Gazeteler anket şirketlerine ısmarladıkları seçim öncesi eğilim anketlerini arada yayınlamaya başladılar.  Sonuçlar ve yorumlar muhtelif!
Bildiğimiz kadarı ile siyasi partiler bu anket furyasından geri kalmıyorlar ve kendileri de bazı kurumlara anketler ısmarlıyorlar.  Kendi partilerini önde gösteren anket sonuçları medyaya servis edilirken, beğenilmeyen sonuçları duyuran anket şirketlerine ilginç baskılar uyguluyorlar.  Örneğini Gezici Araştırma Şirketi’ne baskın şeklinde gönderilen maliye uzmanları ile bu memnuniyetsizliği de gördü ülkemiz!
AK-ŞAKA, hesapla kitapla arası hoş olmayan birisidir.  Anket tekniklerini de bilemez.  Ancak bu çorbada bizim de tuzumuz olsun diyerek, kendince bir çalışma yaptı.  Anket değil, kişisel gözlemlerini küçük bir deftere not ederek basit bir sonuca ulaşmak istedi.  Bu yazımız bir anket sonucu olarak değil, basit bir gözlemin izdüşümü olarak değerlendirilmelidir.
***
İlk tespitlerimiz AKP seçmeni üzerindedir.  Kendimizce izlediğimize göre, AKP seçmen tabanını ikiye ayırmak doğru olacaktır.  Bir grup seçmen, AKP İktidarı’nın yanlışlık komedyası haline dönmüş olan bazı icraatlarını görmemekte kararlıdır.  Davanın ne olduğunu halen bilemeseler bile, davamıza bağlıyız sloganı ile sadakatlerini göstermekte kararlıdırlar. Ki, bir süre önce söylendiği gibi ‘bir bedenin kılı’ kıvamında olmaya devam etmektedirler!
AKP seçmeninin ikinci yarısı kısmen uyanmıştır ve bir şeylerin doğru gitmediğini anlamıştır.    Bu grup, kötü giden icraatları arada fıtrata, kadere ve kısmetsizliğe bağlamak istese bile, artık destek olmaktan kaçınmak eğilimindedir.  Bu grup seçmenin kaçış adresi gene merkez sağ ve muhafazakâr şablona yakın duran MHP çizgisine doğru evirilmiştir.  Bunu kentimizin koyu AKP eğilimli bazı gazetecilerinin yazılarından da okumaktayız.
MHP cephesine göz atarsak, kendi seçmen tabanlarına güvenmekle birlikte, AKP tabanından gelen yeni katılımlar sonucu özgüvenleri daha da artmış görünmektedir.  Özellikle Mersin de büyükşehir belediye başkanlığını kazanmış olmalarının artı puanı ile bu genel seçim adına biraz daha güçlü olduklarını söylemek kehanet değildir.  Bunu aday adaylarının kendilerini tanıttıkları konuşmalardan da anlamaktayız.
CHP, birçok il bazında ön seçim yapmış olmanın rahatlığı ile yeni döneme hazırlanmaktadır.  Örneğin; Mersin için eğilim yoklaması sonuçlarına eklenecek iki kontenjan ile de en azından geçen dönemin performansına ulaşacaklarını düşünmektedirler.   Ön seçim ve eğilim yoklamaları üyelerin onurunu kurtarmış ve parti içinde belirli bir güç olabileceklerinin özgüvenini yaratmıştır.  Bunun seçim çalışmalarına yansıması beklenmektedir.
 
 
CHP, belki oylarında bir miktar artma sağlayacaktır, ama bu artış iktidar olması için kanımca yeterli olmayacaktır.  Bu nedenle, CHP yönetiminin ‘iktidar matematiği’ denen basit kuralı göz ardı etmemesi doğru olacaktır.
HDP kapalı kutudur.  Seçim barajını geçebilecekleri gittikçe yaygın bir kanaat haline gelmektedir.   Seçime yeni bir aday kadrosu ile girerek, ülke genelinde etkin olabilmek için çabalayacakları kuşkusuzdur.   Barajı aşmaları halinde alacakları oyların AKP kökenli seçmenden gelecek olması, herhalde AKP üst yönetimi için bir karabasana dönmektedir.  Seçim yaklaştıkça, bu tablo daha çok öne çıkabilir.
Vatan Partisi, son derece doğru bir davranışla adını değiştirerek sahneye çıkmıştır.  Azımsanmayacak yeni üyelerle zenginleşmiştir.  Buna karşılık anket şirketlerinin tahminleri kendileri adına henüz yüz güldürecek düzeye çıkamamıştır.
Anadolu Partisi, zaten kadük doğmuş bir partidir.  Alacağı oy teferruat olarak kalacaktır.
DSP ise, merhum Ecevit’le birlikte büyümüş ve onun kaybı sonrası nerede ise tabela partisi haline dönmüştür.  Birçok kentte de esamisi okunmaz boyuttadır, Mersin de olduğu gibi.
Kanımca; 7 Haziran genel seçimleri için, cumhuriyetin korunması ve demokrasinin gelişmesi ilkesinde birleşen partilerin ‘seçim ittifakı’ yapması en doğru yaklaşım olacaktır.  Konuşmak şansını bulabildiğim tüm kent insanları bunu arzulamakta ve heyecan verici bulmaktadırlar.
Seçim ittifakı yapılır ve gereken sandalye kazanılır, sonra gene isteyen kendi yoluna gider ve programını uygular yaklaşımı giderek yaygınlaşmaktadır.
Belki tek sorun, hangi tabela altında toplanılacağı hesabıdır.  Ki, bunun tartışılmaz adresi ana gövde olan CHP tabelası altında bir araya gelmekten geçmektedir.
Bence; Vatan Partisi, DSP ve Anadolu Partisi bu gerçeği görmeli ve CHP yönetimi de seçim ittifakı adına katı davranmaktan kaçınmalıdır.  Çünkü 7 Haziran, belki de ülkemiz adına bir milat tarihi olacaktır!..
    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.