lüks yatlarda, bazılarımız su alan takalardayız.

                Can verirken eşitiz ama hoca selayı okurken bile eşitliğimiz yok.

                Zenginin selası okunurken kelimeler biraz da olsa uzatılır daha uzun okur hocalar.

                Eşit miyiz?

                Değil miyiz?

                                                                                                                         

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233