banner214

GİRİŞ:

5237 Sayılı TCK’nun 155/1. Maddesine göre; başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli belirli bir şekilde kullanılması için kendisine zilyetliği devredilen malı devralan şahsın, zilyetliğin devri amacı dışında kendisinin veya başkasının yararına olarak malı kullanması veya zilyetliğin devri olgusunu inkar etmesidir. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, zilyetliği devreden ile devralan arasında mevcut olan hizmet ilişkisinin kötüye kullanılması suretiyle güveni kötüye kullanma suçu işlenmesi halinde meydana gelir. Güveni kötüye kullanma suçu, emniyeti suiistimal suçu olarak da adlandırılmaktadır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu da, dolandırıcılık suçu gibi mevzuatımızda mala karşı işlenen suçlar grubunda yer almaktadır. Bahsetmekte olduğumuz bu suça ilişkin suçun faili, suç konusu şeye ilişkin lehine zilyetlik tesis edilmiş olan kişidir. Bu suça ilişkin korunan hukuki yarar ise elbette kişilerin mülkiyet hakkı olmaktadır.

Güveni kötüye kullanma suçu, temelde hukuksal bir ilişkinin gereğinin yerine getirilmemesi olarak düşünülebilir. Örneğin kişiye ertesi gün getirmek üzere aracını EMANET eden mağdurun aracını sanık getirmediyse, eylem, bu suçu oluşturacaktır.   ancak sanık bu aracı hileli alıp getirmezse TCK’nun  157. Maddesinde kapsamında kalacaktır.

Güveni kötüye kullanma suçu, basit ve nitelikli hal olmak üzere iki şekilde işlenebilir. Suçun basit şekli şikayete tabidir. Şikayet süresi, suçun işlendiğinin ve failinin öğrenildiği tarihten başlamak üzere 6 aydır. Suça dair şikayet hakkı 6 ay içerisinde kullanılmaz ise, bir daha aynı fiil ile ilgili şikayet hakkı kullanılamaz.

Suçun nitelikli halleri, takibi şikayete bağlı suçlar arasında değildir, bu nedenle bir şikayet süresi yoktur. Suçun nitelikli hallerinin dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. Müşteki davaya katılmak istiyorsa zamanaşımı süresi içinde her zaman şikayet hakkını kullanılabilir.

Güveni kötüye kullanılması suçunun meydana gelmesi için failin haksız yarar sağlaması şart değildir. TCK 155. Maddesinde zilyetliğin kötüye kullanılması veya devir olgusunun inkar edilmesi suretiyle “kendisinin veya başkasının yararına olarak” mal üzerinde tasarrufta bulunulması halinde cezalandırılmaktadır. Yani en nihayetinde aslında bu suçun oluşabilmesi için, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 973. Maddesi ve devamı hükümlerine göre zilyetliğin usulüne uygun sanığa devredilmiş olması gerekmektedir. Müştekinin malını satmak üzere götüren satış sorumlusu- telefonu alıp bir iki saat sonra geri götüreceğini söyleyen sanık- tamir için aldığı telefonu iade etmeyen işyeri yetkilisini bu hususa örnek verebiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner227

banner233

banner255

restbet