banner269

Çocuğunun başına bir şey geldiğinde suçu birbirinde arayan ebeveynler gibi olduk. Bir şirket iflas ettiğinde sorumluluğu kabul etmeyen çalışanlar gibi, bir gemi battığında suçu birbirinin üzerine atan tayfalar gibi...

Ortak değerlerimizi kaybederken bile, yaradılışımızdaki o bencil öfke nasılda çıkıveriyor ortaya. Ülkenin dört bir tarafı yangınlarla mücadele ederken, durumdan pay çıkarmaya çalışan fenomenler, ünlüler, yazarlar, sanatçılar birbirilerini suçlama konusunda birbirleriyle kıyasıya yarıştılar. Mesleki hayattaki rekabetlerinde öne geçmek, rakiplerini alt etmek için iyi fırsat yakalamış gibiydiler. Birisi yaptığı yardımı canlı yayında paylaşıp rakiplerinin evde oturduklarını, herhangi bir girişimde bulunmadıklarını adap dışı kelimelerle ifade etti. Bir diğeri, elinde küçük araç yangın tüpüyle fotoğraflarlar çektirip hayranlarına sundu. Biri diğerinin olaylar karşısındaki yorumunu eleştirdi, biri yardım kampanyası başlattı diğeri o kampanyayı beğenmedi. ‘’Help Turkey’’, ‘’We don’t need help ‘’e döndü, yardıma gelen ülkelerden biri, Shakespeare’in ‘’Madem kardeş olarak geldik dünyaya, önde veya arkada değil, gidelim el ele yan yana’’ sözleriyle duyurdu geldiğini. Fakat yardım gelmesi bile birilerinin onuruna dokundu. Birileri yine birilerine karşı, yine birilerine düşman, birilerine ağır eleştirilerle yaklaştı. Oysa;

Değişmeyen bir gerçek vardı o da ormanların alev alev yanmasıydı. Yangın devam ediyor, insanlar mallarını hayvanlarını canlarını kaybediyorlardı. Yani bizim yorumlarımızdan çok daha değerli şeylerini kaybediyorlardı.

İşin tüm yönleri resmî kurumlarca elbette araştırılacaktır, yangınların nedenleri üzerinde durulacak ve eminim ki bir daha bu tür acıların yaşanmaması için gerekli önlemler alınacaktır.

Fakat içimizde hiç sönmeyen öfke yangınını nasıl söndüreceğiz? Bir yardım organizasyonunda bile kavga eden, yapanın yapmayanı ya da kendi yöntemlerince yapanı, kınama hakkını kendisinde bulduğu, insanların, birbirlerinin olaylara bakış açılarını fütursuzca eleştirmekten başka bir şey yapmadıkları bu kaotik yangın nasıl sönecek?

Ortak faydalarımızın olduğu birçok konu ve olayda bile birbirimizi kınamaktan acımasızca eleştirmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

Osho’nun boş kayık kitabında çok sevdiğim şöyle bir anekdot vardır.

Hz. Muhammed’in bir takipçisi onunla birlikte camiye ibadete, sabah namazına gider. Geri dönerlerken pek çok insan hala uyuyordu; vakit yazdı, sabahın erken saatiydi.
Adam kibirli bir şekilde Muhammed’e, “Bu günahkarlara ne olacak? Sabah namazına gelmediler, tembeller” der.

Ve bu adam daha ilk defa gitmiş. Dün kendisi de bu günahkârlar gibi uykudaydı.

Muhammed durur ve “Sen eve git, benim camiye dönmem lazım” der.
“Neden?” diye sorar adam.
“Sabah ibadetim senin yüzünden boşa gitti” der Muhammed. “Senin eşliğin her şeyi bozdu. İbadetimi yeniden yapmam lazım. Ve lütfen hatırla, böyle yapacaksan bir daha asla gelme, diğerleri gibi uyusan daha iyi; en azından onlar bu kadar günahkâr değil. Senin namazın sana tek bir şey yaptı, sana başkalarını kınamanın anahtarını verdi.” (Boş kayık s:70)

Sağlıklı günler dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner262

banner233

banner231

banner264











ucansupurgedernegi.com digifestnyc.com
dinamobet Canlı Casino Siteleri Bet365 Giriş 1xbet sultanbet