banner214

Öncelikle şunu ifade edeceğim.Ben bu meselede hiç bir zaman ırkçı bir düşünce de değilim.Empati kuruyorum.Acaba benim ülkemde böyle bir iç savaş çıksa ne yaparım.Üzerime bombalar yağarken nasıl işin içinden çıkarım.Zalimin güçlü rejiminde yapılacak başka bir şeyi ne şekilde değerlendiririm.Ya öleceğim,yada bir başka ülkeye sığınacağım.Olaya bu perspektif içinde bakıyorum.

Benim burada sitemim kendi yönetimime.Ne yazıkki Türkiye 2011 yılında Suriye konusunda Abd’nin gazına geldi. Ceketin düğmesini yanlış ilikledi.Komşular ile sıfır sorun politikası Emevi camiinde Cuma namazı kılacağız söylemine evrildi. Türkiye’ye göre Esat devrilecek ve Suriye özgürleşecekti.Esat bir müddet Sonra Eset oldu.Yatlarda katlarda gezmeler bir anda düşmanlığa dönüştü.Olayların ilk başladığı 2011 yılında çözülebilecek bir mesele kucağımıza bir bomba gibi düştü.Ve son açıklamalara göre 3.7 milyon normalde ise 5 milyon Suriyeli sığınmacı ülkemizde yaşıyor.

İkinci yanlışta kampların boşaltılarak sığınmacıların Türkiye’nin her iline dağılmasını sağlamak oldu.Bu çok yanlış bir adımdı.Belki bu şekilde Suriyelilerin topluma entegre olması hedeflendi ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Suriyelilerin Türk toplumu içine karışması beraberinde bir çok sorunlar getirdi.Ucuz iş gücü olarak kullanılınan Suriyeliler çalışırken bizim insanlarımız işsiz kaldı.Ticarete atılan Suriyeliler vergi vermezken bizim esnafımız vergilerle boğulur hale geldi. Bizim askerimiz Suriye’de şehit olurken onlar sahillerde nargile içip,bol bol çocuk yapmaya başladı.

Türkiye geçte olsa 2015 yılında bunu farketti.Suriyenin toprak bütünlüğünü korumanın ülkemizin faydasına olduğunu dillendirmeye başladı.Rusya,İran ve Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak İçin kendi aralarında anlaşmalar imzalandı.Bu arada ülkemize yönelik terör tehdidini bertaraf etmek için sınır boyunda bir çok operasyonlar yaptı.Özellikle ABD Ve İsrail’in bir Kürt koridoru kurma düşüncesini engelledi.Buradaki ikinci amaç ise güvenli bölgeler oluşturarak Suriyelileri bu bölgelere yerleştirmekti ama ancak 560 bin Suriyeli o bölgelere yerleştirildi.Elimizde resmî rakamlara göre 3.7 milyon Suriyeli kaldı.

Yapılan hesaplamalara göre ayda en az 174 Suriyeli çocuk dünyaya geliyor. Bu ileride büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacak.Hem ekonomik açıdan,hemde güvenlik açısından...Altındağ’da olan olaylar bunun işaret fişeğiydi.Hem bu Suriyelilere 40 milyar dolar harcayacaksın sonra gelip senin vatandaşını öldürecek. Bu Ensar’la muhacirle dini söylemlerle açıklanacak bir mevzu değildi.İlk başlarda özellikle Ak partiyi destekleyen basının konuya yaklaşımı bunlar din kardeşimiz tarzındaydı.Ülkede büyük bir Esat kin ve söylemi yaratıldı.Taliban ile görüşmeye hazır olan hükümet Esat’la görüşmemekte diretiyor.

İktidarın allayıp pullayıp Suriyelileri koruma içgüdüsü özellikle pandemiyle birlikte ters dönmeye başladı.Ekmeğini bölüşen Türk milleti bir an baktı ekmeğin tamamı elinden gidiyor.Türk halkının işini ve ekmeğini elinden almaya başlayan Suriyelilere karşı toplumda bir refleks oluştu.Daha önceleri Suriyelilere sempati ile bakan Ak partililer bile artık bu işin çığırından çıkmaya başladığını söylemeye başladı.Yapılan kamuoyu araştırmalarında ekonominin ardından Suriyeliler ikinci sırada çıkınca hükümet bir takım adımlar atmanın zamanının geldiğini anladı.Bunda muhalefetinde ciddi manada katkısı oldu.

Seçimler yaklaşıyor.Turpun büyüğü heybede.Kamuoyu yoklamaları hükümetin bu sorunu acil olarak çözmesi gerektiğini ortaya koydu.Aksi taktirde bu Suriye sorunu iktidara kırmızı kart gösterecek. Yapılan bir ankette Türk halkının yüzde 47 sinin sandığa gittiklerinde Suriyeliler konusuna göre hareket edeceğini ortaya koydu.Bu gerçekten ciddi bir rakam. Seçmenin yarısı demek.Bu baskı altında hiç bir iktidarın yaşama şansı yok.

Dünyada göçmen statüsünde olanların ancak yüzde 20 sinin ülkelerine geri döndüğünü,geri kalanların o ülkede kaldığını gösteriyor.Bu durumda ülkemizde en az 2.5 milyon Suriyeli gitmeyecek demektir.Şimdi sırtımızı sıvazlayan batılı ülkeler nasıl bir yanlışa süreklediklerinin farkındalar mı?24 Suriyeliyi barındıran Hollanda bundan dert yanarken bizim halimizi hiç görmüyorlar mı?Suriyelilerin kalifiye elemanını kabul eden batılı devletler bize kalifiyesiz insanları bırakıyor Ve birde bize akıl veriyorlar.

Türkiye’nin önünde iki alternatif var. Birinci ve en önemli alternatif şartsız Esat rejimiyle görüşmek.Tüm komplekslerden arınarak Esat ile Suriye’ye dönecek olanların can ve mal güvenliklerinin saplanması hususunda el sıkışmak.İşin içine Rusya,İran ve Çin’i de katarak bu sorunun çözümü İçin adım atmak.Sisi ile görüşen hükümetin Esat ile görüşmemesi mümkün değil.Özellikle Ak partiyi destekleyen basının Esat ile ilgili kin ve nefret söylemini bırakması gerekir.Bunu mezhepsel saiklerle yapıyorlarsa bu daha da tehlikeli bir adım.Çünkü şu an birleşmiş milletlerce de Suriye’nin meşru hükümetinin başında Esat var Ve gittikçe güçleniyor.

İkinci alternatif ise Batı’ya açılan sınırlarımızı tamamıyla açarak Suriyelilerin Avrupa’ya gitmesini sağlamak.Bu kadar insanı almak istemeyecek olan batılı ülkeler bir çözüm noktasında Türkiye’ye destek olacaklarıdır.Sadece kalifiye elemanları alarak bu işten sıyrılamazlar. Bizim çektiğimizin yüzde birini çeksinler bakalım ülkelerinde huzur kalır mı?

Sonuç olarak Suriyeliler ve Afganlılar sorunu gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor.Artık iktidar bunun farkında Ve bir takım adımlar atmaya başladı.Öncelikle Ankara’daki Suriyelileri ait olduğu illere yollamak İçin adım attı ama bunun pek işe yaramayacağını anladı.Kalıcı olan bizim güvenlik nedeniyle koridor oluşturduğumuz bölgelere göndermek, veya kamplara tekrar göndererek toplumdan tecrit etmek.Her 250 bin doları olup ev alanlara vatandaşlık verilerek bu işin içinden çıkılamaz.Bu gün 150 bin kişiye vatandaşlık verildi.Gittikçe de artıyor bu sayı.

İktidar göçmen konusunda gerekli adımları atıp radikal kararlar almazsa bunun faturasını seçimlerde görür. Muhalefetin görüşlerininde alınarak bir çözüm yolunun bulunması gerekir.Aksi taktirde bu iktidarın başını yakar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet