banner165
Öne Çıkanlar mezitli sinan Sinan Koç korona mersin

Bu haber kez okundu.

İHD,“İNSAN HAKLARIYLA İNSANDIR”

İnsan Hakları Haftası sebebiyle basın açıklaması düzenleyen İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi, “2020’nin son çeyreği biterken siyasi iktidarın ortaya attığı insan hakları ve yargı alanında reform söylemleri ise bu tablo altında gerçekleşebilecek bir vaat olarak görülmemektedir. Gerçekten bir reform yapılmak isteniyorsa kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı yeni ve demokratik bir anayasanın yapılması ve geçmişle yüzleşmeyi sağlayacak gerçek bir çatışma çözüm sürecine girilmesi bir zorunluluktur” dedi.

“OHAL BAHANE EDİLİP İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANIYOR”

Türkiye’nin hâlâ OHAL rejimi ile yönetildiğini söyleyen Kılıç, “Bu durum ve süreç, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ilkesinin terk edilmesine, böylece hem hukukun hem de kurumların baskıcı rejimin birer “aracı” haline getirilerek keyfiyetin ve bilhassa da belirsizliğin kamusal alana hakim kılınmasına yol açmıştır. Rejim, salgının olağanüstü niteliği ile OHAL’i birbiriyle ilişkilendirerek erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırmaya çalışmaktadır. OHAL ilanıyla birlikte siyasal iktidarın düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları, özellikle de basın üzerindeki kaygı verici boyutta artan baskı ve kontrolü 2020 yılında da sürmüştür. Türkiye’de ifade özgürlüğünün kullanımı siyasi, sanatsal, ticari, akademik, dini ve ahlaki hemen her ifade biçimi bakımından sorunlu olmakla birlikte kısıtlama ve ihlaller asli olarak siyasal nitelikli eleştirilere yöneliktir” diye konuştu. 

“MİLYONLARCA İNSAN EVLERİNDE AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ”

Kılıç, “Bugün ülkede hem biyolojik hem de sosyal yaşamını sürdürülebilmesi için salgın koşullarında çalışmak zorunda olan milyonlarca insan bulunmaktadır. Yıl içinde yaşanan iş cinayetlerinin toplam sayısı içinde, tüm tespit zorluklarına karşın, Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren işçilerin sayısı azımsanmayacak bir orandadır. Getirilen yasaklar ile milyonlarca insan evlerinde açlığa mahkum edilmiştir. İşsizlik ve yoksulluk en çok kadınları, çocukları ve mültecileri etkilemiştir” diyerek sağlık çalışanlarını da andıklarını Covid-19'un iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesi talebinin derhal kabul edilip yasalaşması gerektiğine vurgu yaptı.

“ÜLKENİN TAMAMI İŞKENCEHANE HALİNE GELMİŞTİR”

“Devletlerin ve hükümetlerin insan haklarına yönelik saygısının doğrudan belirleyici göstergesi hapishanelerdir” diyen Kılıç, “Yani bir ülkenin insan haklarının gelişmişliğinin doğrudan ölçütü ve mukayese aracı hapishaneleridir. Türkiye’de siyasal iktidarın hukuku, bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanması sonucunda maalesef hapishaneler tıka basa dolu durumdadır. Hapishaneler yaşam hakkı ihlalinden işkenceye ve sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir. Covid-19 salgını açısından en riskli yerlerin başında hapishaneler gelmektedir. Salgın gerekçe gösterilerek mahpusların zaten kısıtlanmış olan hakları daha da kısıtlanarak yeni bir “normal” yaratılmak istenmektedir. Salgının ulaştığı boyut göz önüne alındığında yeni kayıplar ve hak ihlalleri yaşanmadan derhal söz konusu otoritelerin uyarı ve çağrılarına uygun yeni düzenlemeler yapılmalıdır” dedi ve işkence konusuna da değinerek şöyle konuştu, “Türkiye’nin de bir parçası olduğu evrensel hukuk normlarına göre işkence mutlak olarak yasaklanmış ve insanlığa karşı bir suç olarak vasıflandırılmıştır. Bu doğrultuda T.C. anayasası ve yasalarında işkence ve kötü muamele yasağı güvence altına alınmasına rağmen işkence olgusu 2020 yılında da Türkiye’nin başat insan hakları sorunu olmuştur. Denilebilir ki siyasal iktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu günümüzde ülkenin tamamı işkencehane haline gelmiştir.”

“REFORM DEĞİL, VİTRİN DÜZENLEMESİ”

“2020’nin son çeyreği biterken siyasi iktidarın ortaya attığı insan hakları ve yargı alanında reform söylemleri ise bu tablo altında gerçekleşebilecek bir vaat olarak görülmemektedir” diye konuşan Kılıç, Gerçekten bir reform yapılmak isteniyorsa kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı yeni ve demokratik bir anayasanın yapılması ve geçmişle yüzleşmeyi sağlayacak gerçek bir çatışma çözüm sürecine girilmesi bir zorunluluktur. Bu adımlar atılmadan yapılacak şey reform değil, ancak uluslararası taleplere cevaben yapılan bir vitrin düzenlemesi olur” dedi ve konuşmasını şöyle sonlandırdı, “Son söz olarak; var oluş nedenleri hak ihlallerinin son bulduğu, adalet, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan İHD 34 ve TİHV 30 yaşındadır. Kardeş kuruluşlar olarak bizler, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm zorluklara karşın ihlalleri belgeleyip, raporlayarak görünür kılmaya, böylelikle önlemeye, cezasızlıkla mücadele etmeye ve insan haklarına saygıyı yükseltmeye devam edeceğiz.”

İnsanları kaçırma/kaybetme vakaları, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin binalarına yapılan saldırılar ve Kürt sorunu üzerine de açıklamalarda bulunan İHD Mersin Şubesi, tüm bu yapılanların ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açtığının altını çizdi.

HABER: GİZEM TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188