Öne Çıkanlar imecehaber imecegazetesi CUMHURBASKANI RecepTayyipErdogan kırım mesaj cumartesi İmeceHaber tarsus mersin carsamba özelhaber SOMA

Bu haber kez okundu.

10 EKİM İKİNCİ KERBELA'DIR/ SONER AYDIN'IN HABERİ
 Alevilerin matem ayı olarak gördüğü, Kerbela'da ailesi ve 72 seveni ile katledilen Hz. Hüseyin'e sahip çıkmak ve rahmet etmek için 12 gün boyunca oruç tuttukları Muharrem Ayı'na girdik.

 

Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu Üyesi Erdoğan Sevin Dede Muharrem Ayı'nın önemini, Aleviler bu ay içerisinde neler yaptığını ve neden matem orucu tuttuklarını gazetemize anlattı. Ankara'da yaşanan katliama da değinen Erdoğan Sevin Dede, 10 Ekim'de ki Ankara katliamını, yine 10 Ekim 680'de gerçekleşen Kerbela katliamına benzeterek, "Kerbela'dan günümüze kadar geçen süre 1335 yıldır. Bu süre içerisinde bir değil bir birçok Kerbela yaşanmıştır. Ankara katliamı da bir Kerbela'dır" ifadelerini kullandı.

 

-SONER AYDIN: Öncellikle bize bu Muharrem Ayı'nın önemini, Aleviler bu ay içerisinde neler yaptığını ve neden matem orucu tuttuklarını değerlendirir misiniz?

 

-ERDOĞAN SEVİN: Alevi inancında, Hz. Adem'in tövbesinin kabul edilip tekrar cennete dönmesinden sonra rivayete göre 3 günlük bir şükür orucu tutulmuştur. O günden Nuh Tufanı'na kadar 3 gün oruç tutulmuş. Nuh Tufanı olduğundan sonra gemide sağ kalanların erzakları ile bir çorba yapılıyor. Bu da Aşure Çorbası oluyor. Aşure 12 taamın bir araya gelmesinden sonra oluşan bir çorbadır. Nuh Tufanı'ndan sonra ise 10 gün oruç tutuluyor. Nuh Tufanı'ndan Kerbaleya kadar 10 gün oruç tutuluyor. Yine rivayete göre Hz. Muhammed ve Hz. Adi de Kerbela'ya kadar 10 gün oruç tutup aşure pişirmişlerdir. Bunun Aleviler açısından bağlantısına bakacak olursak, biliyorsunuz tarihte bir Kerbala vakası vardır. İslam dininin kurucusu Hz. Muhammed'in torunu olan Hz. Hüseyin'in 10 Ekim 680'de Kerbela'da ailesi ve 72 sevenleri ile şehit ediliyor. Hz. Hüseyin'in Kerbela'da Yezid tarafından şehit edildiği gün Muharrem ayının 10. günüdür. Aleviler, Şiiler, Caferiler bu 10. günü Aşure Günü olarak kabul ederler. Fakat Anadolu Alevileri bütün imamların (12 İmamlar) şehit edildiğini göz önünde bulundurarak 12 gün oruç tutarlar. Tabi sadece bir oruç değildir aynı zamanda bir yastır. Bu yasın da kaide ve kuralları vardır.

 

-S.A: Peki Kerbela'dan sonra neler yaşandı. Alevilerin bu katliamın ardından yas tuttuğunu söylediniz. Bu yasın kuralları nelerdir. Bu ayda neler yapılır, neler yapılmaz. Nelere dikkat edilir?

 

-E.S: Kerbela olayı, Hz. Muhammed'in soyuna yapılan çok büyük bir katliam olduğu için o katliamı lanetlemek, Hz. hüseyine de sahip çıkmak ve rahmet etmek için yas tutarlar. Aleviler Hz. Hüseyin'i anarken ve orucunu yasını tutarken, asla ve asla bunu bir kin yada öfke içinde olmazlar. Tutulan yastaki amaç bu ve benzeri olayların yaşanmamasıdır. Bu sadece İslam alemine değil bütün dünyaya örnek olmalıdır. Çünkü burada bir hak var, bir hakikat var ve bir de ne olursa olsun haksızlık var. Bunun için Aleviler Hz. Hüseyin'e sahip çıkmak için her yerde her zaman direnme gücü göstermişlerdir. Bu ayda yas tutarken önemli olan aç kalmak değildir. Önemli olan aç kalırken açların, yoksulların halini anlamaktır. Anladıktan sonra onlara yardım etmek, kimsesizlere sahip çıkmaktır. Aleviler bu ayda genel olarak tıraş olmazlar, çamaşır değiştirmezler, gömlek değiştirmezler. Hatta eşleri ile ayrı yatakta yatarlar. 12 gün boyunca su içmezler. Su yerine ağırlıklı olarak ayran, komposto alırlar, çay içerler. Ancak inançlar bulundukları çağa ayak uydurmak zorunda. Örneğin kırsal alanda yaşayan Aleviler köy ortamının dışına çıkmadıkları için tıraş olmayabilir yada gömlek değiştirmeyebilirdi. Yani orucun şartlarını yerine getirebilirlerdi. Ama günümüzde Alevilerin çok büyük bir bölümü kentlerde yaşamaktadır. Bu gün kent yaşamı ile kırsal yaşam arasında büyük farklılıklar vardır. Kent yaşamında olan insanlar diğer insanlarla birlikte yolculuk yapmak zorundadır. Beraber çalışmak, beraber okula gitmek, beraber görev yapmak zorundadır. Dolayısıyla bunu yaparken çalıştığı kurumun kurallarına uymak zorundadır. Devlet memuru ise tıraş olmak, kılık kıyafete uymak zorundadır. Eğer siz tuttuğunuz ibadetle birilerine zarar veriyorsanız bu ibadet olmaz. Çevrenize zarar vermemeniz gerekir.

 

 

-S.A: Orucun ardından bir çorba pişirilir ve dağıtılır. Bu çorbanın anlamı nedir. Neden çorba pişirilir?

 

-E.S: Aleviler bu 12. günün sonunda bir Aşure Çorbası pişirir, kimi yerlerde kurban kesilir. Kurban kesilmesinin nedeni de şudur. Hz Hüseyin'in soyundan olan İmam Zeynel Abidin'in kurtulması ve soyunun devam etmesinden dolayı o şükür kurbanı kesilir. Aynı zamanda oruçta bir şükür orucu olarak değerlendirilir. Kesilen kurban ve pişirilen aşure dağıtılıp, hakka, hakikate ve barışa vesile olması dilenir. Bu Aşurenin içersinde 12 taam vardır. Her bir taam 12 imamı temsil eder. Ama inanç bakımından her bir taam bir mozaiği temsil eder. Yani bir çok etnik inanç, düşünce bir araya getirilip bunlar bir potada buluşturularak bir mozaik oluşturulabilir ve bir kazanda kaynatarak bir huzur barış sağlanabilir mesajı veriliyor.

 

 

 

-S.A: Kerbala'dan bu güne neler yaşandı. Özellikle Muharrem Ayı içerisinde gerçekleştirilen ve onlarca insanın ölümüne sebep olan son Ankara saldırısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

-E.S: Kerbela'dan günümüze kadar geçen süre 1335 yıldır. Bu süre içersinde bir değil bir birçok Kerbela yaşanmıştır. Bu sadece Alevilere değil, bir çok mazlum halkla, inançlara zalimler, zulüm yapmıştır. Kendisine karşı gelenleri yok etmeye çalışmıştır. Evet hem Emeviler döneminde hem de Abbasiler döneminde Anadolu Aleviliği bugünkü gibi şekillenmemişti. 12 İmamdan yana olanlar yani Ehlibeyti sevenler vardı. Birde zulüm iktidarını destekleyen gruplar vardı. Zulüm yapan gruplar kendisine biat etmeyenleri sürekli ezmiştir ve yok etmiştir. Eğer bir yerde bir haksızlık, adaletsizlik, zulüm varsa bir katliam varsa orada Kerbala vardır. 10 Ekim 2015'te Ankara'da meydana gelen resmi kayıtlara göre 97 insanımızın katledildiği bu olayda tıpkı 10 ekim 680 de Kerbela'da meydana gelen olayı çağrıştırıyor. O gün insanlar susuz bırakılarak, oklarla vurularak, kılıçtan geçirilerek yok edildiler. Bugün bomba ile yok ediliyorlar. Yani terör o günden bu güne terör amacını değiştirmemiş ama şeklini değiştirmiştir. Ankara da katledilen insanlardan hangi dinden, hangi inançtan hangi mezhepten olurlarsa olsunlar öldürülen her can bir candır. Ateş sadece düştüğü yeri yakmamıştır. Türkiye'de eli vicdanında olan herkesin gönlüne ateş düşürmüştür. Onun için bu olay hepimiz açsından çok öneli bir kırılma noktasıdır.

 

-S.A: Peki yeni Kerbelaların yaşanmaması için neler yapılmalı?

 

-E.S: Türkiye'de bir daha bu olayların meydana gelmemesi için sağduyulu insanların, hangi siyasal düşünceden olursa olsun bir araya gelmesi lazım. Bütün din adamları bu konuda aynı dilini konuşup aynı sesi çıkartmalıdır. Terörün bir amacı vardır. İçinde ki enerjisini döküp, yok etmektir. Ama bunun karşısında bir hükümet ve devlet gücü vardır. Bir halk gücü vardır. Bu güç terör gücünü nötrleştirmelidir. Zamanında bunun tespiti yapılıp önlem alınmış olsa belki olay yaşanmamış olurdu. Eğer bir yerde yaşanan olay bir toplumu ilgilendiriyorsa bu önceden engellenmelidir. Burada kişiye yönelik bir saldırı yoktur. Bir topluma, barışa yönelik bir saldırı vardır. Amaç ülkede ki savaşı derinleştirmektir. ,Bu olay karşısında dik durmak zorundayız. Yeni Kerbebalaların yaşanmaması için birlik olmak zorundayız. Bizim gidecek başka bir toprağımız yok. Bu ülkede yaşanan herkesin bu topraklarda dedesi şehit olup toprağa düşmüştür. Yeni bir çatışma ortamı yaratılmamalıdır. Kimse kandan nefretten medet ummamalıdır. Hiçbir güç akan kanı, gözyaşını temizlemeye yetmez. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.