banner214
Öne Çıkanlar aydıncık baraj DSİ pazartesi İmecehaber imecegazetesi mersin Muharrem ayı dolayısıyla aşure etkinliği düzenledi. Geniş katılımlı etkinlikte sağlık hastalık böbrek tedavi mersin pette KALP SAĞLIĞI HAFTASI

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TARİKATLARA VERİLEN SÖZLERE KURBAN EDİLDİ'

Haber: Hüsamettin TANRIKULU

‘Dayanışma’ kahvaltısına katılan Hayvan Özgürlüğü Kolektifi ise, “Tahakküm biçimlerinin tamamını ortadan kaldırmadan sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz, şiddetsiz, özgür, vegan bir dünya kuramayacağımızın farkındayız. O yüzden sizleri de yaşamlarınız da kurmuş olduğunuz tahakküm ve sömürü ilişkilerinden arınmaya ve var olan türcü kapitalist sisteme karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVDEN ALINIP KAYYUM ATANIYOR”

Kenti, doğası, emeği, bedeni, iradesi, için direnen, özgürleşmek isteyen kim varsa kolluk güçleri tarafından bastırıldığını belirten Dilara Akgöz, “Yıllardır bizlere modern uygarlık diye göstermeye çalıştıkları kapitalist uygarlığın bugün hiçbir toplumsal sorunu çözmediği, yalnızca sermaye birikimi sürecinin önünü açmak için çözüm ürettiğini biliyoruz. Pandemi sürecinde dahi ilk düşündükleri aşıda patent konularıydı. Bu uygarlık, sömürü ilişkileri, faşizm, cinsiyetçilik, türcülük, ırkçılık, lgbti+ fobi, ekolojinin talanı ve popülizm ile varlığını devam ettirmektedir. Tüm bu var olma koşullarının ülkemizde de farklı biçimlerini görüyoruz. Salgın süreci siyasal iktidarın koltuk kaybetmeme hamleleri ile yürütülüyor. Bakanlar, milletvekilleri ve bürokratlar uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı ile servetlerine servet katıyorlar. Yarattıkları yeraltı ekonomisi ile paramiliter güçleri besliyorlar. Kenti, doğası, emeği, bedeni, iradesi, için direnen, özgürleşmek isteyen kim varsa kolluk güçleri tarafından bastırılmaya çalışılıyor. Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp kayyum atanıyor. Yüksek kira fiyatlarına itiraz edenler, yurt talep eden üniversiteliler terörist olarak gösterilmeye çalışılıyor.” diye konuştu.

“GEÇİNEMEYENLER İNTİHARA SÜRÜKLENDİRİLİYOR”

İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkartılarak tarikat ve cemaatlere verilen sözlerin tutulduğunu dile getiren Akgöz, “Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz iyi hal indirimleri ile cezasız kalıyor. Temel tüketim mallarına sürekli zam yapılıyor. Yaşam alanları halkın ve diğer canlıların sağlığını tehdit eden, ormanları yok eden projelerle şirketler tarafından işgal ediliyor. Doğal afetler, sermayenin afeti haline geliyor. Yangınlardan, Kürt ve mülteci düşmanlığı çıkartılarak ırkçılık körüklendiriliyor. Toplum işsizleştiriliyor ve güvensizleştiriliyor. Geçinemeyenler intihara sürüklendiriliyor. Tam da böyle bir çağda ve koşulda bizlere düşen en temel şey sorumluluk almak oluyor. Bu dönemin mücadelesinin temel parolası sorumluluk olduğunu düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“HEPİMİZİN YOLU AÇIK OLSUN”

 “Neoliberal patriarkal kapitalizme ve faşizme karşı mücadelenin de sorumluluk gerektirdiğini, bir adım öne çıkmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz” diyen Akgöz, “Sistemin saldırılarını sınırlandırma mücadelesinin yetmediği, politik iktidara giden yolun taşlarını, tüm ilerici güçlerle, toplumsal dinamiklerle birlikte döşemek zorunda olduğumuz bir tarihsel andayız. Evet, arkadaşlar birbirimize, arkadaşlarımıza verdiğimiz bir söz var. Eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin, barışın ülkesini inşa edeceğiz. Hepimizin yolu açık olsun.” diyerek konuşmasını bitirdi.

“MUAF DEĞİLİZ”

Veganlığın yaşamda hayvan kullanımını bitirmek olduğunu belirten Elmas Kara, “Bizler nasıl acıyı hissedebiliyorsak, insan harici hayvanlarında sinir sistemi var olduğu için acıyı hissedebiliyor ve bu yüzden doğrudan yaşam hakkı açığa çıkıyor. Yaşam hakkı ise mal olarak görülmeden kullanılmadan özgür yaşam hakkını ortaya çıkarıyor. E peki şimdi biz de insanlar olarak sömürülüyor katlediliyor kullanılıyoruz derseniz, evet tam olarak bu durumdan hiç kimse muaf değil ne insanlar ne de insan harici hayvanlar. Değinmek istediğimiz noktada burası muaf değiliz.” dedi.

“YAŞANABİLİR BİR GELECEK İÇİN DEVRİM, DEVRİM İÇİN HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜ”

Tüm ezilenler ile birlikte dayanışma haklarının savunulmasının zorunlu olduğunu dile getiren Kara, “Sistemin toplumun her kesimine karşı uygulamış olduğu tahakküm biçimleri farklılaşsa da bu ekolojik sistem içinde bulunan her şey daha fazla kar daha fazla rant için tahakküm ve sömürüye maruz bırakılıyor, tahrip ediliyor, katlediliyor.  Ve bu yüzden bizler bu tahakküm ilişkileri içerisine girmeden tüm ezilenlerle dayanışmak haklarını savunma zorundayız çünkü bizler aynı zamanda o ezilenleriz. Tahakküm biçimlerinin tamamını ortadan kaldırmadan sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz, şiddetsiz, özgür, vegan bir dünya kuramayacağımızın farkındayız. O yüzden sizleri de yaşamlarınız da kurmuş olduğunuz tahakküm ve sömürü ilişkilerinden arınmaya ve var olan türcü kapitalist sisteme karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner255

banner231