banner318
banner319

Evlat…

Anne ve baba için ne güzel bir kelime değil mi?!

Güzelliği evrimin soyumuzu sürdürmek için geliştirdiği üreme içgüdüsünden geliyor olsa da…

Güzelliği insanın doğayı değiştiren, ekonomi denile şeyi yaratan kültürel ve sosyal bir varlık olmasının yarattığı sonuçlardan geliyor olsa da…

Evlat deyince anne ve babaların çoğunun içinde içten içe güzel bir şeyler kıpırdar.

Erich Fromm’a göre anne, ‘insanlığın en derin özlemi’ olan koşulsuz sevgiyle sever evladını, onun var olması sevmesi için yeterlidir. Evlat ne kadar değerli olduğunu hisseder, bir süre sonra o da sevgiden sevgi, şefkatten şefkat üretir. 

“En ideal anne sevgisi çocuğu büyümekten ala koymaya, onun çaresizliğine prim vermeye kalkışmaz. Anne yaşama güvenli olmak, aşırı sinirli olmamak ye huzursuzluğunu çocuğuna taşımamak durumundadır. Yaşamının, yarısını çocuğunun bağımsız, kendinden ayrı bir kişi olması dileği ile kaplamalıdır.”Erich Fromm Sevme Sanatı.

Ana, evladın içinden çıktığı yuva, doğa, toprak, okyanus ise, baba insan varlığının diğer kutbunun düşünceler dünyasının, insan yapısı şeylerin, kural ve emirlerin, disiplinin, gezme ve maceranın temsilcisidir. Babanın görevi evladın öğretmeni olmak, ona içine doğup, unsuru olduğu toplumun sorunlarıyla başa çıkabilmesinin yollarını göstermektir. Yani baba, çocuğun öğretmeni, yaşamdaki yol göstericisidir.  Sosyal ve ekonomik gelişmeye bağlı olan baba, evladını da buna uygun olarak geliştirmeyi görev bilir.

Sevilmek için varlığı yeterli olan evlat, büyüdükçe sosyalleşir ve 10-12 yaşından sonra sevmeyi de öğrenmeye başlar, sevginin sevgi ürettiği olgunluğa doğru başlayan serüveni yaşamı boyunca devam eder.

“Baba sevgisiyle kurallar ve beklentilerle yönlendirilmelidir. Otoriter ve ürküten bir sevgiden ziyade bağışlayan, sabırlı bir sevgi olmalıdır. Büyümekte olan çocuğa artan bir yeterlilik duygusu aşılamalı ve sonuçta çocuğun kendi yetkesi (otoritesi) olmasına ve baba etkisinden çıkmasına izin vermelidir.” Erich Fromm, Sevme Sanatı

Anne sevgisi koşulsuz olduğundan hak ve kontrol edilemez. Baba sevgisi koşullu olduğundan hak ve kontrol edilebilir. Evlat anne sevgisi ise değerliliğini duyumsarken baba sevgisiyle üretmeyi, koşullar üzerindeki hakimiyeti, sosyalleşmeyi, toplumsal sorunlarla başa çıkmayı öğrenir.

Tekrar Erich Fromm’a kulak verelim: “Bundan da öte, yetişkin bir insan, ne oranda birbirleriyle çatışırlarsa çatışsınlar, hem analık, hem de babalık güdülerinin her ikisiyle birlikte sever. Eğer kendine sadece babalık güdüsünü ayırırsa şefkatsiz ve haşin olur. Şayet sadece analık güdüsünü yeşertirse, yargılama gücünden yoksun kalır;  hem kendisinin, hem de başkalarının gelişmelerini engeller. Ruhsal sağlığı ve olgunluğu başarmanın temelinde, ana - yönelimli bağlılıktan baba yönelimli bağlılığa doğru gelişmenin sonundaki sentez yatmaktadır.”

Bu yazıda ifade edildiği, gündelik hayatta yaşanıldığı gibi anne ve babanın evlat sevgisi farklıdır.

Anne ve babanın evlat sevgisinin onun gelişimine katkılarının da farklı olduğunu biliyoruz.

Bilmemiz gereken bir şey daha var o da evlada duyulan sevginin olumlu etkileri, ancak onların ayrı bireyler olduğu unutulmadığı, özerkliklerine, bağımsızlıklarına saygı gösterildiği sürece mümkündür.

Hayat ileri akar, evlatları yanında götürür…

Neyse ki teselli olarak sevgilerini anne ve babaya bırakır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner306

banner291

banner307

banner313