banner321
Öne Çıkanlar doktor hastane ZİYARET Başkan Tuna Engelli Danışma Merkezi Arpaçsakar

ASLAN: TÜM DÜNYA’DA TANINAN ALEVİLİK ANAVATANINDA TANINMIYOR

HABER: GİZEM TOKKUZUN

AKD, tarafından ‘Tarihsel ve Sosyolojik Bir Olgu Olarak Alevilik’ paneli Mersin Cemevi’nde düzenlendi. Panele katılanlar arasında Mersin Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Bedrettin Gündeş, Toros Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Özer, HDP Mersin Akdeniz Belediyesi Meclis Üyesi Ali Tanrıverdi ve çeşitli STK ve derneklerden çok sayıda kişinin katılımı ile gerçekleşti.

Yoğun bir ilgi gören panelin moderatörlüğünü iş insanı ve yazar Mustafa Güler yaptı.  Güler, “ Alevilik bin yıllık tarihi olan bir konu olmak ile birlikte uzun yıllardır çok az konuşulan, gizli konuşulan, örtülen, gizli konuşulduğu zamanda fısıltılar ile konuşulan ama yeterince aydınlatılamayan her zaman arkasında soru işareti bırakan metanetli bir konu olarak bugün bunu konuşacağız. Bu konun tarihsel bir perspektifi, bir arka planı var, Erdoğan Aydın hocamız bu tarihi perspektifi arka planı anlatacak. Ardından konunun sosyolojik boyutunu, Şükrü Aslan hocamız bize anlatacaklar.” diyerek ilk sözü Erdoğan Aydın’a verdi.

“TARİHE BAKILMALI”

Aleviliğin tarihine dayalı sağlıklı bir perspektif edinebilinmesi açısından, Aleviliğin bazı temel değerlerinin anımsanması gerektiğini ifade eden Aydın, “Aleviliğin ne olup ne olmadığı meselesinde eğer kafamız karışık ise kaçınılmaz olarak onun tarihine bakarken eksikliklere kapı açmış yanlışlıkların içinize doğru akmasına imkan sağlamış olacaksınız. Bildiğiniz gibi Aleviliğin tarihine doğru bakarken Aleviliğin İslam içerisinde bir parça olduğu bir anlatı ile karşılaşırız.” şeklinde konuştu.

“ALEVİLİK İNSAN MERKEZLİ BİR İNANÇTIR”

Aleviler ne zaman oluştu sorusuna cevap verilirken, Ali ile Muaviye arasındaki bir çatışma anlatısı ile karşılaşıldığını belirten Aydın, “Oysa Aleviliğin ne olup olmadığını hatırladığımızda aslında bundan çok daha derin bakış açısına ihtiyaç vardır. Aksi bu durumda Aleviliğin tarihine yönelik doğru bir bakış açısına sahip olamayız. Alevilik insanı eksenli, insanı merkeze alan öyle ki kendini tanrının yeryüzünde ki görüntüsü, sureti, yansıması olarak gören bir inançtır. Alevilik eline, diline, beline hakim olmayı kendisine olmasa olmaz üslup edilen bir inançtır.” dedi.

“AŞAĞILAMALARDAN KENDİSİNİ UZAK TUTAN BİR İNANÇTIR”

Aleviliğin kadını, erkekle eşdeğer eşit haklarda gören bir inanç olduğunun üstünü çizen Aydın, “Alevilik başka inançlara karşı fetih yapmayı, gaza yapmayı bırakın meşru görmeyi ret eden, başka inançları kafir, gavur şeklindeki aşağılamalardan kendisini ısrarla uzak tutan bir inançtır. Alevilik keza günün birinde tanrının canı sıkılıp da topraktan insan gibi varlık yaratma gibi bir yaratılış öyküsünü ret edip , tanrının aslında yer yüzündeki görüntüsünü tanrının nurundan kopan bir oluşum olarak gören bir inançtır.” şeklinde konuştu.

MERSİN VE FARKLI TOPLULUKLAR

Erdoğan Aydın’ın konuşmasından sonra, söz alan Prof. Dr. Şükrü Aslan, Alevi sosyolojisine yönelik söylenmesi gereken birinci hususun Mersin’e dair olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin kendisi çoğul kimlikler topluluğudur. Ama Mersin bu bakımdan daha temsili bir örnek, Mersin’de bir çok farklı kültürü bir arada görmek mümkün ve başka şehirlerde görünen sosyolojik gerilimler burada ya yok ya da daha azdır.” ifadelerini kullandı.

“ÇOĞUL ALEVİLERİN ŞEHRİ”

Mersin’in gerçek anlamda bir barış şehri olduğunu ve bunun dikkate değer bir durum olduğunu belirten Aslan, “Bu şehrinde Alevlilik içerisinde çoğul kimlikleri var. Mersin çoğul Aleviliklerin şehridir. Tahtacılar var, Abdallar var, Girit Bektaşileri var, Kürtler var, belki de Türkiye’nin başka şehirlerinde bulamayacağınız netlikte, örgütlülükte Alevilik toplukları var. Belki akademisyenler olarak bu kimlikleri alevi evlerinde bir araya gelerek tartışabiliriz böyle bir çalıştayı, sonbaharda yapabiliriz.  O zaman buradaki topluluklarda birbirlerini tanır. Mersin özelinde bu kimliklerin farklı Alevi topluluklarının, Alevilik algıların nasıl olduğunun, Alevi kültürünü nasıl yaşadığını, Alevi inancını nasıl deneyimlediklerini aralarında farklılıkları ve benzerlikleri tartışma imkanımız olur.” diyerek bunun çok önemli olduğunu düşündüğünü sözlerine ekledi.

24 AKADEMİSYEN İLE YAPILAN ÇALIŞMA VE SONUÇLARI

Yakın zamanda katıldığı bir eğitim programına katıldığını ve oradaki gözlemlerini söyleyen Aslan, “ İstanbul, Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi’nde orada sosyal bilimler perspektifinden Aleviler ve Alevilik diye bir eğitim programı yaptık. Bu programda 24 akademisyen sosyal bilimlerin değişik dallarından sosyolojiden, tarihten edebiyattan, antropolijiden, hukuktan, psikoloji gibi farklı alanlardan arkadaşlar vardı. Bu 24 akademisyen kendi alanlarının penceresinden Alevilik nedir diye bir tartışma yaptılar. 3 ay kadar sürdü ve enteresan sonuçlar çıktı.” dedi.

“ALEVİLERİN DÜŞMANI YOK”

Ortaya çıkan sonuçlardan bazılarının vurgulamak istediğini aktaran Aslan, “Bir tanesi alevi sosyolojisini tartışırken alevi ve akademi arasındaki ilişkiye dair. Akademi ve Alevilik ilişkisi kendisine has bir ilişkidir. Akademisyenlerin düşmanı yoktur kendilerine zıt bir noktada bilimsel bir araştırma yapsa dahi onlara düşmanlık beslenmiyor. Aslında Alevilerinde düşmanı yok bunun altını çiziyorum. Alevi topluluklarının oturup nasıl bunlara zarar verebiliriz diye düşündükleri bir yapı yok. Ne bugün, ne de tarihte, çok ilginç bir durum bu yüzden oturup kırdığın kimse yok, mesela alevi katliamı diyoruz ya bunların hepsi alevi insanların katledildiği katliamlardır. Alevilerinde hani bizde böyle bir ekip kuralım şunları ortadan kaldıralım düşüncesinde bir kültürleri yok. Bu sosyolojik olarak altının çizilmesi gereken bir durum.” diyerek birçok çalışmada bunun altını çizdiklerini vurguladı.

“TÜRKİYE HALA DİRENİYOR”

Aleviliğin dünyanın değişik yerlerinde tanındığını ve kabul edildiğini belirten Aslan, “Bu hiçte zor bir şey değil hatta bazı devletler var ki en son Avusturya 3 farklı alevi kimliği tanıdı. Bu Avusturya’ya ne bir yük getirdi ne de bir maliyet getirdi dünya artık bunları çok kolay çözüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Alevilerin açtığı davada bu kimliğin Türkiye’de tanınmasına yönelik karar verdi ve Türkiye hala direniyor. Türkiye’de ki alevi topluluğu için son söyleyeceğim cümle şudur bu topluk bütün dünya tarafından tanınıyor, sadece ana vatanı tarafından tanınmıyor.” diyerek sözlerini tamamladı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291

banner323