banner214

Her insanda genel olarak hayatta başarılı olma hırsı ve arzusu vardır. Bu özellik eğer zihinsel engelli olma durumu yok ise,  çocuklarda ve yetişkinler de dâhil olmak üzere her insanda bulunur.

Bu hırs ve arzu bazı insanlarda güç açlığına başarıya susamışlığa, aşırılığa dönüşür. Bu durum ruhsal bir tür hastalıktır.

İşte o zaman durum hem o kişi için, hem de toplum için oldukça tehlikeli bir durum arz eder.

Güç açlığına sahip olan kişi asla başarıya doymaz ve hırslarına da yenik düşer.

Asıl tehlike de bu sırada başlar.

Bu kişiler hangi makamda ve hangi meslekte olursa olsun, hırslarına uygun bir sistem kurar.

Toplumun belirli bir bölümünü kendilerine körü körüne bağlı duruma getirip, tıpkı bir tarikata bağlı müritler durumuna gelecek şekilde propaganda ile etkisi altına alır. Artık bu insanlar verilen her türlü emri hiç sorgulamadan yerine getirecek hale gelmişler ve oldukça tehlike yaratan bir güç durumdadır.

Almanya ‘da bunu Adolf Hitler’in Almanya’nın başına geçmesinden sonra örgütlediği “SS”ler ile ve İtalya’da Missolini döneminde örgütlenen ve eğitilen “Kara Gömlekliler” ile başta Avrupa halkları olmak üzere Dünya halkları yaşadı.

Siyasi liderlere verilen ve bir daha ger alınması güç olan yetkilerin nelere mal olduğunu İkinci Dünya Savaşında insanlık öğrendi. İnsanlık için en iyi, en demokratik ve en özgürlükçe yönetim şeklinin parlamenter demokratik yönetim olduğunu o büyük savaştan ders çıkaran toplumlar iyi anladı.

Siyasi liderin yetkilerle donatılıp parlamentonun, yargının ve anayasasının üzerine çıkarılması devlet, demokrasi, özgürlük, barış, dayanışma ve vatandaşlık hakları için oldukça olumsuzluklar yaratır.

Yakın akrabalarımızdan biri İran İslam Devriminden sonra İran’a arabası ile un nakliyatı yapıyordu.

İran’dan Antalya’ya giderken bazen uğrar biraz dinlenir sonra yoluna devam ederdi.

Bir gün şunları anlattı:

“Bir ramazan günüydü. Arabalarda un yüklü, üç kişiyiz. İran’a girdik, yol alıyoruz. Tebriz’e vardık. Yorgunluk ve açlık var. Arabaları yolun sağına çekip hangar gibi bir yer var. Baktık kapısı kilitli değil. Yiyeceklerimizi de Türkiye’den çıkarken almış hazırlıklıydık. İndirmeli olan kapıyı açıp içeri girdik. Dört ya da beş kişi hemen ayağa fırladılar. Biz aldırış etmeden oturduk azıklarımızı açıp yemeğe başlayınca o kişilerden birisi yanımıza biraz daha yaklaşarak şunu söyledi: “Biz de yemek yiyorduk, siz kapıyı açıp girince, sizi devrim muhafızlarından sanıp çok korktuk. Biz de Azeri Türklerindeniz ve Aleviyiz.”Diyerek yerine döndü.

İran’da ramazan ayında o günlerde oruçsuz olmak ve devrim muhafızlarına yakalanmak felaket şekilde kırbaçlanmak demektir.”

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde yönetim, sosyal bir sınıfın bir azınlık grubunun ya da tek kişini elinde değil, toplumun bütününü kapsayacak şekilde örgütlenmiştir.

Eşitlik, demokrasi, özgürlük ve adalet vardır.

Adalet olmadan hak alınmaz.

Özgürlük olmadan aç olduğunu söyleyemezsin.

Demokrasi olmadan, eşitlik olmaz, yönetimde söz hakkı olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner262

banner233

banner231

banner264

banner260











ucansupurgedernegi.com digifestnyc.com
dinamobet Canlı Casino Siteleri Bet365 Giriş 1xbet sultanbet