banner214

3 FİDAN DI ONLAR; HÜSEYİN, YUSUF ve DENİZ… 

       Gece yarısı saat birdi. 6 MAYIS 1972! Soğuk Mahpushane koridorlarında önce Deniz’in sonra Yusuf ve Hüseyin’in ayak sesleri… Devrimciliğin olanca ateşi sarmıştı yüreklerini, Tam Bağımsız bir Türkiye sevdasının öyküsü, mevsim ilkbahardı. Ama kış sessizliği vardı. Çiçekler boynu bükük açmışlardı. Belki de ANKARA bu kadar soğuk görmemişti hayatında. Gece; esir almıştı umutlarımızı, sevdalarımızı, sanki hiç gündüz olmayacak gibiydi. Yıldızlar bile küsmüş parlamıyorlardı. Bir zırh gibiydi üzerindeki parkası. Yürüyüş sona değil, yeniden başlangıcaydı, direniş 25 yaşında armağan etmekti bedenini ve hiç başını eğmeden yürümekti mücadele tüm HALKLARA… 

       Gece yarısı saat birdi. 6 MAYIS 1972!  Ne güzel yakışırdı parkası. Meydanlarda hemen tanırdınız onu, en önde gözlerinde bağımsızlık ateşi, ağzında bağımsızlık türküsü. Durmadan, korkmadan, bıkmadan; Köylüler işçiler değil miydi Sevdalısı? Tek derdi Tam Bağımsız Türkiye değil miydi? O zamanlardan görememiş miydi bu günkü manzarayı? 

       Mustafa Kemal’e yürürken yine en önde, koca bir yürek. Fakat söylemediler hiç ATAYA yürüyüşlerini, ATA gibi HALKLARA Samsun’dan haykırmak isteyişlerini... Henüz 25’inde asılır ya bütün düşünceler, asılır ya ölüm uğramaz olur, gözyaşlarımız DENİZ olur, bir türkü söyler gençlerimiz yırtar ortalığı. GÜN DOĞDU! GÜN UYANDI! SİPERLERE DAYANDI! ... İçimizde umutlar, acılar, yaralar, giden canlar, giden sevdalar, hüzünler, ayrılıklar, ciğerinin parçasına hasretler sığmaz olur! Adlarını çocuklarımıza versek te, acımız 49 yıldır DİNMEZ olur! 

       Gece yarısı saat birdi. 6 MAYIS 1972! Ölen sadece bedenlerdi. Düşünceler dalga-dalga yayılıp Deniz oldu, Hüseyin oldu, Yusuf oldu... Karanlıklar korkutmaz artık bizleri, geceyi yırtarcasına bu ATEŞ yüreğimizde hiç sönmeyecek gibi. Bu acı kalbimizde daima yanan bir kor… Çünkü GÜLİSTAN olmadı onların ömürleri! 

       Gece yarısı saat birdi. 6 Mayıs 1972! Şimdi yaşasaydı geceleri yine RODGİDUYU dinlerdi. Delikanlım iyi baktı 6 MAYIS’ta yıldızlara, Nazım’ın dediği gibi bir daha göremezdi. Haykırdı Deniz sözlerini CELLÂT kesene kadar, kim bilir daha neler söyleyecekti… Sadece şu sözleri HAYKIRABİLDİ; 

       “Yaşasın Türkiye Halkının Bağımsızlığı, Yaşasın Marksizm- Leninizm’in Yüce İdeolojisi! 

       Yaşasın TÜRK ve KÜRT Halkının Bağımsızlık Mücadelesi! 

       Kahrolsun Emperyalizm! Yaşasın TAM Bağımsız Türkiye!” daha çok konuşmasından korkan ACİZLER can çekiştirdiler 52 dakika!  

       Evet, 52 dakika hevesle seyrettiler dalyan boylu bir TÜRK GENCİNİN son nefesini Dar Ağacında sallanarak vermesini! 52 dakika!  

       Deniz’in Hüseyin’in, Yusuf’un, İbrahim’in, Mahir’in ve dünyadaki nice DEVRİMCİ ŞEHİTLERİN; Dünyayı değiştirmek uğruna kürsülere, dağlara, idam sehpalarına çıkan DELİKANLILARA, dünyanın değiştiği bir yıla ve daha adil bir dünya için ayaklanan, isyan eden, yürüyen, dövüşen, vurulan, öldürülen, yenilmeyen bir kuşağa BİZ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’Yİ ARMAĞAN EDEMEDİK! Biz LAİKLİĞE GÖZ DİKMİŞ GERİCİLERİ YENEMEDİK! Biz içimizden seçilenlere cemaatlere yüz vermemeyi, laikliği yaşatmanın birinci görev olduğunu amaç edindiremedik. Biz içimizden çıkanlara militan ruhla iş yapmayı, militan ruhlu emekçilerimizle yürümelerini öğretemedik. Biz daima ayakta tuttuğumuz ana muhalefet yönetimlerine ATATÜRK İLKE ve DEVRİNLERİNE sadık politikalar yapanları, LAİKLİĞİ korkmadan savunabilenleri, ırk, dil, din, mezhep konularında çekinmeden konuşabilenleri başa getiremedik. Biz seçtiklerimize öz emekçilerine sahip çıkmalarını kabul ettiremedik! Biz PARANIN değil, Cumhuriyetçi Kadroların Aydınlık yarınlar için önemli olduğunu seçtiklerimize kabul ettiremedik! … 

       25’inde 52 dakika DARAĞACINDA can çekişerek ebediyete giden gençliğin hesabını soramadık! Şimdi ne vereceğiz yeni gençliğe, nasıl öğreteceğiz kadrolarımız olmadan, paylaşım olmadan, örgütçülük olmadan… Cumhuriyetçi emekçi yoksul gençlerimiz aç yatarken, gericilere gülücük dağıtan, emek vermeyenleri sınav bahanesiyle işlere alan seçtiklerimiz, kendi eliyle kendi camiasını yoksullaştırırken, nasıl bakacağız geleceğe güvenle!  

       … 

       Gençliğimizin; emperyalist düzeni, yanlış sürdürülen sistemi ortadan kaldıracak bir DEVRİM istemesi HAKTIR! Biz DEVRİMCİYİZ! Biz ATATÜRK Milliyetçiliğini savunan ve yaşatan, tüm HALKLARI 6 İLKENİN ÇATISI altında birleştiren, kucaklayan Tam Bağımsızlığı ideolojik taşıyan ve objektif yaşayan Cumhuriyet Halk Partiliyiz!  

       AMA! Öyle bir Cumhuriyet Halk Partisi ki;  

       Adı CHP, İçi Tabeladan Seçilen Kadrolar… 

       ÜZÜNTÜMÜZ büyüktür. Bu üzüntü ki, her 18 Mart geldiğinde Çanakkale Şehitlerimize, her 30 Ağustos geldiğinde Milli Mücadele Şehitlerimize, her 19 Mayıs geldiğinde Kuvayı Milliyecilere, her 23 Nisan geldiğinde GAZİ MECLİSE, her 29 Ekim geldiğinde TC Vatandaşlığımızı borçlu olduğumuz LAİK Devletimize ve 6 İLKESİNE, her 10 Kasım geldiğinde ATAMIZA, her 3 Haziran geldiğinde NAZIM’a, her 30 Mart geldiğinde MAHİR’lere, her 6 Mayıs geldiğinde DENİZ’lere, 68 Kuşağına ve 78 Kuşağına MAHÇUBUZ! Çaresiziz, bizleri daima % 20’lerde bırakan kadrolarımıza sinirliyiz! Öfkeliyiz! Görevleri paylaşmayan, koltuk korurken gerçek emekçisini küstüren, nitelikli emekçinin siyasi mücadelesinin önünü kesen, büyümenin çoğalmanın içten güçlenerek mücadelesini vermeyen yönetimlerimize sitemliyiz.  

       Ve ne zaman Milletimiz CHP diyecek olsa içimizden FİRENE BASAN zihniyete tepkiliyiz!  

       Ve haklıyız, boşuna mı yitirdik binlerce insanı… 

       Bizim için kurulan; bizlere LAİK, BAĞIMSIZ, ÖZGÜR bir yaşam sunan laik devletimize eziğiz. 

       Ve şimdilerde, 

       Devlet ki; adı devlet, içi hükümet!  

      Hükümet ki; adı hükümet, içi bir illet! 

       … 

       Denizlerin Ruhları Şad Olsun! Devrim Canlarının hepsi hepimize ibret olsun, hırs olsun, aydınlık yarınlara yürümeyi amaç edinmede can verenler örnek olsun. Yaşasın canlarını yitirdiğimiz ama düşüncelerini yaşattığımız laik devrimcilerimiz… 

       YAŞASIN CUMHURİYET! 

       YAŞASIN Gazi Mustafa KEMAL ATATÜRK!   

                                                                                                                                        

Beyhan BALABAN  

Cumhuriyet’in KALEMİ 

NOT: Bu yazı daha kısa veya daha uzun olarak; Cumhuriyet, Yurt, Taraf, Zirve, Akkoza, İmece, Sonses. TV ve birçok yerel gazetelerde önceki yıllarda yayınlanmıştır.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.