banner165
Öne Çıkanlar mezitli Sinan Koç sinan mersin korona

Bu haber kez okundu.

İMECE İŞ İNSANI SÖYLEŞİSİ ÇOKGÜNLÜ, "TÜMÜMÜZ POTANSİYEL RİSK ALTINDAYIZ..."

Köy çocukluğundan yola çıkıp sosyal faaliyetlere katılan Çokgünlü ile, Türkiye genelinde örnek olan Alzheimer Derneği ve insan ilişkileri üzerine konuştuk.

-Ben sizi Alzheimer Derneğindeki çabalarınız ile tanıdım. Aynur hocanın öncülüğünde derneğin bugünlere ulaşmasında sizlerin de katkısı var. Siz de isimsiz kahramanlardan birisiniz. Çokgönlü öncelikle siz biraz kendinizi anlatır mısınız?

Bütün hayatım Mersin’de geçti. Hayatım için Mersin için, iş için ve son vesile olan Alzheimer derneği için konuşalım. Mersin merkeze bağlı Yanpar Köyünde doğdum.1956 yılında o dönemlerde mersinde köy yaşantıları değerliydi. Çünkü şehrin sanayisi çok gelişmemişti. İş imkanları bugünkü gibi değildi. Büyük önder Atatürk’ün dediği gibi, “köylü efendimizdir” lafıyla köylülere daha çok önem veriliyordu. Türkiye ekonomisi tarımla yürüyordu. Tarım da köylerde olduğu için köyler biraz daha değerliydi. Çocukluğumuzda il valisi köyümüzü sürekli ziyaret ederdi. Dolayısı ile insanlar daha çok kırsalda yaşardı. Bu zamanlarda öyle değil. O zamanlar köyde malı olan pek okuma hevesinde olmazdı. Benim öğretmenim babama gelip,” sen bu çocuğu okula gönder” demiş.  Babamda beni ortaokul yazdırdı. Bu şekilde ben de okudum. Bu arada ben de iş hayatına başladım. Kahvede garsonluk yaptım,  bazı yerlerde çıraklık yaptım. Askerlik bitince de iş hayatına atıldım. Her zaman düşüncem iş hayatında başarılı olmaktı. Bugüne kadar hayatımda yapmış olduğum işlerde başarılı olmak istedim. Çok deneyimlerim oldu. Bugün yüz yirmi beş çalışanım var. Hepsi de benim evladım gibi. Ailemin parçası.

-Alzheimer Derneği kurucusu hakkında konuşmadık. Lütfen bu konuda da bize bilgi verir misiniz?

-Bizim sevgili kurucumuz, Aynur hocamızdan bahsetmedik. O başka bir kadın. O iki çocuk annesi süper bir kadın. Aynı zamanda Profesör mertebesine yükselmiş bir eğitmen. Bu kadar işin içerisinde nasıl zaman bulup bu derneği ve bizi bir araya getrim aile reisliği yaptı, ve bizi sürekli hareket halinde tutan bambaşka birisidir. Bizler ona yetişmekte zorlanıyoruz. Bütün bu fikirler hep ondan geliyor. Her zaman oy birliği ile kararlar alınıyor. Bugün 85 büyüğümüz bizim misafirimiz. Onlar bizim saygı duyduğumuz büyüklerimiz. Ve bugün hayatları burada bizimle kesişmiş. Ve aileleriyle de görüşüyor. Kendisi demir yürekli bir kadın.  Ankara’da bazı mevzuat değişiklikleri veya konular  için çalıştaylara katılıyor. O sayede de bazı anlaşmazlıklar değişecek.  Bizim Mersin’de yanımızda oldunuz, özellikle basının bütün fertleri, özel idareler, belediyeler, gönül veren bütün insanlara binlerce kez teşekkür ederiz. Burada Yenişehir’deki bakım merkezimiz bütün Mersin’e mal olmuş bir kurum. “Az olsun çok kişi katılsın bir tuğla da sen koy  “ kampanyası ile binlerce kişinin burada emeği var. Belki ileriki yıllarda burası daha üst bir duruma gelecek. Burada misafirlerimizin anıları kalacak. Burada katlıları olan kişilerin yardımları unutulmayacaktır. Her zaman yaşayacaktır.

- Yanpar Köyünden gelen bir köy çocuğunun belli yerlere gelebileceğinden bahsettiniz ve dediniz ki, “Mustafa Kemal Atütürk’ün gösterdiği yoldan ilerleyerek geldim buralara” peki gelecek kuşaklara öneriniz nedir?

Şu anki kuşak ile benim kuşağım arasında farklar var. o dönemdeki mutlulukla bu dönemdeki mutluluk farklı. O dönemde ekmeğe, zeytine bulan mutluydu. İkinci bir ayakkabısı olmayan bundan mutsuzluk duymazdı. Ama şimdi ki gençler çok farklı yerlerdeler. Ama gençler bulduğu şeylerle mutlu olmanın yolunu arasınlar. Daha ileriki yıllarda daha farklı bir yaşantı ile karşılaşacaklar. Kendilerini her zaman hayata değişime ayak uydurarak yaşasınlar. Genç yaşta işe başlayanlar daha büyük işler peşinde koşsunlar ama abuğun onu beklemesinler yani merdivenleri basamak basamak çıksınlar. En çok sağlığa önem versinler. Bugün sağlıklı bir şekilde yaşayan kişiler ileride en büyük sermayeye sahip olacaklar. Ve daha başarılı işler yapacaklardır. Beş parmağın beşi bir değil, her iş kolu farklı ama tek bir birleşim noktası vardır, “ Temelde mutluluk”. Virüs var hayatımızda son bir yıldır. Ve durum değişmedi aradan bir yıl geçmesine rağmen hala hayatımızın içinde ve daha da sonucunun ne olacağını kestiremiyoruz.

-Abdurrahman bey ben sizi ilk Alzheimer Derneğinin temel atma töreninde gördüm orada Aynur hoca  sizi tanıtmıştı bana. Herkes paraya endekslenirken, “daha çok para” derken sizin yaşlılara yönelmenizi biraz açar mısınız?

Öncelikle işlerimizin hep ilerlemesi ve sağlıklı bir noktaya gelmesi için gençliğimizde çaba sarf ettik ve bazı şeyleri ört pas ettik. Bazı şeyler bize öngörülmedi yapılmadı. Ama insanlar belli bir yaşa gelip taşlar yerine oturduktan sonra önüne bu gibi sosyal sorumluluklar veya daha farklı şeyler çıkabiliyor. Bizde nasıl oldu. Ben babamı kaybettim. Babam Alzheimer hastasıydı işin özetinde bu Alzheimer nedir ne değildir. Bilmiyordum. Ve bilgi sahibi değildim. Mersin’de böyle bir derneğin kurulduğunu duydum ve dernekten bana teklif geldi 2006 yılında kuruldu 1 yıl sonra dahil oldum ben de çok az üyesi vardı o zamanlar. Bir şeyler yapmak istiyorlardı. O istekleri vardı. Aynur Hoca’nın nerede bir insan topluluğu varsa Alzheimer hakkında yaptığı bilgilendirme toplantısına ben de katıldım. Anladım ki gerçekten de önemli bir durum. Gelecekte hepimizin başına gelebilir. Ve baş etmenin çarelerinin birlikte üstesinden gelinebileceğinin farkına vardım.  Her birimizin bir potansiyel aday olduğumuzun farkına vardık. Ve daha profesyonelce yönetileceğini tedbirler alınması gerektiğinin farkına vardık. Buna zaman ayırdım ben de öğrenmek için. Bir gün Aynur Hoca, Mersin’deki sayıdan bahsettiğinde ve potansiyel hasta sayısından bahsettiğinde inanamadım. Ama onlar akademisyendi bu işin uzmanıydı ve işin ciddiyetini kavradım. Ne yapabiliriz diye konuşulduğunda Mersin’de yaşlılara daha iyi hizmet verebilmek için ve ile bireylerin eğitilmesi ve hayatlarının bundan sonraki kısmı için bilgilendirmek için çalışmalarımı arttırmak gerektiği kararını verdik. Alzheimer hastalığı sadece hastayı değil diğer aile fertlerinin hayatını da değiştiriyor. Birbirine girmiş çok yönlü bir çalışmalıydı. Bizler de bunlara yön vermeliydik. Ben de babamı alzheimer’dan babamı kaybettiğim için durumu biliyorum.

-Abdurrahman Bey babanızdan bahsettiniz, siz de babanızı Alzheimer’dan kaybetmişsiniz bahseder misiniz?

Babamın hastalık döneminde annem bize haber gönderdi, “Babanız hasta” dedi. Babamın yanına gittiğinde babamı çok severdim. Babam yine çok çalışkandı. Akşama inşallah bir şey kalmaz doktora falan gittik. Biz bu amaçla hekimin yanından çıktık. Ama baktık ki günler geçtikçe daha da fenalaşıyor daha da gidiyor. Bu nedir, ne değildir hiç duymadığımız bir şey.  Ve ilerleyen zamanlarda annemin bu hastalığa nasıl bakılacağı nasıl konuşulacağını ilmiyordu. Dışarıdan da destek almıyorduk sadece ilaçlarını alıyorduk. Yıllar geçtikçe bu işin ciddiyeti daha da büyüdü mesela bir gün evden çıkıp gitmişti. E gittiği yerleri bilmiyoruz. O tablo gözlerimin önüne geldiği zaman çok ızdıraplar çektik. Şimdi birlikte olduğumuz dernekte de bunun farkına vararak bu işe başlayalım dedik.  Böyle bir merkezin yapılmasına karar verildi ama elimizde hiçbir maddi destek yok. Ve büyük bir projeydi nasıl yapacağımızı düşündük. Bu üyelerimizi dinlediğimizde sermayemizin şevk olduğunu anladım. Kadınlarımız bir yerlere gidip kermeste çok cüzi  3-5 kuruş para getirdiğinde onun ne kadar değerli olduğunu öğrendim. Ve yapacağımıza inandık. Bugün inşaatın bulunduğu Yenişehir’deki arsamız Yenişehir belediyesine aile bir hizmet alanıydı. Bunun tahsisi yapıldı. Bize tahsis edildi ve inşaata başladık. Etrafımızdan destek talep ettiğimizde etrafımızdakiler, “sizler bu işi nasıl yapacaksınız” demeye başladılar. Ve şevkimizi biz kırmadık. Çok sıkıntılar çektik ama bina şekillendikçe etraftan bize inanan ve katılanlar oldu yuvamız daha da büyüdü.  Sonra da Mersin'de Sivil Toplum Örgütleri, şahıslar, dernekler ve bir çok vatandaşlar, “Tamam siz doğru bir iş yapıyorsunuz” dediler.

.

-Abdurrahman Bey Mersin’e yönelik geçmişe dönük anılarınızı anlatır mısınız?

Mersin’i anlatmak uzun bir saat dilimini alır aslında. Ama öncelikle mersin coğrafı konumu iklimi ile yaşanılacak bir yer. Mersin diğer şehirlere göre kalkınmışlık iş imkanları daha iyi daha iyi ki mersin göç aldı. 90’lı yıllarda mersin göç aldığına göre mersin daha avantajlı verimli güzel toprakları var. sanayimiz diğer şehirlere kıyaslara iyidir. Liman diğer şehirlere açıktır. Ve liman bir kapıdır. Mersin her şeyi ile iyidir. Mersinli olmaktan gurur duydum.

  • Abdurrahman Bey son olarak bildiğim kadarıyla Yanpar çok kıyıda bir köydü. Geçmişi ve günümüzü değerlendirecek olursanız bir iş insanı olarak bunu değerlendirir misiniz?

İki Mersin vardı. Biri Mersin merkez ikinci bölge kırsal bölüm bunların idare şekli de kırsallar özel idare şehirler belediye bütçeleriyle kısmen yönetiliyordu. Belki o döneminde doğrusu buydu Ama bugün bakıyorum da büyükşehir Yasası ile beraber bütün Mersin’i tek Mersin olaraktan görmek. Tek bütçeyle yönetmen her yere eşit dağıtımı yapmak sanki daha iyi oldu kanısındayım. Çünkü insanlar bugün Mersin’in en ücra köşesinde bile belediye otobüsünün gitmesi ve belediye hizmetlerinden yararlanması ve yolların asfalt yapılmasının faydalı olduğu kanısındayım. Belediye hizmetlerinden yerel yönetimlerden yerel yönetimleri başkanından daire müdürlerinden destek alıyorlar. En azından farklı yönetim tarzı değil de tek bir yönetimin faydalı olduğunu düşünüyorum.

Söyleşi: Gizem TOKKUZUN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188