banner165
Öne Çıkanlar yılbaşı güvenlik tarsus okul öncesi eğitim 2024 fadime hoca sigara

Bu haber kez okundu.

MİMOZA DERNEĞİ, “ŞİDDETE KARŞI ‘DUR’ DEMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK”

Mimoza Derneği, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin zirve yaptığı ve pandemi süreciyle zirveye ulaşan bir şiddettin bariz görünür kılındığını söyleyerek, “Kadınlar olarak bir araya geldik ve bizler de kadınlara yönelik yapılan bu haksızlığa ‘dur’ demek için bir aradayız. Herkesi, bir kişi daha eksilmemek için alanlara mücadele etmeye çağırıyoruz. 25 Kasım'da  Kadın Derneği olarak  alanlarda olacağız . Rengimizde olduğu gibi çoşkuyu, neşeyi, ümidi ve dirilişi haykırmak için alanlarda olacağız. Bütün kadınları da alanlarda olmaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mimoza Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kurulma süreçlerinde bahsederek derneklerinin adının neden mimoza olduğundan söz etti. Mimoza çiçeğinin tarihsel bir anlamı olduğuna dikkat çeken Başkan Göksoy, “Öyle bir isim olmalı ki hem Çukurova’ya hitap etmeli hem de kadınların kendilerini ifade edebilecekleri bir simgesel yaklaşıma dönüşmeliydi diye düşündük. Mimoza diye düşünürken yine mi bir çiçek adında sıkışıp kalacağız diye de düşündük açıkçası. Ama bazı ekolojik simgelerin, imgelerin tarihsel geçmişleri oluyor. Mimoza’nın da tarihsel bir geçmişi var. 1946 yılında İtalya’da Devrimci Kadın Üyeler bir yola çıkıyorlar ve İtalya 2. Dünya Savaşı sürecini yaşıyor o sıralarda. Ülkenin ekonomik durumundan insanlarına kadar herkes yıpranmış bir vaziyette. Savaş sırasında taciz, tecavüz, katliam maalesef ki yoğunlukta. Devrimci İtalyan Kadınlar da bu duruma son vermek adına bir araya geliyorlar. 3 kadın ‘ne yapabiliriz’ sorusu ile ve ‘bu duruma dur demeliyiz’ mottosu ile yola çıkıyorlar. Hem ülke ekonomisini kurtarmak hem de kadınları kurtarmak adına örgütlenme modeli ile bir araya gelip bunu başarıyorlar da. Onlar da isim bulma konusuna geliyorlar ve birçok önerilerden sonra mimoza isminde karar kılıyorlar. Mimoza, mart ayının başında çiçek açar.  Baharı yeniden müjdeler. Mimoza çok nazik ve kırılgandır ama bir o kadar da güçlü ve soğuğa dayanaklıdır. Çok güçlü bir köke de sahiptir aynı zamanda. Açtığı arı renk umudu, çoşkuyu, neşeyi simgeliyor. Bu vesileyle mimoza Devrimci Kadınların simgesi oluyor. Bizler de şuan şiddetin, tacizin ve tecavüzün arttığı bir süreci yaşıyoruz. Bize de en uygun ismin mimoza olacağını düşündük. Bu çiçeğin taşıdığı özellikleri de 

tarihsel bir geçmişe konu olmasını da içselleştirdik ve derneğin isminin mimoza olmasına karar verdik. Bu kentin de artık bir ‘mimoza’sı var” dedi.

Başkan Göksoy, “Yeni olduğumuz için 7 kurucudan oluşuyor henüz.  Bu kurucularımız içerisinde avukatımız, psikoloğumuz, sosyoloğumuz dıştan destek sunacak. Tekniker, sosyal uzmanımız mevcut. Bu derneği kurma aşamasında neden böyle bir yola çıkmamız gerektiği ile ilgili birçok tartışma yürüttük, fikir alışverişinde bulunduk. Tartışma sonucunda, kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği ve Pandemi süreciyle zirveye ulaşan bir şiddet bariz görünür kılındı. Bizler de buna ‘dur’ dememiz gerektiğinin farkına vardık. Tüzel kişilik kazanıp kadınlarla ortak paydada birleşmemiz gerektiğini düşündüğümüz için projeler geliştirerek de derneğimizi kurmaya karar verdik.  Yavaş yavaşta üyelerimizi dahi ederek büyümeyi hedefliyoruz” diyerek Çukurova’nın illerinde de şubeler ya da temsilcilikler açmayı da hedeflediklerinin altını çizdi.

Mor çatı derneği ile ortak çalışmalara başladıklarını söyleyen Başkan Göksoy “CEİD ile de bağlarımız var. Kadın savunma ağları ile, derneklerle iletişim halindeyiz” diyerek eğitim seminerlerine katıldıklarının ve bu işe önce kendilerinin eğitim alarak başladıklarını belirtti.

“Yerel yönetimlerle, STK’larla aynı zamanda yine yeri geldiğinde sığınma ihtiyacı duyan kadın arkadaşlarımızın güvenlik ve barınma ile ilgili oluşabilecek sorunları ile de devletin ilgili kurumlarıyla ortaklaşabileceğimiz çeşitli projelerimiz var” diyen Göksoy, “Bunlar için bir aşamaya ihtiyacımız var. Bu projelere ulaşmak için resmi anlamda da kabul görülebilmek için 1 yılı tamamlamak gerekiyor AB hibe projeleri de alabilmek için. Bu nedenle ilk aşamamız yerel yönetimlerle ve STK’larla ortak çalışmalarda bulunmak olacak. Pandemi sürecinde birçok kadınımız evde kalmak zorundaydı herkes gibi. Bu süreç kadınlarımızı oldukça yıprattı. Bu durum çocuklara, aile bireylerinin tamamını da yansıdı maalesef. Pandeminin bize öğrettiği birçok şey var, birlikteliğimizle birlikte psikolojik anlamda çok fazla yük taşıdık. Bunun için bizim yapmamız gerek ilk şey, kadınların kendilerini ifade edebileceği alanı yaratabilmek. Bu süreçte şiddet, çok fazla tırmanışa geçti. Mersin’de şiddet ve cinayet olaylarını çok fazla yaşanır oldu. Kadınlarımız için yerel yönetim ve muhtarların da desteği ile eğitimsel bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Şuan ilk hedefimiz bu” diye konuştu.

Özgecan Aslan yasasına de değinen Göksoy, “Bu yasa çıksaydı belki de bu kadar kadınımız ölmeyecekti” dedi.

HABER: SEREN SABUNCU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner185

banner188