GÖL DEYİP GEÇMEYİN

Sosyalist dünya adına Kapitalist dünyayla büyük bir mücadeleye giren Sovyetler Birliği’nin
kullandığı en önemli araçlardan biri ekonomik büyümeydi.
Ekonomik büyüme uğruna olağan dışı bir hızla arttırılan pamuk ekimine Aral Gölü’nden
çekilen su, gölün hızla kurumasının önemli nedenlerinden biriydi. Bir diğeri de gölü besleyen
Amu Derya ve Siri Derya nehirlerinin sularının aşırı ve plansız sulama nedeniyle göle
ulaşamamasıydı.
Pamuk rekoltesini artırabilmek için plansız sulama projeleri, dünyanın en büyük dördüncü
gölü olan Aral'ın yüzde 90'ını kurutup çöle çevirdi.
Sadece kırk yıl süren bu süreç beraberinde ciddi bir ekolojik yıkıma yol açtı.
Aral'ın yüzölçümü daraldıkça bölgeden daha çok böcek ve haşare yaşama imkanı buldu.
Aral'ın kurumasıyla bölgedeki iklim de değişti. Yağmurlar azaldı, yeşil alanlar kuraklaştı.
Aral'a yakın tatlı su göletleri de Aral'la birlikte kurudu. Aral'ın beslediği bitki örtüsü
içerisinde yaşayan antilop sürüleri yeryüzünden silindi.
Kuruyan göl, azalan yağış, artan zararlı böcekler pamuk üretiminin hızla azalmasına
yol açtı. Daha çok pamuk derken eldekinden de olundu.
Bir balık deposu olan gölün kurumasıyla çevre halkı ucuz ve besleyici bir kaynaktan da
mahrum oldu.
Yıllardır süren gölü eski haline getirme çabaları başaralı olmadı. Olacak gibi de durmuyor.
Atalarımız boşuna dememişler; “yıkmak kolay, yapmak zor”.
Tüm bunları yazma nedenim, önümüzde bu kadar somut bir örnek var iken ülkemizde benzer
şeyler yapılması.
Doğal göl uzmanı Dr. Erol Kesici son 60 yılda toplamı Van Gölünün üç katı
büyüklüğünde alan eden 70 civarında doğal gölün kuruduğunu, kurutulduğunu
saptayarak, gidişin iyi bir gidiş olmadığına dikkat çekmektedir.
Kuruyan göllerin binlerce yıllık ekosistemle birlikte yok olduğundan, yağmur sularıyla
tekrar dolsa bile göl özelliğini yitirerek su deposu haline geleceklerinden söz etmektedir.
Yok olan sadece göl değildir. Binlerce senelik ekolojik yapı yanı sıra, bölgesel fauna da mikro
iklim de değişmektedir.
Diğer yandan kuruyan göl alanında tarıma açılan topraklar bir süre sonra hızla
verimsizleşmekte, değişen mikro iklim ve fauna nedeniyle çevre de tarım ve hayvancılık
için elverişsiz hale gelmektedir.
Bölgeye uygun tarım bitkilerinin seçilmemesi, bölgedeki su kaynakları üzerinde büyük bir
baskı oluşturmaktadır. Örneğin kurak sayılacak bir bölgede oradaki göle güvenerek çok su
isteyen bitkilerin seçilmesi gölün idam fermanı gibidir. Tarıma su temini gölün yanı sıra her
yıl daha derinleşen artezyenlerle, gölü besleyen akarsularla yapılmaya devam edileceği için
gölün kuruması daha da hızlanmaktadır.

Bunlar yetmiyormuş gibi daha çok para kazanmak için kurak sayılacak bir bölgede yer alan
ülkemizde bol su isteyen tropikal bitkilerin yaygın bir şekilde ekilmesi ve bunu yaparken
sulama teknolojisinin az su tüketecek şekilde geliştirilmemesi, küresel ısınmayla sorun
olmaya başlayan susuzluğu daha da arttıracaktır.
Dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlası su kıtlığıyla baş etmeye çalıştığı, artan kuraklık
ve çölleşmeyle birlikte, 2050 yılına kadar her dört kişiden birinin su sıkıntısı çekeceği
dünyamızda, ülkemizin benimsediği yanlış su politikasıyla sonsuz bir kaynakmış gibi
başvurduğumuz yer altı sularının kendini yenilemesine fırsat vermeden tüketilmesinin
sonuçları sadece göllerin kurumasıyla kalmayacak; zamanla tarım için su tükenecek,
tarımsal üretimin azalması açlığa, içecek suyun daha da azalması susuzluğa yol
açacaktır.
İnsanlar açlıktan susuzluktan bir birini kırmadan önce önlem almak yerine felaket
kapıya dayandığında ülkeden göç ederek kurtulmayı düşünenlerin büyük bir çoğunluğu
hayal kırıklığına uğrayacak, bunu başararak kurtulduğunu sanan bir avuç insanın
yaşayacağı hayal kırıklığı sadece bir süre daha ertelenmiş olacaktır…
Hayır mı?
Ömrü yeten görecek…
Nedim İnce
Altınoluk / 13. 09. 2022

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner291