banner214
Öne Çıkanlar mersin sera uyusturucu tarım kenevir bitki yeşil erdemli imecehaber imecegazetesi mersin kaza Tere yağında tavuğun Mersin tarihi KAYIP dersimliler

“IRKÇILIĞIN PANZEHİRİ BARIŞTIR!”


Haber: Seren SABUNCU

Türkiye’de nefret söyleminin son zamanlarda arttığına işaret eden İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Emek ve Demokrasi Platformu, ortak basın açıklaması yaparak, “Irkçılığın panzehiri barıştır! İnsanın insanla barışı, yani farklı etnik köken, ırk-renk-dil, cinsiyet ve farklı inanç gruplarıyla barışı esastır.  Ve bu barış,  insanın doğayla barışını da koşullayacaktır!” ifadelerine yer verdi.

 “Irkçılık psikolojik bir hastalık değildir”                        

Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen kitle adına basın açıklaması yapan İHD Eşbaşkanı Hakkı Demir, Türkiye’de, nefret söyleminin giderek artması ve bu nefret söyleminin yarattığı, tetiklediği ırkçı ve ayrımcı saldırılar çok tehlikeli boyutlara ulaştı. Nefret söyleminin kontrol edilmemesi halinde, bunun şiddeti tetikleyen bir niteliğe büründüğünü Ankara, Afyon, Antalya  ve en son Konya’daki ırkçı ve barbar katliamla sonuçlandığını gördük, yaşadık... İnsanlık tarihi göstermiştir ki, yaşanan büyük acıların çoğu, bir gruba karşı ırkçı nefretin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Irkçılık ve ayrımcılık, bireyin bir eğilimi olmaktan çıkar, yaygınlaşır, önce grupları, giderek büyük kitleleri harekete geçirebilir. Toplumsallaşan ve kurumsallaşan ırkçılık, yalnızca bulunduğu yer için değil, tüm dünya için bir tehdittir. Unutmayalım ki, ırkçılık psikolojik bir hastalık değildir, "kafatasçı" bir ideolojidir ve medeni tüm toplumlarda cezai yaptırımlara tabii tutulan bir suçtur” dedi.

“NEFRET SÖYLEMİNDEN BESLENİYORLAR”

“Bir insanın, bir başka insanı sırf başka bir etnik yapıya, bir başka inanca ya da bir başka dile sahip olduğu için katledebilecek bir duruma getirilmiş olmasını insan olarak adlandırmak  zordur” diyen Başkan Demir, “Hepimizin bildiği üzere, akla ve hayallere sığmayacak bir çok kötülük, insan görünümlü ırkçı yaratıklar tarafından işlenmektedir. Konya’daki ırkçı katliam, bir arada yaşama kültürümüze, insanlığımıza, değerlerimize saldırıdır... Bilinmelidir ki,   bir evin tüm bireylerini vahşice öldürebilecek, evi ateşe verebilecek vicdansızlığı, acımasızlığı besleyen ülkedeki ötekileştirici nefret söylemidir.  Bu katiller hem nefret söyleminden besleniyorlar hem de cezasızlık politikasından güç alıyorlar. Sivas katliamını yapanlar ortaya çıkarılıp cezalandırıldı mı, Roboski’de devletin uçakları tarafından, içinde çocukların da olduğu, insanlar bombalanarak öldürüldü, bu katliamı yapanlar yargılandı mı?... Suruç ve Gar Katliamını yapanlar, onlara göz yumanlar, yol verenler hak ettikleri cezaları aldılar mı? Ne yazık ki hayır! İşte ırkçı ve faşist yapılar bu cezasızlık politikasından güç alıyor” diye konuştu.

“BU BİR PROVAKATİF BİR ALGIDIR”

Demir, “Kürt sorununun çözümsüz bırakılması, çatışmalı ortamın devam etmesi, barışçıl bir ortama geçilmemesi de yaşadığımız bir çok sorunun temelini oluşturmaktadır. Kürt sorunu, Türkiye’deki bir çok kirli yapılanmalara örtü alarak kullanılmakta, alternatif görünen muhalif yapıları da dizayn etmede bir araç olarak kullanılmaktadır. Televizyonlardan, HDP üzerinden her gün nefret dili kullanılarak insanların kafasında Kürtler terörist algısı yaratılmaktadır. Türkiye’nin dört bir yanında ormanlar yanıyor! Ve hepimizin yüreği ormanlarla beraber yanıyorken; bir an önce yangınların söndürülmesi için çaba gösterilmesi, bu konuda toplumun bir dayanışma içinde seferber edilmesi gerekirken, ne yazık ki orman yangınları üzerinden bir başka ötekileştirme yaratma derdine düşüldü. Orman yangınlarını Kürtlerin çıkardığına dair kirli, bir o kadar da tehlikeli, provakatif bir algı toplumun bilinç altına yerleştirilmeye çalışıldı. Bundan görev çıkaran ırkçı gruplar, Kürtlerin ölümü hak ettiğini düşünmeye ve bu insanlık dışı düşüncelerini sosyal medya üzerinden servis etmeye başladı” diyerek Manavgat’ta sivil giyimli insanların, kendilerine asayiş payesi vererek araçları kontrol etmeye, yangın söndürmeye koşan insanların bile doğum yerlerine bakarak linç etmeye çalıştıklarını da sözlerine ekledi.

“BU SALDIRILARIN HEDEFİNDE KÜRTLER VE SURİYELİLER YER ALMIŞTIR”

İnsan Hakları Derneği (İHD) olarak, kamuoyunun dikkatini Türkiye’de yayılmaya ve olağanlaşmaya devam eden ırkçılığa çekmek için defalarca açıklamalarda bulunduklarını hatırlatan Demir sözlerini şöyle sürdürdü, “Bu gerçeği;  Kürtlere salt Kürt oldukları için ve Suriyelilere salt Suriyeli oldukları için yapılan saldırılarda ve Ermenilere yönelik ırkçı nefret söylemlerinde görebiliyoruz. İHD’nin 22 Eylül 2020 tarihli “Türkiye’de Nefret Suçları ve Son Dönemde Yaşanan Irkçı Saldırlar Özel Raporu”na göre 2020 yılının ilk sekiz buçuk ayında sadece derneğimizin tespitlerine göre 14 ırkçı saldırı olayında 3’ü Suriyeli çocuk olmak üzere 7 kişi öldürülmüştür. Söz konusu vakalarda en az 32 kişi de yaralanmıştır. 2010 yılından bu yana 280 ırkçı saldırıda 15 kişinin öldürüldüğünü ve 1097 kişinin de yaralandığını görmekteyiz. Bu saldırıların hedefinde Kürtler ve Suriyeliler yer almıştır. Cumhuriyet tarihi boyunca uluslararası krizler, Müslüman olmayan toplumlara ve resmi olarak tanınmayan halklara yönelik gözdağı veren, can güvenliğinden yoksunluk duygusu yaşatan genel bir toplumsal atmosfere vesile edilmiştir. "İç düşman,  dış düşman" söylemi,  egemenlerin toplumu kendi yönetme erklerine uygun olarak dizayn etmek amacıyla sürekli kullandıkları bir ötekileştirme aracı olarak kullanılmaktadır.  İsrail’le ilişkiler Yahudilere, Yunanistan’la sorunlar Rumlara, Irak Federe Kürdistan Bölge Yönetimi ile yaşanan sorunlar ve Suriye’nin kuzeyinde de facto oluşan yönetime karşı girişilen askeri harekâtlar Kürtlere, Azerbaycan- Ermenistan çatışma gerilimleri Ermenilere saldırmak için bahane edilmiştir.”

“IRKÇILIĞIN PANZEHİRİ BARIŞTIR!”

Eşbaşkanı Demir, “Ermenilerle Türklerin dostluğunu savunan, iki halkın bir birini anlaması için çaba harcayan Hrant Dink’e bile tahammülü olmayan yaygın bir ırkçılık yaşandı bu memlekette. Siyasi partilere bu dönemde çok önemli bir görev düştüğü kanaatindeyiz. Ve bu görev, tabanda ırkçılık karşıtı bir kültürün yeşertilmesi ve güçlendirilmesi görevidir. Özellikle siyasal partilerden talebimiz, ülke geneline yayılmış teşkilatları aracılığıyla seçmenleri arasında çatışmayı değil çözümü, düşmanlığı değil birbirini anlamayı, ayrışmayı değil köprüler kurmayı tercih eden ve ırkçılığı temelden reddeden bir anlayışı beslemeleri ve böyle bir anlayışı halk arasında yaygınlaştırmak için çaba harcamalarıdır. İnsan yaşamını ve insanın insanca yaşamasını önceleyen bir toplum için bunun bir zorunluluk olduğunu düşünmekteyiz. Basın açıklamamızın başlığında da söylediğimiz gibi, ırkçılığın panzehiri barıştır! İnsanın insanla barışı, yani farklı etnik köken, ırk-renk-dil, cinsiyet ve farklı inanç gruplarıyla barışı esastır” diyerek bu barışın,  insanın doğayla barışını da koşullayacağını söyledi.          

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner227

banner233

banner258

banner231